Ana içeriğe atla

Yayınlar

Nisan, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yolun başındayız

Bilim kurgu hayranı olan Ayşegül İldeniz, dünyanın en yaratıcı 100 kişisinden biri. İldeniz, inovatif düşünen insanların gelecekte başarılı olacağına inanıyor. Intel Yeni Teknolojiler Dünya Başkan Yardımcısı Ayşegül İldeniz, hayal gücünü kullanan, inovatif düşünmeyi öğrenen insanların gelecekte başarılı olacağına inanıyor. Türkiye'nin bu dönüşümü acilen yapması gerektiğini söyleyen İldeniz, Silikon Vadisi'ne gittiğinde diğer çalışanların da kendisi gibi Star Trek hayranı olduğunu fark etmiş. Ayşegül İldeniz, Türkiye'nin gururu olan kadınlardan biri. Dünyanın en yaratıcı 100 kişisi arasında gösterilen İldeniz, tüketicilerin günlük hayatlarında kullanabilecekleri moda ürünlerini teknolojiyle birleştiriyor. Intel’e 1998 yılında Akdeniz, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi’nden sorumlu Pazarlama Müdürü olarak katılan İldeniz, sırasıyla Intel Türkiye Genel Müdürü, Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi (EMEA) Başkanı ve EMEA Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. On yıl

Parasal gevşemeyi itiraf edemedi

Yeni dönemde iletişimin en önemli unsur olacağını söyleyen Çetinkaya, koridorun üst bandında yapılan indirimlerin ‘gevşeme’ değil sadeleşme olduğunda ısrarcı. Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, geçen hafta Başkanlığı devraldıktan sonra ilk kez kamuoyu önüne çıktığı “ Nisan 2016 Enflasyon Raporu Toplantısı ”nda “ Önümüzdeki dönemde hükümet dahil tüm paydaşlarla iletişimi artıracağız” derken, üst banttaki toplam 75 baz puanlık indirime rağmen para politikasındaki sıkı duruşun sürdüğünü belirtti ve bu indirimleri tanımlarken sadeleşme ifadesini kullanarak ‘parasal gevşeme’yi itiraf edemedi. Sadeleştirme adımlarının ‘koşullar el verdiği ölçüde’ süreceğini belirten Çetinkaya, enflasyon tahmininde ise değişikliğe gitmedi. Güven mesajı verdi Çetinkaya’nın satır aralarında sürekli yaptığı fiyat istikrarı vurgusu da dikkat çekti. Yeni Başkan iletişimi artırma, para politikasını daha öngörülebilir kılma ve fiyat istikrarını sağlama vurgusuyla piyasalara güven verme

Piyasa Notları: Bankalarda kredi riski büyüyor

Faiz indiriminin ardından gözler bankalara çevrilse de yüzde 115’i geçen kredi mevduat oranı ve enflasyon, kredi faizlerinin düşmesine engel. Merkez Bankası’nın faiz koridorunun üst bandında 50 baz puan indirim yapmasının ardından gözler bankalara çevrildi. Her ne kadar konut sektörü temsilcileri kredi faizlerinin düşeceğini ve satışların artacağını belirtse de, Merkez’in şu ana kadar yaptığı indirimlerin kredi faizlerine kısa dönemde yansıması beklenmiyor. Bunun altında da başta kredi mevduat oranı ve enflasyon olmak üzere pek çok risk yatıyor. Bankalar kredi faizini belirlerken faiz koridorunun üst bandında yapılan indirimleri referans alsa da indirimler öncelikle mevduat faizlerine yansıyor. AKP’li çevreler faiz ucuzlayınca girişimcilerin daha fazla borçlanarak, daha çok yatırım yapacaklarını, tüketicinin ucuz kredi kullanarak daha çok konut alacağını, böylece ekonominin canlanacağını, büyümenin hızlanacağını söylüyor. Ancak kazın ayağı öyle değil. Enflasyon dü

Radikal değil temkinli

Merkez, faiz koridorunun üst bandını 50 baz puan indirdi. Hükümet yeni başkan Çetinkaya’yı radikal adım atmamakla eleştirirken, temkinli bulunan indirim piyasalarda olumlu karşılandı. Merkez Bankası yeni Başkanı Murat Çetinkaya başkanlığındaki ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faiz koridorunun üst bandında beklentilere paralel 50 baz puan indirime giderken,  kısa vadede enflasyondaki düşüşün devam edeceğine dikkat çekti. TCMB politika faizini yüzde 7.5, faiz koridorunun alt bandı olan gecelik borç alma faizini yüzde 7.25 seviyesinde tutarken, koridorun üst bandı olan gecelik borç verme faizini yüzde 10.50’den yüzde 10’a çekti. Faiz kararının açıklandığı PPK metninde, “Enflasyon yakın dönemde belirgin bir düşüş sergilemiştir. Temelde işlenmemiş gıda kaynaklı gerçekleşen bu düşüşün kısa vadede devam edeceği öngörülmektedir. Bununla birlikte, çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmenin sınırlı olması likidite politikasındaki sıkı duruşun korunmasını gere

Başkanlık 8 yıla çıkarsa faiz tartışmaları biter

Durmuş Yılmaz: TCMB başkanının görev süresi sekiz yıla çıkarılır ve başkanlık bir dönem yapılırsa siyasi tartışmaların da önüne geçilir. Merkez Bankası (TCMB) eski Başkanı Durmuş Yılmaz, siyasi algılamaların önüne geçmek için Merkez Bankası Başkanının görev süresinin 8 yıla çıkarılması gerektiğini söyledi.   TCMB'de atama tartışmaları sürerken gazetemize açıklamalarda bulunan Yılmaz, " Merkez Bankası'ndaki şu anki 5 yıllık süre aslında çok uzun bir süre değil. Dolayısıyla bence TCMB başkanlığı 8 yıla çıkarılmalı. Başkan, Avrupa Merkez Bankası'ndaki gibi ikinci defa seçilmemeli. Bir dönem görev yapmalı " dedi. Hükümetin faiz indirimi baskısına değinen Yılmaz, sekiz yıllık görev süresinin bu tip tartışmaların önüne geçeceğine dikkat çekti. Yılmaz " Politikaların devamlılığı açısından bence bu çok daha iyi " dedi. Merkez Bankası Kanunu uyarınca Merkez Bankası Başkanları, Bakanlar Kurulu Kararıyla 5 yıllık bir dönem için atanıyor,

Piyasa Notları: AKP vaatle göz boyadı reformlar unutuldu

Davutoğlu, seçim vaatlerinin hepsini yerine getirdik diyerek ekonomide pembe tablo çizse de bu vaatler kırılganlıkları azaltacak yapısal reform niteliği taşımazken, enflasyondan ihracata veriler hedeflerden oldukça uzak.   Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçim öncesi verdikleri vaatlerin hepsini yerine getirdiklerini söylese de, harcamaları artırarak ekonomiyi canlandırma adımları olan bu vaatlerin ekonomik verilere nasıl yansıyacağı önem taşıyor. Ücret artışı, kamu harcaması ve kredi genişlemesini içerdiğinden kriz önlemleri olarak da nitelendirilen bu vaatler, tüketim odaklı olduğundan cari açığı artıracak ve bütçe dengesini bozacak etkiler içeriyor. Öte yandan, seçim öncesinde de oldukça dillendirilen sürdürülebilir büyümeyi sağlayacak, enflasyonu düşürecek, ihracatı artıracak yapısal reformlardan hâlâ haber yok. Davutoğlu’nun önceki gün Reform Tanıtım Toplantısı’nda açıkladığı ve yerine getirdiklerini söylediği “ Asgari ücretin 1300 TL’ye çıkarılması, seyya

Türkiye demokrasiden U dönüşü yaptı

Uluslararası Şeffaflık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Oya Özarslan, "Demokrasiyle ilgili tüm kavramlar erozyona uğradı. Şeffaf yönetim talep etmek için en kritik zaman. Yoksa bu son şeffaflık analizimiz olabilir" dedi. Uluslararası Şeffaflık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Oya Özarslan, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in bir kavşakta, yol ayrımında olduğunu belirterek “ Sert bir U dönüşü yapıp antidemokratik uygulamalara geçmiş görünüyoruz. Cumhuriyetin hesap verilebilir, şeffaf yönetilmesini talep etmek için en kritik zamandayız. Ayrıntılarını, ne olduğunu bilmediğimiz yerli bir Başkanlık Sistemi’ne geçildiğinde bundan sonrası çok geç olabilir ve bu son yaptığımız şeffaflık analizi olabilir ” dedi.   Şeffaflık Derneği’nin Türkiye’nin 15 kurumunu incelediği ‘ Türkiye Şeffaflık Sistemi Analizi ’ raporunun açıklandığı toplantıda konuşan Özarslan, rapora göre 15 kurumun yalnızca 5’inin orta derecede etkin görünürken, geri kalan 10 kurumun zayıf olarak de

Maliyet düşerse kredi de ucuzlar

TEB Genel Müdürü Leblebici: Bankalar yeteri kadar sermaye getirisi elde edemiyor. Bunu yapamayınca kredi verme kapasitesi düşüyor. Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Ümit Leblebici, bankacılık sisteminde yeterli likidite olmadığına dikkat çekerek “100 milyar TL’ye yakın likidite Merkez Bankası tarafından sağlanıyor. Mevduat sahibi, ‘Para bende, buna yüksek mevduat ver’ diyor. Likidite bol olduğu zaman banka rahat oluyor, ‘onu öderim, bunu ödemem’ diyebiliyor. Banka aldığını veriyor. Mevduat maliyeti düşerse kredi tarafında da düşüş olacak” dedi. Bankacılık sektöründe ulusal ve uluslararası düzenlemelerin yansımasının etkilerinin de görüldüğüne değinen Leblebici, şu ifadeleri kullandı: “Bankalar yeteri kadar sermaye getirisi elde edemiyor. Bunu yapamayınca yeni kredi verme kapasitesinde düşüş oluyor. Birkaç sene idare edebilirsin de, dördüncü, beşinci sene bankacılık sektörüne yatırımcı çekmek gerekebilir. Bu da gerekli önlemleri alarak tersine döndürül

Piyasa Notları: Fed günü kurtardı

Kırılganlığı en yüksek ülkeler olan G. Afrika, Brezilya ve Türkiye, Fed’in faiz artırımını yavaşlatması kararından en olumlu etkilenen ülkeler oldu. Rüzgâr tersine dönünce reform yapmayan kaybedecek.     ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırımlarını yavaşlatma kararının ardından küresel piyasalarda özellikle de kırılganlıklarıyla bilinen gelişen ülkelerde iyimserlik rüzgârı esiyor. Dolardaki küresel düşüş bir dönem daha devam edecek gibi gözükse de Fed er ya da geç faiz artırımı yapacak ve dolar yükseldiği anda bu ülkelerin potansiyeli üzerine adeta bir kapak gibi oturacak.    Dolar endeksi, Fed’in faiz artırımına gitmediği ve faiz artış tahminlerini düşürdüğü 16 Mart Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısından bu yana yüzde 2.4 değer kaybetti. Aynı dönemde Türk lirası da dolar karşısında yüzde 3.45 değer kazandı. Diğer gelişmekte olan ülke para birimlerine bakıldığında dolara göre en fazla artışın Güney Afrika randında olduğu görülüyor. Güney Afrika randı

Ürkek değil endişeli

Erdoğan ABD’li yatırımcıya ‘Türkiye’den ürkmeyin’ diye seslenirken, son bir yılda enerjiden perakendeye pek çok yabancı şirket Türkiye’den çıkma kararı aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’de temasları sırasında ciroları 2 trilyon dolarları aşan dev şirketlerin yöneticileriyle görüşüp Türkiye’ye davet etti. Erdoğan, ABD’li işadamlarına, “Amerikalı yatırımcıların Türkiye’ye bakışlarında biraz ürkek davrandıklarını görüyorum. Bugüne kadar ülkemize yatırım yapıp da pişman olan, hukuka aykırı uygulamalara maruz kalan, kazandığı parayı istediği gibi tasarruf etmekte zorlanan hiçbir işadamı yoktur veyahut parası Türkiye’de kalan yoktur” dedi. Diğer yandan son bir yılda enerjiden perakendeye, finanstan e-ticarete farklı sektörlerde faaliyet gösteren yabancı şirketlerde adeta yaprak dökümü yaşandı. Pek çok yabancı şirket Türkiye’den çıktı ya da çıkma kararı aldı. Bu çıkış kararlarında büyümedeki düşüş, kurlardaki değişim gibi ekonomik gelişmelerin yanı sıra şi

Büyümede değirmenin suyu devletten

Türkiye 2015’te yüzde 4 büyürken seçim harcamaları büyümeye doping oldu. Türkiye ekonomisi iki genel seçimin yapıldığı 2015’te yüzde 4 büyürken, devletin nihai tüketim harcamaları sabit fiyatlarla yüzde 6.7 ile en fazla büyüyen kalem oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre seçim dönemleri olan üçüncü çeyrek ve dördüncü çeyrekte ise devletin tüketimi katlanarak arttı. DİĞER YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ Erken seçim döneminde devlet neredeyse kamu ve özel sektörün toplam yaptığı makine ve teçhizat yatırımı kadar harcama yaptı. 2015’in son çeyreğinde 4.8 milyar liralık makine teçhizat yatırımı yapılırken, devletin tüketimi yüzde 8.1 artışla 4.7 milyar lira oldu. Bu tüketimin 3.1 milyar lirası mal ve hizmet alımından kaynaklandı. Aynı şekilde haziran seçimlerine denk gelen üçüncü çeyrekte devlet 3.6 milyar liralık tüketim harcaması yaptı. İnşaat yükselişte 2015 genelinde devletin nihai tüketim harcamaları sabit fiyatlarla 15 milyar doları bulurken, 18