Ana içeriğe atla

Yayınlar

Eylül, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Üç kara bela: İşsizlik, büyüme ve becerisizlik

OECD İstihdam Başkanı Keese’e göre dünya üç büyük riskle karşı karşıya: Yavaşlayan büyüme, genç işsizlik ve düşük beceriler. Acilen harekete geçilmezse sosyal patlamalar yaşanabilir. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü ( OECD ) İstihdam Bölüm Başkanı Mark Keese, küresel ekonominin ve Türkiye’nin en büyük problemlerinden birinin işsizlik olduğuna vurgu yaparak işsizliği çözmek için sadece büyümenin yetmeyeceğine, eğitimden, sosyal politikalara bir dizi reforma ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Genç işsizliğin gelecek için büyük bir risk olduğunu belirten Keese, uzun vadeli işsizliğin sosyal problemlere yol açacağını vurguladı. G20’nin iş dünyası ayağı B20 (Business 20) Türkiye Zirvesi için Ankara’ya gelen Mark Keese, gazetemizin sorularını yanıtladı. Keese, küresel ekonomik risklere ve Türkiye’de büyüyen işsizlik sorununa karşı çözüm önerilerini Cumhuriyet’e anlattı. Küresel ekonominin karşılaştığı en önemli üç risk sizce nedir? En önemli risklerden biri büyümenin

Merkez, Fed’i bekledi borç 31 milyar lira arttı

Merkez Bankası’nın bir ay önceki faiz toplantısında Fed’in adımlarını bekleme kararının faturası şirketlere ve vatandaşa çıktı. Kur, enflasyon ve borçlar arttı. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırmama kararından sonra gözler Merkez Bankası’na (TCMB) çevrildi. Geçen ayki toplantıda faizi değiştirmeyerek Fed’i takip edeceğini açıklayan Para Politikası Kurulu (PPK) yetkilileri, bu hafta yine faiz kararı için masaya oturuyor. Merkez, faiz kararını yarın açıklayacak. Ancak Fed’in faizleri sabit bırakmasının ardından PPK toplantısından da bir faiz artırımı beklenmiyor. Yani Merkez ‘sözde’ etkisi olsa da makroekonomik riskleri sınırlandırmak için ‘sözle’ yönlendirmeye devam edecek. Seçimi bekleyecek Geçen ayki toplantıda Merkez, Fed’in normalleşme kararından sonra para politikasında sadeleşmeye başlayacağını açıklamıştı. Eğer Fed faiz artırımına gitseydi, en azından belirsizliklerden birisi geride bırakılmış olacaktı ve TCMB’nin faiz koridorunu daraltması beklene

Fed'in yapamadığını Babacan yaptı: Dolar 2.98'e indi

Fed'in faizleri sabit bırakmasına rağmen dolar/TL siyasi belirsizliklerin etkisiyle yükselişini sürdürürken, Babacan'nın AKP'den milletvekili adayı gösterilmesiyle lira yaklaşık yüzde 1 değer kazandı. Dolar 2.98'e indi, borsa kayıpları geri verdi. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faizleri sabit tutması ardından ilk tepki olarak 2.97 TL civarına gerileyen dolar, kısa sürede yeniden 3 TL’nin üzerine çıktı. Siyasi riskler, güvenlik endişeleri ve Fitch’in Türkiye’nin notunu negatife çevireceği endişeleri piyasaları baskıladı. Borsa İstanbul’da kayıplar gün içinde yüzde 1’i buldu. Avrupa borsaları da Fed belirsizliği ile yüzde 3 civarı düştü. Akşam saatlerinde ise eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın AKP’den milletvekili listesine girdiği açıklandı. Piyasaların ve uluslararası kuruluşların önceki hükümette en güvendiği isimlerden biri olan Babacan Ankara’dan aday oldu. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de Gaziantep 1.sıradan aday olduğu bildirildi. Babacan,

Kriz 2008'deki gibi 'teğet' geçmeyecek

Ünlü Profesör Acemoğlu uyardı: Bol para dönemi sona erdi. Türkiye içeriden kaynaklı mevcut riskleriyle bu dış şoka yakalanırsa 2001've 2008 krizlerinden daha kötüsünü görebiliriz. Dünyanın en çok alıntı yapılan 10 ekonomistinden biri olarak gösterilen Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) İktisat Profesörü Daron Acemoğlu , Türkiye ekonomisindeki yapısal, siyasi ve yargı ile ilgili sorunlara dikkat çekerek bu şartlarda ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımının ekonomide bir şok etkisi yaratabileceğini, krizin 2008'deki gibi Türkiye'yi 'teğet' geçmeyeceğini söyledi. 2001 ve 2008 krizlerinde küresel likiditenin bol olduğuna vurgu yapan Acemoğlu, Fed politikalarının değişmesiyle birlikte Türkiye'nin bu avantajı kaybedeceğine işaret etti. Ünlü profesöre göre Türkiye, tüm gelişmekte olan ülkeleri etkileyecek olan bu dış şoka mevcut risklerle yakalanırsa bir toparlanma şansını yakalayamayabilir. G20’nin sivil toplum katılım ayağı C2

Fed küresel krizden korktu

Fed, Çin’deki yavaşlama ve gelişmekte olan ekonomilerdeki krizi görerek faiz artırımını pas geçti. Fed Başkanı Yellen, küresel ekonomideki belirsizliğin ABD ekonomisini kısıtladığını vurguladı.         ABD Merkez Bankası (Fed) merakla beklenen Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında faiz oranlarını değiştirmedi. Piyasalarda da beklenti Fed’in faizleri bu ay değiştirmeyeceği yönündeydi. Dolar/TL ilk tepki olarak 2.98’in altını gördü ancak yönünü tekrar yukarı çevirdi. Piyasa analistleri dolar/TL’nin 2.95 seviyelerine çekileceğini öngörürken, Fed’in aralıkta faiz artırım ihtimalinin devam etmesi ve Fitch’in bugün Türkiye’nin notunu açıklayacak olması piyasada tepkinin sınırlı olmasına neden oldu. Fed, Çin’deki ekonomik sarsıntı, gelişen piyasalar ve ABD hisse senedi piyasalarındaki oynaklığa vurgu yaptı. Enflasyon ve enflasyon beklentileri ve iş gücü piyasasında daha fazla iyileşmeye odaklanacaklarına işaret etti. Fed’in açıklamasında “ Son dönemdeki

Reform için sivil toplum şart

Acemoğlu’na göre Türkiye’de sivil toplum ortamı ve medya özgürlüğünde büyük bir bozulma var. Bu kurumlar iyi işlemediği için demokrasi gelişemezken, ekonomik refah da sağlanamıyor. Dünyanın en çok alıntı yapılan 10 ekonomistinden biri olarak gösterilen Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) İktisat Profesörü Daron Acemoğlu, “ Türkiye yıllarca demokrasiyi de yaşadı askeri rejimi de. Ancak yaşamadığı bir şey var. Kendine güvenen toplum ve özgür medya. Bu destekleyici kurumlar olmadan demokrasi olmaz. Son zamanlarda sivil toplum ortamı ve medya özgürlüğünde büyük bir bozulma görülüyor. Demokrasiler için seçim yapmak yeterli değil. Sivil toplum katılımı şart. Kurumları başkanların başbakanların iyi niyetine bırakamazsınız ” dedi. G20’nin sivil toplum katılım ayağı C20 Zirvesi’nde konuşan Acemoğlu, demokrasi gelişince ekonomik refahın yüzde 25 arttığını söyledi. Ünlü ekonomist şöyle devam etti: “ Demokrasi toplumda daha dezavantajlı olanlara artı etki yapıyor. Çocuk ölümler

Krize çare bulunamadı

Fed, küresel krizin yıldönümü olan bu hafta faiz artırımını değerlendirirken, kurtarıcı görülen para politikaları krizin izlerini silemedi. Hatta işsizlik, eşitsizlik ve yoksulluğu artırdı. ABD’nin finans devi Lehman Brothers’ın 15 Eylül 2008’de iflas bayrağını çekmesiyle başlayan küresel krizin üzerinden tam 7 yıl geçti. Dünyayı etkisi altına alan krizin temel nedenleri arasında, likidite bolluğu, batık krediler, emlak balonu, kredi türev piyasalarının genişlemesi, bankacılık düzenleme sisteminin yetersizliği yer alıyordu. Avrupa’da ise buna paralel olarak kamu borcu, yüksek bütçe açığı ve işsizlik sorunları vardı. Krizin yayılmasının ardından gelişmiş ülke merkez bankalarının genişletici para politikaları kurtarıcı olarak görüldü. Başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere pek çok banka tarihte görülmemiş şekilde koordineli bir biçimde faizleri düşürdü. Tahvil alım programlarıyla piyasalar rahatlatılmaya çalışıldı. İşsizlik arttı Krizin ardından geçen altı yılda

Piyasa Notları: Yatırım yapılabilir ülke notundan eser kalmadı

Fitch’in Türkiye’ye yatırım yapılabilir notu verdiği tarihten bu yana döviz borcu yükseldi, rezervler azaldı. Kur ve faiz fırladı. Siyasi istikrar ve çözüm süreci darbe aldı. Türkiye’yi yatırım yapılabilir en düşük seviye olan BBB- düzeyinde, “durağan” görünümle derecelendiren Fitch, gelecek hafta cuma günü Türkiye’nin kredi notunu açıklayacak. Fitch’in Türkiye’nin notunu yatırım yapılabilir dereceye yükselttiği tarihe göre ise kur, faiz ve makroekonomik verilerdeki bozulma dikkat çekiyor. Diğer yandan siyasi belirsizlik ve güvenlik endişeleri artıyor. Yatırım yapılabilir not kararlarında siyasi istikrar gerekçesi öne çıkıyordu. Fitch, çözüm sürecinin de Türkiye’nin kredibilitesini güçlendireceğini ifade etmişti. Son dönemde uyarı üstüne uyarı yapan kuruluşun not indirmesi veya görünümü negatife çevirmesi gündeme gelebilir. Ancak Fitch bunun için seçim sonrasını da bekleyebilir. Kur artışı yüzde 71 Fitch Türkiye’nin notunu 5 Kasım 2012’de yükseltmişti. Dolar

Vatandaş icralık oldu bankalar emlak zengini

Batık krediler 40 milyar lirayı geçerek korkutucu boyutlara ulaşırken icra yoluyla elde ettiği gayrimenkuller bankaları zengin etti. 16 bankanın elindeki gayrimenkul sayısı 6 bin 678’e çıktı. Ödenemeyen ticari ve bireysel krediler nedeniyle binlerce ipotekli konut, arsa, tarla, fabrika, dükkan bankaların eline geçti. Geri dönmeyen kredilere karşılık haciz yoluyla el koydukları gayrimenkuller nedeniyle bankalar, emlak zengini oldu. Halkbank’ta 1496, Vakıfbank’ta 1483, Yapı Kredi’de 885, Denizbank’ta 516, Ziraat Bankası’nda 438, Garanti’de 376, Türkiye Finans’ta 362, Finansbank’ta 361, Türkiye Ekonomi Bankası’nda 285 İş Bankası’nda 189, ING Bank’ta 133, Albaraka Türk’te 128, Akbank’ta 90, Kuveyt Türk’te 19, HSBC’de 10, Fibabanka’da 6 gayrimenkul ilanı yayında. Bankaların elinde yüzlerce konut, mesken, iş yeri, bina, arazinin yanı sıra ofisten mağazaya, tarladan fındık ve meyve bahçesine, villadan otele, mezbahadan düğün salonuna, benzin istasyonundan, LPG dolum tesisi,