Ana içeriğe atla

Yayınlar

Mart, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Büyüme hedefin altında

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla 2014 yılının dördüncü çeyreğinde yüzde 2.6, 2014 yılının tamamında ise yüzde 2.9 arttı.  Hükümetin Orta Vadeli Programı’nda (OVP) 2014 büyüme hedefi yüzde 4.0’ten yüzde 3.3’e revize edilmişti. Banka ve aracı kurum ekonomistleri ise yüzde 2.5 - 2.7 dolayında büyüme bekliyordu. Buna göre büyüme oranları tahminlerin üzerinde çıksa da hükümetin hedefinin altında kaldı. Bu rakamlarla 2023 için kişi başı 25 bin dolar gelir hedefi de oldukça zora girdi.  Veriler büyümenin itici gücü olan hane halkı tüketiminin zayıf kaldığını, büyümenin daha çok  net ihracat ve devlet harcamalarındaki yükselişten kaynaklandığını gösterdi. Yatırımlar azaldı Büyümeyi devlet harcamaları destekledi. Hane halkı tüketim harcamaları 2014’te yüzde 1.3 artarken, devlet harcamaları yüzde 4.6 artış gösterdi. Mal ve hizmet ihracatında yüzde 6.8 artış olurken, it

Kokpit kuralları değişiyor

Finans merkezinde sınıfta kaldık

2023’te dünyanın 10 büyük finans merkezlerinden biri olma hedefindeki İstanbul, Küresel Finans Merkezleri Endeksi'nde iki basamak gerileyerek 44. sıradan kendine yer bulabildi. İstanbul’u bölgenin ve dünyanın yükselen finans merkezi haline getirme hayali suya düştü. İngiliz araştırma kuruluşu Long Finance tarafından yayımlanan “Küresel Finans Merkezleri Endeksi Mart 2015” (Global Financial Centers Index-GFCI) raporunda İstanbul ancak 44. sırada yer alabildi. Yılda iki kez yayımlanan endekse göre 6 ay önce (Eylül 2014'te) 42. sırada olan İstanbul iki basamak birden geriledi. Endekste İstanbul'un puanı da 12 puan düşüşle 643'e geriledi. İstanbul 44. sırada yer alarak Bermuda (41), Cayman Adaları (39), Kuala Lumpur (38), Britanya Virjin Adaları (34), Sao Paulo (43), Johannesburg (32), Dubai (23), Riyad (14), Abu Dhabi (26) ve Tel Aviv (27) gibi merkezlerin gerisinde kaldı. Endeks, İstanbul'un Ortadoğu ve Afrika’da yer alan finans merkezlerine yetişem

Piyasa Notları: Kurda oynaklık sürecek

ABD Merkez Bankası (Fed) kararı sonrası, Türkiye’nin de aralarında olduğu gelişen piyasalar ‘şimdilik’ rahat bir nefes aldı. Küresel ekonomide yeni bir dönemin kapılarını açacak faiz artışı kararı için geçen hafta tüm gözler Fed’in Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısına çevrilmişti. Fed’in düşük enflasyon ortamı nedeniyle faiz artırımında acele etmeyeceğini vurgulamasıyla dolar endeksi bir miktar geriledi. Nisanda faiz artışı ihtimali ortadan kalkarken, faiz tahminlerinin düşürülmesi kararın eylüle kalacağı beklentisini güçlendirdi. Bu da piyasaları olumlu etkiledi. Ancak Fed aslında makro tahminlerinde çok kötümser olmadığı ve faiz artışı hala masada olduğu için dikkatli olmak gerekiyor. Şu ana kadar beklendiği gibi piyasa için bir nefes alma imkanı doğdu ancak bu hala sınırlı. Özellikle gelişmekte olan ülke kurlarının oynaklığı hala yüksek seyrediyor. Türkiye’de de dolar Fed kararı sonrası anlamlı bir düşüş sergilemedi.  Diğer yandan Fed’in, faiz artışında ‘sabırl

Dolar fırları gelir eridi

Hükümetin OVP’de 10 bin 537 dolar olarak hesapladığı kişi başı milli gelir kurdaki yükseliş nedeniyle 8 bin 893 dolara geriledi. Faiz tartışmaları ve küresel gelişmeler nedeniyle Türk Lirası ağır darbe alırken, kişi başı milli gelir de 10 bin doların altına indi. Mevcut kur oranıyla Türkiye uluslararası arenada küme düştü. Vatandaş kağıt üstünde 2014’te 1644 dolar fakirleşti. Dolardaki hızlı yükseliş, bir yandan enflasyona yansıyarak vatandaşın cebindeki parayı eritirken, diğer yandan Türkiye’yi, kişi başı milli gelirde 10 bin dolar eşiğinin altına çekti. Türk Lirası’nın hızlı değer kaybıyla hükümetin Orta Vadeli Plan (OVP) hedefleri şaştı. 2015-2017 Orta Vadeli Program’da hükümet, kişi başı milli geliri 2014 yılında 10 bin 537 dolar, 2015’te 10 bin 936 dolar, 2016’da 11 bin 541 dolar, 2017’de 12 bin 229 dolar olarak hesaplamıştı. Ancak bu hesaplamada kullanılan dolar kuru 2014 için 2.1777 TL, 2015 için 2.2882 TL, 2016 için 2.3704 TL, 2017 için ise 2.4407 TL idi. 

Yabancı çıkışı bizim için fırsat

Türkiye’de büyümek için ocak ayında  2.2 milyar Avro fon getirdiklerini söyleyen ING Bank Türkiye Genel Müdürü Abay , "Türk bankacılık sektöründeki yabancı çıkışları bizim için fırsat" dedi. ING Bank Türkiye Genel Müdürü Pınar Abay, yabancı bankaların Türkiye’den çıkmasıyla ilgili olarak “ Türkiye ING, grubumuzdaki en hızlı büyüyen ülkelerinden biri. Bizim planlarımızda hiçbir değişiklik yok. Gelecek dönemde yine bütün segmentlerde büyümeye devam edeceğiz ” dedi. Piyasada oyuncu azaldığı için çıkışları fırsat olarak gördüklerini söyleyen Abay, şöyle devam etti: " Avrupa’da ekonomik büyüme yavaşladığı için büyümek için Türkiye gibi ülkelere çok ihtiyaç var. Bu yıl benim en büyük hedefim büyüme yüzdesi ve kredi büyüme yüzdesi. ING grubu fonlama olarak inanılmaz zengin. Türkiye’nin de yabancı fonlara ihtiyacı var. Büyüme ivmesinde olan ticari firmaların çok ciddi kaynağa ihtiyacı var. Avrupa’nın negatif faiz ortamına girmesi, Türkiye’nin de fona ihtiyacının

4G tüketiciye ek maliyet getirmeyecek

Türk Telekom Grubu Bireysel İş Birimi CEO’su Akdemir , 4G’nin aboneye yeni bir maliyet getirmeyeceğini dile getirerek “3G ve 2G de olduğu gibi 4G’de de birim fiyatlar düşecektir” dedi. Türk Telekom Grubu Bireysel İş Birimi Üst Yöneticisi (CEO) Erkan Akdemir, 4G’nin aboneye yeni bir maliyet getirmeyeceğini söyledi. Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde gazetemizin sorularını yanıtlayan Akdemir, “ Türkiye sadece seste değil mobil internette de Avrupa’nın en uygun fiyatlama yapan ülkesi. 4G de aboneye ekstra bir maliyet getirmez. Biz yatırım yapalım yatırımın karşılığını da vatandaştan çıkaralım diye bir durum söz konusu değil. Daha da ucuzlar. Bugün 2G’deki internet birim kullanım birim fiyatıyla ile 3G’deki aynı mı? İnanılmaz ucuzladı. 4G için de birim fiyatlar düşecektir ” dedi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık 4G ihalesine dair detayları 4 Mart’ta açıklamıştı. Bakanlar Kurulu’nun belirlediği 2 milyar 298 milyon Avro’luk ihale değeri ise Resmi Gazet

Citi, Türkiye planlarını değiştirmeyecek

Citibank Türkiye Genel Müdürü Akçaoğlu , “Citi Group’un Akbank’tan çıkması, grubun dünya çapında azınlıkta olduğu yatırımlardan çıkma kararıyla ile ilgili. Türkiye’de büyümeye devam edeceğiz” dedi. Citibank Türkiye Genel Müdürü Serra Akçaoğlu, Citi Group’un dünyada uyguladığı azınlıklardan çıkma stratejisi doğrultusunda Akbank’ta ortaklığından çıktığını, bunun Türkiye ve Akbank ile ilgisi olamdığını vurgulayarak, Citibank’ın Türkiye’de özellikle dış ticaret ve nakit yönetimi konusunda büyüme stratejisi sürdüreceklerini söyledi. Akçaoğlu “ Türkiye planlarımızı değiştirmiyoruz. Citi’nin bu kararı Türkiye ile değil Akbank ile de değil... Dünya çapında azınlıkta olduğu yatırımlardan çıkıyor. Çünkü payı yüzde 10’un altında. Ama Citi Türkiye piyasasında 40 yıldır var ve eskiden olduğu gibi yatırımlarımıza devam edeceğiz ” dedi. Citibank’ın Türkiye’de organik büyümeye odaklanacağını söyleyen Akçaooğlu, “ Bundan sonra da sürekli büyüyerek Türkiye’deki stratejilerimizi d

Yatırım için yüzde 15 kâr şart

Hakan Binbaşgil , Türkiye’nin kalkınma hedefleri için yatırım yapması gerektiğini belirterek “Bunun için de kredi ihtiyacı var. Kredilerin yüzde 15 büyüyebilmesi için öz kaynak kârlılığının en az yüzde 15 olması gerekir” dedi.   Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, Türkiye’de kişi başı milli gelirin artması için reformların sürmesi gerektiğine işaret ederek bunun da güçlü bir bankacılık sektöründen geçtiğini vurguladı. Uludağ Ekonomi Zirvesi ’nde gazetemizin sorularını yanıtlayan Binbaşgil, geçen yıl sonunda yüzde 11.6 olan öz kaynak kârlılığının ocak ayında yüzde 10.6’ya gerilediğine dikkat çekerek “ Tekrar yüzde 15’li seviyelere gelmek gerekir. Bunun sebebi artan kaynak ve regülasyon maliyeti, düşük büyüme ve artan maliyetlerdir ” diye konuştu. Türkiye’nin uzun vadeli hedeflerini tutturabilmesi için yatırımlara ve altyapısını yenilemeye ihtiyacı olduğunu belirten Binbaşgil, “ Türkiye’nin bütün bunları finanse edecek bir kredi ihtiyacı var. Bu da Türk banka

Gün, faizi sıkı tutma günü

Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde sorularımızı yanıtlayan Hakan Ateş , küresel piyasalarda ezber bozan gelişmeler yaşandığına dikkat çekerek, “Gün faizi sıkı tutma dönemidir. Faizlerin topyekûn aşağı hareketi enflasyonun bunu desteklemesiyle mümkün. Her şey stabilize olduğunda faizler de düşecektir” dedi. DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, doların rekor üstüne rekor kırdığı dönemde piyasaların üç kritik gündemi olan Merkez Bankası’nın faiz kararı, Fed toplantısı ve Fitch’in not güncellemesi ile ilgili öngörülerini Cumhuriyet’e açıkladı. Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde sorularımızı yanıtlayan Ateş, hem küresel ekonomi hem de Türkiye ekonomisi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Merkez iyi yönetti ABD’de faiz artışı yaklaşırken gelişen piyasalar da çalkantılı bir döneme girdi. Türkiye’de kurun çok artmasını neye bağlıyorsunuz? Küresel ezber bozan gelişmeler oluyor. Avrupa da Amerika da Avro/doların bu kadar baş aşağı gideceğini beklemiyordu. Büyümenin düştüğü bir ortamda

Kurumlar bağımsız, büyüme en az yüzde 5 olmalı

Merkez Bankası’nın bağımısız olması gerektiğini yineleyen Şimşek, yüzde 3 ile orta gelir tuzağından kurtulmanın mümkün olmadığını vurguladı. Şimşek, doların artışının da çok kötü olmadığını dile getirdi. Dolar kurunun sekiz ayda yüzde 17 yükseldiğine işaret eden Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dolardaki artışın o kadar da kötü olmadığını söyledi. Kurumların bağımsızlığını ve kalitesinin yükseltilmesiyle ülkenin lig atlayacağını savunan Şimşek, kalitenin de Avrupa Birliği normlarına yaklaşakar yakalanabileceğini söyledi. Uludağ Ekonomi Zirvesi ’nde konuşan Şimşek’in dikkat çektiği noktalar özetle şöyle;  Dolardaki artışta ABD ekonomisinde olumlu gelişmelerin yanısıra Avrupa ekonomisindeki olumsuz gelişmelerin de etkisi var. Bu o kadar da kötü değil. Bu türden hareketler küresel büyümenin dengelenmesine yardımcı olabilir.  Kur hareketini önemsiyoruz, hassasiyetimiz var. Ama makro temeller sağlamsa sorun olmaz.     Yüzde 3 ile orta gelir tuzağından kurtulamayız. Yüz

Siyasi belirsizlikler çözülürse yolumuz açık

Kurdaki yükselişte siyasi tartışmaların da etkili olduğunu belirten Babacan “İhtiyacımız olan güven veren bir Merkez Bankası” dedi. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, son dönemdeki siyasi tartışmaların dolar kurundaki yükselişi hızlandırdığını söyledi. Uludağ Ekonomi Zirvesi ’nde konuşan Babacan, “ Para politikası ile ilgili belirsizlikleri aşmamız gerek ” diyerek şöyle devam etti: Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, son dönemdeki siyasi tartışmaların dolar kurundaki yükselişi hızlandırdığını söyledi. Uludağ Ekonomi Zirvesi ’nde konuşan Babacan, “ Para politikası ile ilgili belirsizlikleri aşmamız gerek” diyerek şöyle devam etti: “Para politikasının sorumlusu Merkez Bankası’dır. Hedefler hükümetle ortak belirlenmiştir ama hedeflere ulaşmada araç bağımsızlığı var. Bu, yasada açıkça ifade ediliyor. Şu an ihtiyacımız olan öngörülebilirlik, iyi bir iletişim ve güven veren bir Merkez Bankası. ” “ Yeter ki hesabımızı iyi yapalım, her türlü senaryoya karşı hazır ola