Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Madende kâr kanla geldi

2006’dan bu yana bini aşkın işçinin hayatını kaybettiği madenlerde kârlılık imalat sanayisini üçe katlıyor. En çok iş kazasının yaşandığı madencilik sektörü, çift haneli kâr oranıyla tüm sektörleri geride bırakıyor. İş güvenliği önlemlerinin yetersiz olması, denetimsizlik ve ihmaller nedeniyle Türkiye’de işçi ölümünün en çok yaşandığı sektör olan madencilikte yüksek kâr, düşük maliyetle sağlanıyor. Maden şirketleri düşük işçi ve iş güvenliği maliyetleriyle kârına kâr katarken, sektörde yetersiz iş güvenliği tedbirleri nedeniyle işçi ölümleri artıyor. Sanayi Bakanlığı’nın Girişimci Bilgi Sistemi verilerine göre, 2006-2013 arasında faaliyet kârlılığı en yüksek olan sektör yüzde 15.5 ile madencilik ve taşocakçılığı. İş kazalarının en sık yaşandığı diğer bir sektör olan inşaat sektörünün faaliyet kârlılığı ise yüzde 5.6 oldu. Madenciliği yüzde 10.1 ile bilgi ve iletişim sektörü, yüzde 9.7 ile mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler ve yüzde 9 ile insan sağlığı ve sosyal hizmetle

Bol para dönemi bitti

Eylül 2012’den bu yana 1.6 trilyon dolarlık tahvil alan Fed, kasımda 37 ay aranın ardından ilk kez tahvil satın almayacak. Fed, faizleri daha erken artırabileceğinin de sinyalini verdi. Açıklamayla dolar yeniden 2.22 TL’ye yaklaştı. ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından yıllardır uygulanan parasal genişleme (QE) programı sona erdi. Fed’in 37 ay aranın ardından herhangi bir uzun vadeli menkul kıymet satın almadığı ilk ay olacak. Salı günü başlayan ve bu akşam sona eren Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantı tutanağında Fed, ekim sonu itibariyle QE’yi bitirdiğini duyurdu. Fed, faizleri yüzde 0.25 seviyesinde sabit tutarak değiştirmedi. FOMC tutanaklarında “Faiz oranları kayda değer zaman için düşük kalmaya devam edecek” denilse de ABD ekonomisinin tahminlerden daha hızlı büyümesi halinde faizleri erken artırılabileceğinin sinyali verildi. İstihdam koşullarının bir miktar iyileştiği ifade edilen tutanaklarda “İstihdam kaynaklarının eksik kullanımı adım adım azalıyor. Enflasyo

İndirim Cebe Yansımadı

Dünyada petrol fiyatı yüzde 25 düştü, Türkiye'de tık yok Petrol fiyatlarındaki yüzde 25'i aşkın düşüşe rağmen benzinde indirim yüzde 6'da kaldı. Kurdaki düşüş hesaba katıldığında son dört ayda akaryakıt firmaları varil başına ortalama 52 TL kâra geçerken bu halkın cebine yansımadı. Kurdaki en ufak artışta benzin fiyatlarına zam yapan akaryakıt firmaları düşüşten elde ettiği kazancı halkın cebine yansıtmıyor. Akaryakıt fiyatı yükseldiğinde iğneden ipleğe her şeye zam geliyor. Türkiye'de enflasyonun en önemli nedenlerinden biri olan yüksek enerji fiyatlarının, iş tersine döndüğünde fiyat düşüşünü getirmediği verilerle ortada. Son dört aylık dönemde petrol fiyatları yizde 25 civarı azalırken benzindeki düşüş yüzde 6'da kaldı. Petrol fiyatları haziranın son haftasından bu yana düşüşte. 23 Haziran'da 115.06 dolar olan Brent petrol 83 doların altına kadar gerilerken, geçen haftayı 85.68 dolardan tamamladı. Buna göre 23 Haziran'dan 24 Ekim'e y

Halkbank ve Ziraat katılımda birleşecek

Halkbank ve Ziraat  katılımda birleşecek Hükümet kamu bankalarının katılım bankacılığı yapabilmesi için düzenlemelere hız verirken, Halkbank ile Ziraat Bankası katılım bankacılığına birleşerek girmeyi planlıyor. Bankacılık kulislerinde iki kamu bankası Ziraat ve Halkbank’ın katılım bankacılığı faaliyetlerini tek bir çatı altında yürütmek için görüşmeler yaptığını konuşuyor.  Konuya yakın kaynaklardan edinilen bilgiye göre Halkbank, katılım bankacılığı kuruluş izni için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (BDDK) başvurdu, ancak hala onay alamadı. Bunun üzerine banka Ziraat ile görüşmelere başladı. Katılım Bankası’nın hangi isimle kurulacağı ise henüz netlik kazanmadı. 17 Aralık operasyonunun ardından Halkbank ve Ziraat Bankası katılım bankacılığı kurma planını ertelemişti.   Ziraat Bankası 29 Ağustos’ta BDDK’ya başvurmuş; BDDK 15 Ekim’de kuruluş izni vermişti. Bir bankanın, faaliyete başlayabilmesi için BDDK’dan önce kuruluş izni alması; ardından faaliyet i

AKP iktisadı yeniden yazmak istiyor

Merkez Bankası’nın bağımsızlığı tartışmaları devam ederken, hükümet çevrelerinden gelen “TCMB'nin mevzuatını değiştirip büyüme hedefini de ekleyelim” önerileri şüpheyle karşılanırken, enflasyon, büyüme ve istihdam hedeflerinin tek başına Merkez Bankası politikasıyla başarılamayacağı belirtiliyor. Ekonomistlere göre bu iktisat literatürüne aykırı.  Bugüne kadar yaptığı önerilerle iktisat literatürüne ' faiz lobisi ', ' faizi indirirsen enflasyon da iner ' gibi kavramları kazandıran AKP, ekonomi alanında yeni teoriler üretmeye devam ediyor. Hükümete yakın çevrelerin başlattığı 'Merkez Bankası'nın (TCMB) mevzuatını değiştirelim, öncelikleri arasına büyüme hedefini de ekleyelim' tartışmaları iktisatçılar arasında hem şaşkınlık hem de şüpheyle karşılandı. Konu hakkında görüşlerini aldığımız ekonomistler, bunun iktisat literatürüne aykırı olduğunu belirterek, hükümete büyüme ve istihdam için maliye politikalarını önerdi. Enflasyon bile tutmuyor İngiliz

Yurttaş borca mahkum

Merkez Bankası verilerine göre mevduat bankalarında tasfiye olunacak tüketici kredileri 6 milyar 605 milyon 996 bin lira, taksitli ticari krediler 4 milyar 710 milyon 711 bin lira, tasfiye olunacak kredi kartları 5 milyar 801 milyon 97 bin liraya ulaştı. Yani mevduat bankaları toplamda 17 milyar 117 milyon 804 bin lira alacağını tahsil edemedi. Enflasyon ve işsizlikte beklentileri aşan artışlar, fertlerin borç ödemelerine de yansıyor. Mevduat bankalarında tasfiye olunacak tüketici kredileri miktarı 10 Ekim haftasında 6 milyar 605 milyon 996 bin liraya ulaştı.  Buna göre tasfiye olunacak krediler mevduat bankaları için geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32.8, 2013 sonuna göre ise yüzde 36.32 arttı. Mevduat bankalarında tasfiye olunacak taksitli ticari krediler geçen yılın aynı dönemine yüzde 24.97 artarken, kredi kartlarında artış yüzde 26.73 oldu. Merkez Bankası verilerine göre mevduat bankalarında tasfiye olunacak taksitli ticari krediler 4 milyar 710 milyon 711 bin lira, tasfi

Şirketlere soruşturma kapıda

AKP’nin yargı ve güvenlik paketiyle ‘mal varlığına el koyma’ kararının kapsamını genişletmesi şirketlere cadı avı başlatacak. Teklif yakında genişletilecek. Böylece makul şüpheyle ya da oybirliği şartı olmaksızın mal varlığına el konulabilecek. Hükümetin, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 128. maddesindeki,  “Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma”  maddesini yasa teklifi ile genişletme talebi iş dünyasında tedirginliğe yol açarken, hukuk uzmanlarına göre teklif yakın zamanda şirketlere ciddi soruşturmaların başlatılacağının habercisi. Yasa değişikliği ile  ‘Anayasayı ihlal’, ‘Yasama organına karşı suç’, ‘Hükümete karşı suç’, ‘Hükümete karşı silahlı isyan’, ‘Silahlı örgüt’, ‘Silah sağlama’ ve ‘Suç için anlaşma’ soruşturmalarında da mal varlığına el konulma kararı verilebilecek. Uzmanlar, bunun şirketlere ‘cadı avı’ anlamına geldiğine işaret etti.  ‘Zamanlamanın manidar’ olduğunu belirten uzmanlar, değişikliğin odak noktasının; cemaate yakın olan banka ve şirketler, Cumhu

Türkiye'den 1.8 milyar dolar kaçtı

IŞİD tehlikesiyle artan jeopolitik riskler, Fed’in faiz artırımı endişeleri ve küresel ekonomik büyümenin zayıfladığına dair verilerle Türkiye ekonomisinin kırılganlıkları birleşince piyasalar da bir türlü toparlanamıyor. Merkez Bankası’nın bugün açıkladığı verilere göre Türkiye piyasalarından son bir ayda 1.819 milyon dolar kaçtı. Yüksek enflasyon, döviz borçları ve sıcak paraya bağımlık gibi nedenlerle dünyanın en kırılgan ekonomilerinden biri olarak gösterilen Türkiye’de, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırımına ilişkin büyüyen endişeler, IŞİD tehlikesiyle artan jeopolitik gerginlikler ve siyasi riskler sonrası piyasalardan yabancı kaçışı da sürüyor. Son bir haftalık veriler hafif toparlanma gösterse de bir aylık kaçışı telafi edebilecek düzeyde değil. Kur farkından arındırılmış verilere göre, 3-10 Ekim haftasında yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi portföyü 123 milyon dolar azalırken, 12 Eylül haftasından bu yana hisse senetlerinden toplam 691 milyon dolarlık yaban

Türkiye, servet adaletsizliğinde ikinci

Servetin yüzde 77’sinin nüfusun yüzde 10’luk kesiminde bulunduğu Türkiye, ‘çok yüksek eşitsizliğe sahip’ ülkeler kategorisinde yer alıyor.   Ev fiyatlarındaki yüzde 11’lik artış (dünya ortalaması yüzde 2.4) servetin artışında etkili. Credit Suisse’in küresel servet raporuna göre Türkiye, eşitsizliğin ‘çok yüksek’ olduğu ülkeler arasında yer aldı. Türkiye’de servetin yüzde 77.7’si en zengin yüzde 10’un elinde bulunuyor. Servetin yüzde 70’inin ve fazlasının yüzde 10’luk kesimde bulunduğu ülkeler ‘çok yüksek eşitsizliğe sahip’ ülkeler kategorisinde yer alırken bu, 2007’deki araştırmaya göre yüzde 7.5’lik artışa tekabül ediyor. Türkiye bu rakamla yüzde 10’luk kesimin toplam servetten aldığı payın en hızlı yükseldiği 9 ülke arasında ikinci sırada yer aldı. Listede Rusya yüzde 84.8’lik payla birinci oldu. Rapora göre Türkiye’de en zengin yüzde 10’un serveti 2000-2014 arasında yüzde 21 arttı. Türkiye’de serveti 1 milyon doların üzerinde olan 79 bin kişi bulunurken, Türkiye bu rakamla 9. s

TOMA’cıdan borsada ‘katmerli’ kazanç

Ülkede siyasi gerginlikler artınca TOMA’cı Katmerciler Ekipman’ın hisseleri de yükseliyor. Gezi olayları sırasında yüzde 17 yükselen şirketin hisseleri Kobani protestoları ile birlikte yüzde 7’nin üstünde prim yaptı. Kobani protestoları sırasında artan siyasi gerginlikler, Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA) üreticisi Katmerciler Ekipman’ın hisselerine yaradı. Şirket hisseleri bugün yüzde 5.19 yükselerek 2.43 liraya çıktı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, önceki gün AKP grup toplantısında yaptığı açıklamada, “Yakılan her TOMA’nın yerine beş TOMA, 10 TOMA alınacak, yakılan binaların yerine daha iyisi yapılacak” demişti. 16 Mayıs 2013’te gizli yapılan ve yaklaşık 10 milyon lirayı bulan TOMA ihalesiyle gündeme gelen Katmerciler, Gezi olayları sırasında da yüzde 17 prim yapmıştı. Geçen hafta boyunca IŞİD’in Kobani’deki saldırıları ülke genelinde protesto edilirken, hükümet kanadından gelen “Şiddet misliyle karşılık bulur” açıklamasından sonra polisin müdahalesi de sertleşti. Artan gerginl

Nobel Ödülü için yenilikçilik yarıştı

Nobel Ekonomi Ödülü’nde bu yıl öne çıkanlar girişimcilik, inovasyon ve sosyal ağlar üzerine çalışmalar oldu. Ödülün sahibi bugün belli olacak. Bugün açıklanacak Nobel ekonomi ödülü ile 2014 Nobel ödülleri tamamlanacak. The Guardian ve Forbes’a göre bu yılki ödülü kazanma ihtimali en yüksek takım girişimcilik üzerine çalışmaları için aday gösterilen New York Üniversitesi araştırmacıları William J. Baumol ve  İsrail M. Kirzner. Araştırmacılar Thomson Reuters’ın da aday listesinde bulunan üç takımdan biri. İktisat teorisinde girişimcinin rolüne vurgu yapan Baumol ve Kirzner, piyasaların nasıl işlediği konusunda önemli boşlukları dolduruyor. Buna göre piyasanın işleyişi ‘tepeden inme’  bir ‘görünmez el’den ziyade girişimciliğe bağlı. Stanford Üniversitesi'nden ekonomi sosyolojisi üzerine inovatif çalışmalarıyla bilinen Mark S. Granovetter de Thomson Reuters'ın aday listesinde yer alıyor. Granovetter, ekonomik aktivitenin sosyal ilişkilere bağlı olduğunu ve sosyal iletişim ağın

Yargıya 17 Aralık tırpanı

Geçen yıl operasyonlarla hükümetin hedefine oturan yüksek yargı, bütçesinin yüzde 25’ni kaybetti. Bu yılki bütçesi 57.5 milyon lira olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) gelecek yılki bütçesi 43.2 milyon liraya düşüldü. Söz konusu 14.3 milyon liralık düşüş 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarına kesilen fatura olarak yorumlandı. 12 Eylül referandumuyla HSYK’da çeşitli düzenlemeler yaparak, tüm yargı sisteminin Adelet Bakanı’nı bağlayan, ancak aralıkta üstü üste yapılan yolsuzluk operasyonları sonrası ‘bu düzenmeleri yanlış yaptık’ sözleriyle eleştirilen HSYK’ya bir darbe de bütçe planlamasından geldi. Orta Vadeli Mali Plan’da HSYK, bütçesinin yüzde 24.9’ini kaybetti. HSYK bütçesinde personel ödenekleri 30.7 milyondan 23.9 milyon liraya, mal ve hizmet alımları 21.1 milyondan 13.5 milyon liraya geriledi. Emniyet Müdürlüğü’ne ayrılan bütçe 16 milyar 557 milyon 13 bin liradan 17 milyar 623 milyon 719 bin liraya çıkarıldı. Paralel devlet tartışmalarından sonra emniyete ay

Türkiye'ye 1,3 milyar dolarlık şok!

Türkiye ekonomisindeki kırılganlıklar ve siyasi endişeler nedeniyle yabancıların devlet iç borçlanma senedi portföyü eylülde 871 milyon dolar eridi. Yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi portföyü bir ayda 256 milyon dolar, repo portföyü ise 165 milyon dolar azaldı. Buna göre Türkiye piyasalarından son bir ayda toplam 1 milyar 292 milyon dolar kaçtı. Yüksek enflasyon, döviz borçları ve sıcak paraya bağımlık gibi nedenlerle dünyanın en kırılgan ekonomilerinden biri olarak gösterilen Türkiye’de, artan jeopolitik gerginlikler ve siyasi riskler sonrası piyasalardan yabancı kaçışı da hızlandı. Kur farkından arındırılmış verilere göre yabancıların satın aldığı devlet iç borçlanma senedi (DİBS) portföyü 19 Eylül - 26 Eylül haftasında 246 milyon dolar azalırken, eylül başından bu yana 871 milyon dolarlık çıkış yaşandı. TCMB verilerine göre, yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki DİBS stoku 26 Eylül itibariyle 49 milyar 989 milyon dolar oldu. Bir önceki hafta DİBS stoku 51.02 milyar

Piyasalar iki ateş arasında

Bir yandan küresel büyüme endişeleri ve Fed’in yarattığı baskı diğer yandan da Kobani gerginliğiyle artan siyasi riskler piyasaları sarsmaya devam ediyor. Borsa İstanbul, Türkiye’yi sarsan Kobani gerginliği, artan jeopolitik riskler ve küresel büyüme endişeleriyle dün yüzde 2’nin üzerinde düşerken dolar/TL de yeniden 2.28 seviyesinin üzerine çıktı. BIST-100 Endeksi yüzde 2.28 düşüşle 73 bin 494 puandan kapanırken, bankacılık endeksi yüzde 3.03 düştü. Endeksi aşağı yönlü en çok etkileyen hisseler yüzde 3.1 gerileyen Garanti Bankası, yüzde 2.7 gerileyen Akbank ve yüzde 3.6 gerileyen Halk Bankası oldu. BIST-100 endeksinde işlem hacmi 2.72 milyar lira ile 200 günlük ortalaması olan 2.98 milyar liranın altında kaldı. Serbest piyasada dolar kapanışı 2.2860 TL oldu. Küresel piyasalarda ise ABD Merkez Bankası Fed’in faiz artırım sürecini elden geldiğince geri bırakacağını düşünen piyasa konsensüsü yerini yavaşlama endişelerine bıraktı. IMF ve Fed’den gelen küresel yavaşlama uyarıları

Gaz fişeği piyasaları vurdu

Kobani politikası ve buna karşı büyüyen protesto gösterilerinin yarattığı tedirginlikle borsa yüzde 2 düştü, dolar 2.29’u aştı. Siyasi istikrara dair endişelerle Borsa İstanbul’da düşüşler yüzde 2.3’ü bulurken, dolar kuru yeniden 2.29’u aştı. Dört günlük başram tatilinin ardından bugün işlemlerin yeniden başladığı BIST 100 Endeksi ilk seansı 1.467 puanlık kayıpla 72.917 puandan kapattı. Böylece endeks 30 Nisan 2014’ten yani yaklaşık 5.5 ay sonra ilk defa 73 bin puanın altında kapanış yaptı. Endeks dolar bazında ise 28 Mart 2014’ten sonraki en düşük seviyesine geriledi.  Küresel piyasalarda IMF’nin küresel ekonomik büyüme tahminlerini düşürmesi sonrası durgunluk endişeleri hakimken, iç piyasada hükümetin Kobani politikası ve buna karşı büyüyen protesto gösterileri tedirginlik yaratıyor. Türkiye’de tansiyon, IŞİD militanlarının sınır yakınındaki Kobani’yi tehdit etmesi ile birlikte yükseldi.  İkinci seansta ise Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın açıkladığı 2015-2017 dönemini kapsay

Kur ateşi yakacak

Doların 2.30’a dayandığı Türkiye’de reel sektörün döviz açığı da temmuza göre sadece kur farkından 32.2 milyar lira büyüdü ve 411 milyar 415 milyon liraya ulaştı. Dolar 1 kuruş arttığında reel sektörün döviz açığı 1 milyar 788 milyon lira artıyor.  Reel sektör 277.9 milyar dolarlık döviz borcunun sadece yüzde 35.6’sını karşılayabilecek varlığa sahip. Artan jeopolitik gerginlikler ve ABD Merkez Bankası (Fed) faizi yükseltecek endişeleriyle dolar son haftalarda rekor üstüne rekor kırarken, reel sektörün döviz açık pozisyonu endişelendiriyor. Merkez Bankası’nın geçen perşembe yayımladığı temmuz ayı verilerine göre reel sektörün döviz cinsinden borcu 277 milyar 994 milyon dolara ulaştı. Döviz borcu haziran dönemine göre 3.6 milyar dolar arttı. IMF de cuma yayımlanan Türkiye raporunda reel sektörün yüksek döviz borcuna dikkat çekerek önlem alınması konusunda uyarmıştı. Dolar 2.30 TL’yi aşınca reel sektörün döviz borcu da döviz açığı da katlandı. Reel kesimin döviz varlık ve yükümlülükl

Erdoğan'dan fırça yiyen Fitch notu düşüremedi

Türkiye'de politika öngörülebilirliği ve kredibilitenin zayıfladığına dikkat çekip birçok risk sıralayan Fitch'in Türkiyenin notunu negatife çevirmesi beklenirken, gece geç saatlerde gelen not değiştirmeme haberi sürpriz oldu. Piyasa uzmanları, kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in Türkiye'nin kredi notunu negatife çevirmesini beklerken kurumdan sürpriz karar çıktı ve not değişmedi. Fitch, Türkiye'de politika öngörülebilirliğinin ve kredibilitenin zayıfladığına dikkat çekti. Kuruluş, jeopolitik risklerin ve Avrupa’daki toparlanmanın zayıflamasının Türkiye’yi negatif  etkileyeceği değerlendirmesini yaptı. Fitch, Türkiye’de enflasyonun Merkez Bankası’nın beklentilerinin üzerinde seyretmeye devam  ettiğini vurguladı. Türkiye ile ilgili birçok riski sıralamasına karşın notun değişmemesi ve  duyurunun gece geç saatlere kadar yapılmaması kararın siyasi olduğu yorumlarına neden oldu. ‘Edepsiz’ ilan etmişti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , geçen hafta içind