Ana içeriğe atla

İflaslar kurla katlandı

İflasların günden güne arttığı ancak iflas ertelemenin OHAL kapsamında yasaklandığı ülkede en sıkıntılı sektörlerin başında kimya ve perakende geliyor.


Alacak sigortası alanında faaliyet gösteren ve hazırladığı raporlarla özellikle ihracat yapan şirketlere yol gösteren Euler Hermes’e göre Türkiye’de 16 bin şirket iflas edecek. Euler Hermes Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Özlem Özüner, Türkiye için iflas artışlarına yönelik yılsonu öngörülerinin 2015’e göre yüzde 8 olduğunu, bunun da 16 bin şirketin kapanacağı anlamına geldiğini söyledi. İflasların artmasındaki en önemli etkenlerden birinin tahsilat zorluğu olduğunu ifade eden Özüner, en sıkıntılı sektörlerin kimya ve perakende olduğunu belirtti. Şirketleri en çok kur hareketleri etkiliyor. Özüner, başta iflas ertelemeleri olmak üzere son gelişmelere ilişkin Özüner’le son gelişmeler üzerine konuştuk.

- OHAL’le yasaklanan İflas erteleyememe kalıcı olursa hangi sonuçları doğurur?
İflas erteleme alınamaması durumunda şirketlerin konkordatoya başvurması gerekecektir. Konkordato için öncelikle borçlunun icra mahkemesine başvurup bir konkordato projesi vererek borçlarının belli bir yüzdesini ödeyeceğini belirtmesi gerekir. Borçlunun, projesine ayrıntılı bilançosunu ve gelir gider tablosunu da eklemesi gerekir.

Tahsilat zorlaştı

[Haber görseli]
- İflasların artmaması için ne önerirsiniz?

Alacak yönetiminin ve alacak vadelerinin doğru yönetildiği durumlarda iflasları önlemek mümkündür. Alacak sigortası gibi, güvenli ticarete imkân sağlayan mekanizmaların kullanımının yaygınlaşmasının iflaslar konusunda da olumlu gelişmelere neden olmaktadır. “Şirketlerin hayat sigortası” olarak tanımladığımız alacak sigortası, şirketlere müşterilerini tanımasalar da onlarla güvenli ticaret yapma fırsatını veriyor. Euler Hermes olarak 100 yılı aşkın deneyimimizle veritabanımızda güncel olarak 40 milyonu aşkın firmayı takip ediyoruz. Danışman rolümüzle müşterilerimizin risk yönetimine de katkıda bulunuyoruz ve bizim limit verdiğimiz alıcılarla rahatlıkla ticaret yapabiliyorlar. Alacakların, bir şirketin bilançosunun yüzde 30-40’ını oluşturduğunu göz önünde bulundurduğumuzda her ölçekten şirket için sabit kıymetler kadar alacaklarının sigortalanmasının ne kadar önemli olduğunu açıkça görebiliyoruz. Bu ürün, alacak yönetiminin yanı sıra sektör risklerinin de güvenilir bir şekilde yönetilmesini sağlıyor.

- Bu yıl iflaslar ne kadar artacak?
Türkiye için iflas artışlarına yönelik öngörümüz 2015 yılına göre yüzde 8, yani 16 bin şirketin kapanacağını veya iflas edebileceğini öngörüyoruz.

- İflasların artmasındaki etkenler neler?
Genel olarak baktığımızda, en önemli etkenlerden birinin tahsilat zorluğu olduğunu görüyoruz. Tahsilat zorluğu, 44 ülkeden 22’sinde ciddi veya çok yüksek seviyede ve Türkiye, tahsilatın en zor olduğu ilk 20 ülke arasında 19’uncu sırada yer alıyor. Türkiye’de ödeme vadeleri ortalama 90 günün üzerinde seyrediyor. Alacaklarını garanti altına almak için, şirketlerin müşteriyi iyi tanıma yönünde daha fazla uğraşmaları gereken bir dönemdeyiz. Alacak sigortası şirketleri aynı alıcı için birden fazla sigortalıya limit verdiği için alıcıların ödeme performansını birçok kanaldan izleyebiliyor.


Küresel iflaslar arttı

- Türkiye dünyada kaçıncı sırada?
İflaslar tüm dünyada artıyor. Şirketler likiditenin yoğun olduğu dönemde aşırı borçlanarak büyüdüler. Dünyada ekonomik büyüme oranları düşmeye başlayınca da alınan kredilerin geri ödenmesi döneminde sıkıntılar arttı. Gelişmekte olan ülkeler arasında Çin, Brezilya, Güney Afrika ve Türkiye en sıkıntılı olanlar.

Global iflasların 2009’dan bu yana ilk kez 2016’da yüzde 1 artacağını öngörüyoruz. Asya Pasifik’te yüzde 13, Latin Amerika’da iflas artış beklentimiz ise yüzde 17. Batı Avrupa’da ise trend olumlu, bu yıl yüzde 5, gelecek yıl ise yüzde 3 azalış bekliyoruz.


- İflaslar en çok hangi sektörlerde yaşanıyor?
Ülkede, dünyadaki risk algısına paralel bir olmakla birlikte Türkiye ve diğer bazı gelişmekte olan ülkelerin de olduğu grupta ayrışmalar göze çarpıyor. Örneğin, Kimya sektörü ithalata bağımlı bir sektör olması nedeni ile kurdaki değişimlerden çabuk etkileniyor ve Türk Lirası’nın değer kaybı ya da hızlı dalgalanmalar firmaların nakit akışını bozduğundan özellikle KOBİ ve alt ve orta ticari sınıflandırmada yer alan özkaynak tabanı zayıf firmalarda derin etkiler bırakabiliyor.

Ödemeler de güçlük var
* Perakende sektöründe Türkiye’ye özgü girişimci doygunluğu ve fiyat odaklı rekabet kâr marjlarını derinden etkiliyor; hane halkı tüketim eğilimlerine etki eden kur hareketleri ve bunun sonucundaki tüketim alışkanlarında yaşanan görece ufak düşüşler bile olumsuz etkiyi artırarak perakende sektöründeki birçok firmanın ödemelerini zamanında yapamamasına yol açıyor.

* Elektronik, Hızlı Tüketim Malları, Tekstil gibi bazı sektörlerdeki perakende oyuncu sayısının iç talebi karşılamanın da ötesinde fazla sayıda oyuncu olduğu görülüyor ve söz konusu durum geçmişte gelişmiş ülkelerde yaşandığı gibi hali hazırda yaşanan konsolidasyonların da (örneğin şirket birleşmeleri ve satın almalar) artarak devam edeceği yönündeki öngörüleri destekliyor.

* Kimya sektörü büyük oranda ithalata bağımlı bir sektör olması nedeni ile kurdaki değişimlerden çok çabuk etkileniyor ve Türk Lirası’nın değer kaybı ya da hızlı dalgalanmalar firmaların nakit akışını bozduğundan özellikle KOBİ ve Alt ve Orta Ticari sınıflandırmada yer alan özkaynak tabanı zayıf firmalarda derin etkiler bırakabiliyor.

* Ayrıca finansör konumdaki banka, leasing ve faktoring şirketleri de dahil olmak üzere ticari hayatın içinde olan tüm aktörleri olumsuz etkilediği görülüyor.


12 yıl sonra yeniden devrede
Son bir ay içerisinde Türkiye genelinde mali durumu bozulan ve borçlarını ödemekte zorlanan 15 şirket konkordato davası açtı. İflas erteleme başvuruları OHAL süresince yasaklanırken, borçlarını ödemekte zorlanan şirketler iflastan kurtuluşu konkardato davası açmakta buluyor. Hukuk çevreleri son 12 yıldır kullanılmayan konkordatonun OHAL yasakları ile birlikte yeniden gündeme geldiğini vurgularken, son bir ayda 15 firmanın konkordato için başvurduğu belirtiliyor. Kanun hükmünde kararnameyle (KHK) iflas erteleme talepleri 1 Ağustos 2016 tarihi itibariyla yasaklanmıştı. Konkordato, iflas ertelemeye göre uygulaması daha zor ve iflas riski daha yüksek bir yöntem olarak biliniyor. Hukuk terminolojisine ‘İflas anlaşması’ olarak da geçen konkordato, batık durumdaki bir şirketin borçlarını ödeyemeyecek duruma gelmesi ve bunu ilan etmesi sonrasında alacaklıları ile yaptığı bir anlaşma olarak tanımlanıyor. Borçlu bu anlaşma ile alacaklıların üçte ikisiyle anlaşarak borçlarının en az yarısını ödemeyi, kalanını ise belli bir plan takviminde ödeyeceğini taahhüt ediyor. Konkordato alacaklıların büyük bir kısmının rızası ile gerçekleşirken, İflas ertelemede ise Ticaret Mahkemesi’ne sunulacak iyileştirme projesi dikkate alınıyor.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre