Ana içeriğe atla

Çin aşısında süreç nasıl işleyecek?

Sağlık Bakanı Koca, Çin menşeli Sinovac aşısının teslimatının birkaç gün içinde yapılacağını açıkladı. Peki, Çin aşısı ne kadar güvenilir, aşılamada süreç nasıl ilerleyecek? Uzmanlar DW Türkçe için değerlendirdi.


Türkiye'de kısa vade içinde alınması kesinleşen tek aşı Çin’den ithal edilen Sinovac oldu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dün akşam yaptığı açıklamada, Sinovac aşısının birkaç gün içinde teslimatının yapılacağını bildirdi. Bakanın açıklamasına göre 50 milyon doz aşı kademeli olarak gelecek. İlk aşamada kaç doz aşı geleceği ise açıklanmadı.

Peki, ne kadar sürede kaç kişi aşı olabilecek?

"Mart başında tamamlanır"

DW Türkçe’ye konuşan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Akova, aldıkları duyumlara göre 10 milyon dozun aralık ayı sonuna dek geleceğini, her ay 10 ila 20 milyon doz olmak üzere mart ayına kadar 50 milyon dozun tamamlanacağını söylüyor.

Akova, "Siz 25 milyon kişiyi öyle birkaç günde aşılayamazsınız. Bu aşıların dağıtımının yapılması, kimlerin aşılanacağı, kimlere öncelik tanınacağı, onların nereye başvuracakları şeklinde bir organizasyona da ihtiyaç var. Dolayısıyla bir zaman dilimi içerisinde bu aşılama yapılacaktır. Onun için de ben bunun iyimser bir tahminle şubat sonu, mart başına kadar ancak tamamlanabileceğini düşünüyorum" diyor.

Türkiye’de alınması planlanan Sinovac aşısıyla ilgili faz-3 çalışmalarının henüz tamamlanmadığına işaret eden Akova, "Halihazırda Brezilya’da ve Türkiye’de yürüyen iki tane çalışma var. Brezilya’daki çalışmanın sonuçlarının kısa bir süre içerisinde açıklanması bekleniyor. Çünkü oradaki çalışma Türkiye’dekine göre daha önde. Türkiye'de belki aralık ayının sonuna doğru bir ara değerlendirme gibi bir şey yapılabilir. Ancak o zaman belli olacak" diye konuşuyor.

Güvenilir bulunuyor

Aşının etkili olup olmadığı ile ilgili faz-3 çalışmaları devam ederken; güvenli olup olmadığına ilişkin yapılan faz-2 çalışmaları olumlu sonuçlandı.

Çin’de 350 bin, Brezilya’da 11 bin, Türkiye’de ise 3500’den fazla kişi Sinovac aşısının faz-2 çalışmaları için gönüllü oldu. Şimdiye dek ciddi bir yan etkisine rastlanmadı.

DW Türkçe’ye konuşan Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Selda Erensoy, gelinen noktada salgını doğal akışına bırakarak toplumda istenen yüzde 67’lik bağışıklık düzeyine ulaşmanın mümkün olmadığını, bu nedenle aşıların gündemde olduğunu vurguluyor. 

"Deneyimin en fazla olduğu aşılar"

Bu koşullarda olağanın dışında hızlı geliştirme ve deneme çalışmalarının sürdüğüne değinen Erensoy, "Şu anda Türkiye gündemindeki inaktive aşılar. Faz-3 çalışmalarının yaygın yapıldığı ve sağlık otoritesinin de aralık ayı içinde alınacağını söylediği inaktive aşılar, aslında en eski ve enfeksiyon hastalıklarında deneyimin en fazla biriktiği aşılar. Ancak elimizde resmi olarak bildirilen faz-2 çalışmaları var.

Prof. Dr. Selda Erensoy

Prof. Dr. Selda Erensoy

Yani daha küçük ölçekli. Belli bir süre içinde faz-3 yani daha büyük, binlerce, onbinlerce sayı içeren sonuçları beklemekteyiz" diyor.

Gelinen noktada aşıların güvenilirliğinin iyi göründüğünü belirten Erensoy, etkinlikleri için ise faz-3 çalışmalarıyla elde edilecek olan, aşının hastalıktan ne kadar koruyacağına dair verilerle bulaştırıcılıktan koruma verilerinin resmi olarak açıklanması gerektiğine işaret ediyor.

Türk Tabipleri Birliği de aşıların hangi ülkede, hangi firma tarafından üretildiğinin bir önem taşımadığını belirtiyor. Birliğe göre önemli olan aşının bilimsel ve etik kurallara uygun ruhsatlandırılmış olması.

"Yaygın aşıya geçmemiz gerek"

İletişimci yazar Ayşen Şahin ise Sinovac’ın faz-3 çalışmalarına gönüllü oldu, DW Türkçe’ye konuşan Şahin aşının ruhsatlandırma aşamasının daha kısa sürede tamamlanmasına destek olmak için bu adımı attığını söylüyor. Şahin, "Açıkçası toplumsal bir fayda gözeterek buna gönüllü oldum.

Ayşen Şahin

Ayşen Şahin

Biz uzayan ortalama insan ömrünü geçmişte bu süreçlerden geçen aşılara borçluyuz. Bu aşı da yıllardır uygulanan aşılarla aynı teknikle üretilmiş biraz geleneksel bir aşı. Burada Sağlık Bakanı’nın beyanlarını değil, güvendiğim doktorların beyanlarını esas aldım. Kendi sağlığımdan da önce olabildiğince hızlı faz-3’ü geçmemiz ve yaygın aşıya başlamamız gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda bir faydam olabilir diye umdum" diyor. Önce PCR testi yapıldığını, sonuçlar çıktıktan sonra da aşının uygulandığını belirten Şahin, şimdiye dek bir yan etki hissetmediğini kaydediyor.

"Organizasyona ihtiyaç var"

Çin aşısı, saklama koşulları en kolay aşı olarak biliniyor. Prof. Dr. Murat Akova’ya göre aile sağlığı merkezleri, eczaneler ve diğer tıp merkezleri aşıyı saklama koşullarına sahip. Akova, bu aşamada aşıların dağıtımının yapılması, kimlerin aşılanacağı, kimlere öncelik tanınacağı, onların nereye başvuracakları şeklinde bir organizasyona ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Peki, aşılamanın başlaması koronavirüsü hayatımızdan çıkaracak mı?

Akova, aşı olduktan sonra aşının koruyucu olması için minimum bir ay süreye ihtiyaç olduğuna işaret ederek şunları söylüyor: "Aşı olduğunuzun ertesi günü siz 'ben artık hastalıktan korundum, istediğimi yaparım' gibi bir davranış şekline giremezsiniz. Kaldı ki aşıların koruyuculuğu da hiçbir zaman yüzde 100 koruyuculuk değil. Aşı yapılan kişi de maske takmak zorunda, hijyene dikkat etmek, kalabalık ortamlardan kaçınmak zorunda. Bu önlemleri en azından önümüzdeki yılın ortalarına kadar yeterince insan aşılanıncaya dek devam ettirmek zorundayız."

"Kısıtlamalar gerekli"

Prof. Dr. Selda Erensoy ise bu süreçte enfeksiyonun toplumdaki yaygınlığını azaltabilmek için aşılamayla birlikte mutlaka insan hareketliliğinin azaltılması gerektiği görüşünde. Erensoy, "Yani önlemlere bireysel olarak devam edeceğiz. Otorite tarafından da resmi olarak yapılacak belli kapatmaların, kısıtlamaların gerekli olduğu şu an aşikar" diyor.

Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre Türkiye’de aşılama dört aşamada ilerleyecek. İlk aşamada sağlık çalışanları, 65 yaş üstü ile yaşlı, engelli, koruma evlerinde kalanlar gibi toplu ve kalabalık yerlerde yaşayan yetişkinler aşılanacak. Ardından toplumun işleyişinde gerekli olan ve kritik sektörlerde çalışanlarla 50 yaş üzeri kronik hastalara aşı yapılacak. Üçüncü aşama, 50 yaş altı en az bir kronik hastalığı bulunan vatandaşları, genç yetişkinleri, ilk iki grupta yer almayan sektör ve mesleklerde çalışanları kapsarken, dördüncü ve son aşamada ilk üç grubun dışında kalan tüm bireyler aşılanacak.

Çin aşısında süreç nasıl işleyecek? - DW Türkçe 







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre