Ana içeriğe atla

Yayınlar

2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Güneş hepimize yeter !

IBC Solar Genel Müdürü Bali, şehirler güneş santralı kurulumuna elveriş olacak şekilde tasarlanırsa Türkiye’nin enerji sorununun büyük ölçüde çözüleceğini düşünüyor. Türkiye'nin ilk güneş enerjisi santralını Konya MEDAŞ'ın bahçesine kuran IBC SOLAR, MEDAŞ'ın elektrik ihtiyacının buradan karşılanmasını sağlayarak sektör için örnek bir uygulmaya imza attı. IBC SOLAR Genel Müdürü Hayri Bali, amaçlarının güneş konusunda bilinçlenmeyi artırmak olduğunu söylüyor. Bali, ''Güneş hepimizin. Bırakın herkes faydalansın'' diyerek Türkiye'de güneş enerjisi yatırımlarının artması için bürokratik engellerin kaldırılması gerektiğine dikkat çekiyor.   Konya/Meram Bölgesi Elektrik Dağıtım'ın (MEDAŞ) merkez bina bahçesine 350 bin Avro maliyetle güneş enerjisi tesisi kuran IBC SOLAR, yıllık 335 megavatlık güneş enerjisi üretiyor. Sektöre örnek olması için kurulan tesis, MEDAŞ'ın elektrik ihtiyacını karşılıyor. Yenilenebilir enerjinin her gün daha da

Polisiye önlemlerle ekonomi yönetilmez

Gezi olayları sırasında yazdığı senaryoyu tekrardan ısıtıp ortaya çıkaran hükümete göre doların yükselişinin ardında ‘gizli güçler’ var. Ancak ekonomistler “Türkiye’den kaçış bu şartlarda gayet normal. Çünkü hem siyasi belirsizlikler had safhada hem de ekonomide ciddi kırılganlıklar var. Siz paranızı siyasi karışıklıklar varken Mısır’da tutmak ister miydiniz” diyor.  Türkiye’nin gündemini sarsan büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu piyasalardan kaçışı hızlandırırken dolara tavan yaptırdı borsayı eritti. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) tahvil alımlarını aylık 10 milyar dolar azaltma kararının gelişen piyasaları vurması beklenirken karar en çok Türkiye’yi etkiledi. Yüksek cari açık ve dış borçlar nedeniyle kırılgan olan ekonomiye bir de siyasi endişeler eklenince piyasalar güven bunalımına giriyor.  Ancak kırılganlıkların önüne geçemeyen hükümet, operasyon sonrası piyasada yaşanan kaçış için yine kılıfını hazırladı. İçişleri Bakanı Efkan Ala , “Kurulmak istenen bu tuzak öncesin

Borçluları ateş bastı

Artan siyasi gerginlikle dolar rekor üstüne rekor kırarken 257 milyar doları aşan reel sektörün dış borcu kriz alarmı veriyor. Dolar kuru 2.18 liraya dayanınca özel sektörün borcu da katlandı. Yılbaşında 1.7850 olan dolar kurundan hesaplandığında şirketlerin dış borcu TL bazında 459 milyar 410 milyon 805 bin lira iken şu an 561 milyar 73 milyon 140 bin liraya çıktı. Yani sadece kur nedeniyle özel sektörün borcu 101 milyar 662 milyon 335 bin lira arttı. Son 11 yılda 8 kat artan reel sektörün dış borcu kurdaki son gelişmelerle birlikte yeni bir krizin kapıda olduğunu gösteriyor. Yüksek cari açık ve dış borcu nedeniyle gelişen ülkeler arasında Fed kararından en çok etkilenen Türkiye’nin ekonomik riskine son dönemde tavan yapan siyasi riskler de eklenince piyasalar ağır yara aldı. Doların 2.18 liraya fırlamasıyla gözler dış borçla boğuşan reel sektöre çevrildi. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası hükümet içinde oluşan çatlaklar ve yargı mensuplarıyla büyüyen çatışma Türkiye’nin

Kutu kutu dolar sattı ama yetmedi

Yolsuzluk ve rüşvet skandalı Türkiye piyasalarını vurmaya devam ediyor. TL, dün 2.10’a dayanan dolar karşısında adeta eridi. Merkez Bankası 400 milyon dolar satsa da rekor üstüne rekor kıran doların hızını kesemedi. Türkiye’nin gündemini sarsan ülke tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu piyasaları da vurmaya devam ediyor. Dolar dün rekor üstüne rekor kırarak 2.0983 TL’ye kadar çıktı. Sepet bazında TL ise 2.48’e çıkarak tarihi rekorunu yeniledi. Merkez Bankası daha önce ilan ettiği 50 milyon dolarlık döviz satım ihalesinde tutarı 400 milyon dolara çıkardı. Satış sonrası dolar ancak 2.0882’ye inebildi, kısa süre sonra yeniden 2.09’un üzerine çıktı. Serbest piyasada dolar günü 2.0910 TL’den tamamladı. Yani Merkez kuru ancak 10 binde 4'e düşürebildi. Dolar/TL en son 5 Eylül’de 2.0840’la tüm zamanların en yüksek düzeyine çıkmıştı. Aralarında bürokratların, bazı bakanların oğullarının ve işadamlarının da bulunduğu gözaltılar nedeniyle artan siyasi tansiyo

Perakende sektörü uçaktan inip trene binecek

Perakende yasası ve kredi kartlarına taksit sınırlamasını eleştiren Kığılı CEO’su Fatih Suerdem, uygulamaları 'hızlı giden uçaktan inip trene binmeye' benzeterek sektörde ciroların en az yüzde 5 düşeceğini söyledi. Perakende sektöründe yıl sonuna doğru yasalaşması planlanan yeni Perakende Yasası ve kredi kartı taksit sınırlamasına ilişkin tartışmalar sürüyor. Söz konusu gelişmelerin gerçekleşmesi halinde perakende sektörünün hızlı giden bir uçaktan inip trene bineceğini dile getiren Kiğılı Üst Yöneticisi Hilal Suerdem, sektörde ciroların da yüzde 5’ten fazla düşeceğini söyledi. Suerdem, “Taksitli alışverişi halk çok seviyor. Bunu sona erdirecek olan ev otomobil gibi büyük montanlı alışverişler. Perakende de taksit sayısı çok büyük problem değildi.  Sektörde taksitli satış oranı yüzde 70 civarında. Uygulama ile satışlarımız yüzde 3-5 düşecektir. Farklı alternatifler ise hızlı giden bir uçaktan trene binmek gibi bir şey.  Perakende yasasında da indirim ve AVM’lerin pazar günl

Kayıtdışı borçlanma artacak

Ekonomi yönetimi tüm bireysel kredilere sınır getirmeye hazırlanırken bankacılık sektörü endişeli: Finansbank Genel Müdür Yardımcısı Erkin Aydın’a göre tüketimi kısmaya odaklanan bankacılık düzenlemeleri tasarrufu yeterince özendirmezken, kayıtdışılığı tetikliyor. Aydın BES’in uzun vadeli birikim sağlaması için ek tedbirlere ihtiyaç olduğunu vurguladı. Finansbank Perakende Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Erkin Aydın, son yapılan bankacılık düzenlemelerini eleştirerek; tasarrufların artırılması için genel harcamaların bir miktar sınırlandırılmasının doğru olduğunu ancak tasarrufları özendiren uygulamalar da olması gerektiğini söyledi. Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) bunun için iyi bir yöntem olduğunu belirten Aydın, ancak sistemin daha çok kısa vadeli birikim aracı olarak görüldüğünü ve 2-3 yıl gibi kısa sürelerde BES’ten çıkışlar yaşadığını anlattı. Bunu önlemek için Avrupa’da çeşitli yöntemler uygulandığını ifade eden Aydın, “Biz banka olarak BES’i teminat olarak gö

AVM pazarı daha da büyüyecek

Türkiye’de 13 AVM yatırımı bulunan Alman ECE grubunun Türkiye iştiraki ECE Türkiye Genel Müdürü  Andreas Hohlmann, Türkiye’de AVM ziyaretçi sayısının her geçen gün arttığını bu nedenle de Türkiye’nin gözde pazarlardan biri olduğunu belirterek “ Türkiye bugüne dek 1 milyar Avro’luk yatırım yaptık. Yatırımlarımız devam edecek. Çünkü Türkiye pazarı daha da büyüyecek ” dedi.  Her yıl 1 milyon kişiyi bulan nüfus artış hızının yatırım yapmalarında en büyük etken olduğunu söyleyen Hohlmann, Türkiye’deki AVM sayısının aslında çok olmadığını ancak yanlış planlama olduğunu öne sürdü. Kapanan AVM’lerin kötü yönetim nedeniyle kapandığını dile getiren Hohlmann, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan ve AVM’lere ticari alanlarının yüzde 5’i kadar yöresel ürün satış bölümü zorunluluğu getiren perakende yasa tasarısını da eleştirdi.  Hohlmann,  “ Burası yabancı yatırımcılar için ciddi bir yatırım alanı. AVM’ler bölgede yaşayan insanların özelliklerine göre planlanıyor. Biz zat

Güneşin önüne perde çekmeyin

Türkiye’de güneş enerjisi yatırımlarının bürokratik engeller nedeniyle yapılamadığını ifade eden IBC Solar Genel Müdürü Bali, enerjinin en çok tüketildiği AVM’ler ve fabrikaların çatısında güneş santralı kurulmasına teşvik verilirse Türkiye’nin enerji sorunun büyük ölçüde çözüleceğini söyledi. Türkiye’nin ilk güneş enerjisi tesisini Konya/Meram Bölgesi Elektrik Dağıtım’ın (MEDAŞ) merkez bina bahçesine 350 bin Avro maliyetle tesis eden IBC Solar, yıllık 335 MW’lık güneş enerjisi üretiyor. 200 KW’lık tesisin kurulduğu Ağustos 2012’den beri ise toplam üretimi 454 MW saate ulaştı. 3 bin 500 metrekareye kurulu tesisin ürettiği güneş enerjisi MEDAŞ’ın iç tüketimini karşılıyor. Tesisi Türkiye’deki yatırımcı için örnek olması amacıyla kurduklarını ifade eden IBC SOLAR Türkiye Genel Müdürü Hayri Bali, Türkiye’nin enerji konusunda bütünüyle dışa bağımlı olduğunu vurgulayarak “Güneşin üzerine bürokratik engellerle perde çekiliyor. Enerji ihtiyacını karşılamak için daha fazla güneş enerjisin

Moskova’ya uçtu fiyatları düşürdü

Pegasus’un her girdiği pazarı büyüterek fiyatları düşürdüğüne dikkat çeken Ali Sabancı, Moskova’ya haftada üç kez sefer yapmalarına rağmen bilet fiyatlarının şimdiden yüzde 13 düştüğünü söyledi.  Pegasus Hava Yolları, 8 Ekim’den itibaren Rusya’daki 4. noktası olan Moskova’ya karşılıklı uçuşlar gerçekleştirmeye başladı. Pegasus Hava Taşımacılığı Yönetim Kurulu Başkanı  Ali Sabancı , Moskova’ya haftada üç kez uçtuklarını belirterek  “Bunu 14’e çıkaracak kapasitemiz var. İlk uçuşun doluluk oranı yüzde 94. Demek ki pazar esasında yaratılmış değil. Rakibimiz haftada 28, biz 3 defa uçuyoruz. Uçuşlarımız başladığından bu yana fiyatlar yüzde 13 düştü. Biletlerimiz 59.99 Avro’dan başlıyor. Rakibimizin fiyatları 300 Avro’ydu, bizden sonra 260 Avro’ya indi”  dedi. Sabancı şunları söyledi: * 33 ülkede 76 noktaya seferlerimiz var. Türkiye’de 31 noktaya uçuş gerçekleştiriyoruz. * Aralıkta Edremit ve Şırnak’a, ocakta da Mardin ve Erzurum’a seferlerimiz başlayacak. * İç hatlarda daha hızl

Kur Riski Alarmı

Şirketlerin döviz açığı son 11 yılda 25 kat artarak mayısta 250 milyar dolara dayandı Fed korkuları ve Suriye gerginliği sonrası takke düştü kel gözüktü. Reel sektörün kur riski başlı başına kırılganlık kaynağı haline geldi. ABD Merkez Bankası (Fed) tedirginliğinin Suriye gerginliği ile birleşmesi, gelişmekte olan ülkeler arasında en yüksek cari açıklardan birine sahip olan Türkiye için kırılganlık oluştururken, reel sektörün döviz borçlarının son yıllarda katlanarak artması kur riskini artırıyor. Zira kur arttıkça durduk yerde döviz borcu olan firmanın borcu da katlanıyor. Reel sektörün döviz varlıkları Mayıs 2013 itibarıyla bir önceki aya göre 1 milyar 477 milyon dolar azalışla 87 milyar 716 milyon dolara gerilerken, yükümlülükler 249 milyar 537 milyon dolara yükseldi. Bu dönemde net döviz pozisyonu açığı ise 8 milyar 994 milyon dolar artarak 161 milyar 821 milyon dolar oldu. 1994, 2001 krizinde kurdaki artış, borçlu birçok şirket için, aldıkları döviz kredileri ci

Yemiyoruz ama pahalı

Avrupa’nın üçte biri kadar et tüketiyoruz. Türkiye’de etin kilosu 26 TL Avrupa’da 4 Avro’yu geçmiyor Türkiye’de et fiyatları, Avrupa ve ABD’den üç buçuk kat fazla olmasına rağmen yükselmeye devam ediyor. Kasaplar Federasyonu Başkanı Yalçındağ’a göre, her şey dışardan alınıp fason üretim yapıldıkça sorun çözülemez. Son üç yılda yapılan 3.1 milyar dolarlık et ve canlı hayvan ithalatı, yaraya merhem olmadı. 2011 başında 14 liraya kadar inen et fiyatları yeniden 17 TL’ye çıktı. CHP’li Oran, “ Müdahale girdi maliyetlerine yönelik olmalı ” dedi. Geçen yıl Türkiye’de 915 bin ton kırmızı et üretimi yapıldı. Türkiye’deki kişi başı kırmızı et tüketimi 12 kilogram seviyesinde. Buna göre ayda ortalama 1 kg kırmızı et yiyebiliyoruz. Kişi başına yıllık tüketim ABD’de 60 kg, AB ülkelerinde ise 30 kg. Yani Türkiye’de yurttaş Amerikalının 5’te 1’i, Avrupalının yaklaşık üçte biri kadar et tüketebiliyor. Buna karşılık Türkiye’de kuşbaşı etin fiyatı ortalama 26 TL. Yani kırmızı ete yıll

Kanla besleniyorlar

Dünyanın en büyük 10 silah ve savunma sanayii şirketinin piyasa değeri fırladı Suriye’den sonra Mısır’ın da iç karışıklıklara sahne olması, uzun zamandır yatay seyreden silah şirketlerinin hisselerini yeniden hareketlendirdi. Kriz nedeniyle pek çok ülkenin savunma harcamalarını azaltması sonrası kârları zayıflayan silah ve savunma sistemleri üreten firmaların hisseleri, en son Libya’ya askeri müdahale sonrasında tavan yapmıştı.   Mısır’da yaşanan siyasi gerilim yüzlerce kişinin ölümüne yol açarken,  Mursi  karşıtı gösterilerin başladığı 1 Temmuz’dan bu yana 10 büyük silah devinin toplam değeri 33.6 milyar dolar arttı. Mısır’a silah satan İngiliz BAE Systems PLC’nin hisseleri Mursi karşıtı ilk büyük gösterinin yapıldığı 1 Temmuz’dan itibaren yüzde 11’e yakın arttı ve son 5 yılın zirvesini gördü. Silah ve savunma sistemleri üreten firmaların hem hisseleri hem de satışları 2012’de kriz sonrası alınan bütçe tedbirlerinden olumsuz etkilenmişti. Suriye’den sonra Mısır’ın da iç karışıklı

Fiyatı gören altına koştu

Yıl başından bu yana altın fiyatlarının yüzde 30 gerilemesi altına olan ilgiyi artırdı. Banka hesaplarında biriken altın, ilk altı ayda yüzde 31 artışla 256 tona ulaştı. Fed parasal sıkılaştırmaya eylülde başlarsa fiyatlar 1180 doların altını görebilecek. ABD’den gelen olumlu veriler sonrası parasal bolluğun azalacağı yönünde beklentiler altın fiyatlarındaki düşüşü hızlandırırken, altındaki değer kaybı yılın ilk yarısında yüzde 30’u buldu. Fiyatlardaki düşüşle beraber altına ilgi de arttı. Kuyumculuk sektörü 2008’den beri en iyi iş hacmine ulaşırken, bankalardaki altın hesapları yüzde 31 artışla 256 tona ulaştı. TEB Altın Bankacılığı Satış Direktörü Selami Erten , altının 2011’de 1920 dolara çıkarak rekor seviyelerini gördüğünü belirterek “Son dönemde para arzının daraltılacağı yönündeki beklentilerle altın fiyatlarında çok ciddi düşüşler oldu. Yıl başına göre fiyatlarda dolar bazında yüzde 30, TL bazında yüzde 22 gerileme var. Fiyatlardaki gerileme sayesinde kuyumcular son beş

Merkez Bankası Ne Yaptı?

Merkez Bankası (TCMB) 21 ay sonra ilk kez faizde artışa gitti. Faiz koridorunun üst bandını 75 baz puan artışla yüzde 6.50'den 7.25'e yükseltti. Merkez, yüzde 3.5 olan koridorun alt bandına dokunmadı, böylece faiz bandını genişletmiş oldu. Politika faizinde (yüzde 4.25) de değişikliğe gitmeyen TCMB, piyasaya gerek duyduğunda faizi yeniden artırabileceği sinyali de verdi.  Peki Merkez'in faizin üst bandında artışa gitmesi ne anlama geliyor?  Merkez Bankası'nın uyguladığı birden fazla faiz oranı var. Bunlardan piyasada en belirleyici olan borç verme ile borçlanma faiz oranı yani faiz koridoru ve politika faizi. TCMB, 2002'de enflasyon hedefi stratejisini kabul ettiğinden beri AB'de de uygulanan koridor sistemini uyguluyor.  Borç verme faiz oranı (faiz koridorunun üst sınırı), likiditeye ihtiyacı olan bir bankanın Merkez Bankası'ndan gecelik borçlanmak için ödemesi gereken gecelik faiz oranını; borçlanma faiz oranı ise elinde likidite fazlası olan b

Hızlı + ucuz + zararsız

Güneş enerjisi yatırımlarının maliyeti son 5 yılda üçte bire düştü, Türkiye’ye gün doğdu. Bundan 5-6 yıl önce 1 MW’lık bir tesisin bedeli 3.5 - 4 milyon Avro’larda iken hızla gelişen teknolojiler sayesinde bugün bu rakamlar 1.3 milyon Avro’ya kadar indi. 5 MW’lık bir güneş enerjisi tesisi yaklaşık 6 ayda inşa edilip devreye alınabiliyor. Dünyada 10 yılın altında tamamlanmış bir nükleer santral yok. Güneş enerjisi yatırımlarının hem ucuz hem pratik hem de en çevreci elektrik enerjisi üretim yöntemi olduğuna dikkat çeken “Güneşe Derneği” Başkanı Mehmet Özer bu alanda Türkiye’nin geç kaldığını söyledi. Aynı zamanda Tunçmatik Yönetim Kurulu Başkanı olan Özer “2012’de belli bir altyapı kuruldu ama mevzuatta hâlâ eksiklikler var. Bir an önce yatırımcıyı demotive edecek hükümlerden kurtulmalıyız” dedi. Özer sorularımızı şöyle yanıtladı: * Türkiye güneşten elektrik üretimi konusunda İspanya’dan sonra Avrupa’nın en iyi 2. potansiyeline sahip. Ama maalesef yeterince faydalanamıyoruz.