Ana içeriğe atla

Sosyal medyada yeni dönem: Ağ sağlayıcılar neden suskun?

Sosyal medya düzenlemesi Meclis’ten geçti. Peki ağ sağlayıcıları düzenlemeyle getirilen yükümlülükleri kabul edecek mi? İlgili taraflardan henüz bir açıklama yapılmasa da Twitter’ın yasaya olumlu bakmadığı konuşuluyor.



Twitter, Facebook, Whatsapp, Instagram gibi milyonlarca kullanıcısı olan sosyal medya şirketlerine bir dizi yükümlülük ve yaptırım getiren “İnternet ortamında yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” Çarşamba sabahı TBMM’de kabul edildi.
Kararın ardından Meclis 1 Ekim’e kadar tatile girdi. Peki bundan sonra ne olacak?
"Gözetim mekanizması"
Bilişim uzmanlarına göre, sosyal ağ sağlayıcılara Türkiye’de temsilci bulundurma, verileri ilgili kurumlarla paylaşma ve kişilik hakkı ihlali nedeniyle içerik kaldırma taleplerine 48 saat içinde yanıt verme gibi yükümlülükleri kapsayan düzenleme sansür anlamına gelirken, yasanın hazırlanış şekli de sorunlu.
DW Türkçe’ye konuşan Alternatif Bilişim Derneği Başkanı Avukat Faruk Çayır, iktidar partisinden hiçbir milletvekili ile düzenlemeyi görüşme imkanı bulamadıklarını belirtiyor. Genel Kurul öncesinde yasaya ilişkin yaptıkları bilgilendirmelerin de dikkate alınmadığını belirten Çayır “Dolayısıyla şeffaflık olmadan ve sosyal medya platformlarıyla görüşülmeden kanunun hemen gece yarısı geçirilmesi Türkiye açısından tam fecaat bir durumdur. Bu aşamadan sonra tam bir sansür ve gözetim mekanizması devreye girecektir” diyor.
Düzenleme uzun süredir tartışılsa da sosyal ağ sağlayıcıları, sessizliğini koruyor. Yasa Meclis’ten geçtikten sonra da şirketlerden bir açıklama gelmedi.
"Suskunluk zarar verdi"
DW Türkçe’ye konuşan bilişim hukuku uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz, sosyal ağ sağlayıcılarının suskunluğunun hem düşündürücü olduğunu hem de sürece zarar verdiğini söylüyor. Akdeniz, “Hemen bir açıklama yapıp reaksiyon göstermeleri gerekirdi. Ben görüşmelerimde Facebook'a da Twitter'a da süreç tamamlanmadan mutlaka açıklama yapmalarını söyledim. Tarafsız kalmayı tercih ettiler. Ancak isteseler de istemeseler de taraflar” diye konuşuyor.
Yaman Akdeniz
Yaman Akdeniz
Faruk Çayır da sosyal ağ sağlayıcılarının kendi kullanıcılarına sorumlulukları olduğunu hatırlatıyor.
Düzenlemeye göre sosyal medya platformları sunucularını Türkiye’de bulundurmak zorunda kalacak. IP adreslerini, kişisel bilgileri buradaki kurumlarla paylaşmak durumunda olacak.
Faruk Çayır, “Sosyal medya platformlarının buna ses çıkarması, bununla ilgili görüş bildirmesi gerekirken yasanın çıkarılma aşamasında hiçbir şekilde kendi üyelerine karşı aslında sorumluluklarını da yerine getirmediler. Sosyal medya platformlarının kullanıcılarını kişisel verilerin gizliliğine ilişkin aydınlatması gerekir. Düzenleme, kişisel verilerin korunmasına da aykırı” diyor.
Sosyal medya platformlarının da bu yasal düzenlemenin ortaya çıkmasında büyük sorumlulukları olduğu görüşünü paylaşan Çayır, “Sosyal medya platformları bu yasal düzenlemeye uyup uymayacaklarını kullanıcılara bildirmeyecekler mi? Kullanıcılarına biz bu yasal düzenlemeye uyuyoruz ya da biz bu yasal düzenlemeyi kabul etmiyoruz, ya da yasal düzenlemeler sonucunda kişisel bilgilerinizi şu kurumlarla paylaşıyoruz demeyecekler mi” diye soruyor.
Twitter kabul edecek mi?
Peki sosyal ağ sağlayıcıları Türkiye’ye gelmeyi kabul edecek mi? İlgili taraflardan henüz bir açıklama gelmese de ortak görüş Twitter’in bu şartları kabul etmeyeceği yönünde.
“Twitter'in şeffaflık raporlarından anlaşılan, kuralları birdenbire değiştirip Türkiye'ye gelmeyi kabul etmeyeceği yönünde” diyen Akdeniz’e göre, hiçbir sosyal ağ sağlayıcının düzenlemeyi kabul etmemesi gerekiyor. Akdeniz, bu şartlarda hükümetin geri adım atabileceğini düşünüyor.
Çayır ise “Belki Twitter yanaşmayabilir ama Facebook bu verileri verebilecek nitelikte. Twitter’ın kendi iç dinamikleri, kendi öz denetimleri daha demokratik bir yapıya sahip. Ama Facebook ve Instagram biraz daha ticari platformlar. Dolayısıyla daha çok ekonomik olarak yaklaşacaklardır. Facebook’un uyacağını düşünüyorum. Ama herhangi bir açıklamaları da yok” diyor.
Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya ise, AKP Grup Başkanı Naci Bostancı ile Meclis kulisinde yaptığı sohbete yazısında yer verdi. Buna göre Bostancı, sosyal ağ sağlayıcılarıyla görüştüklerini ve sadece Twitter’in Türkiye’de temsilci bulundurmaya olumlu bakmadığını söyledi. Ancak Meclis görüşmelerinde ya da kamuoyuna açık bir şekilde yapılan açıklamalarda düzenleme ile ilgili sosyal ağ şirketleriyle görüşülüp görüşülmediği şeffaf bir biçimde paylaşılmadı.
"Geçmiş temizlenecek"
Yasayla birlikte gelen "unutulma hakkı" da çok tartışılıyor. Buna göre kişilik hakkını ihlal eden yayınlar arama motorlarından silinecek. Ancak Faruk Çayır’a göre unutulma hakkının kriterleri yasada belirtilmediği için kamu yararı oluşturan içerikler de silinebilecek.
Çayır, “Unutulma hakkı için içeriğin haber değeri taşıyıp taşımaması, talepte bulunan kişinin siyasetçi ya da ünlü olup olmaması, haberin gerçeği yansıtıp yansıtmaması gibi bir kriter yok, hiçbir ölçüt yok. Geçmişe dönük siyasi olaylar, yolsuzluk haberleri, kadına yönelik şiddet haberleri, farklı siyasilerin işledikleri suçlar, sulh ceza hakimi kişilik hakkı ihlal edilmiş dediğinde arama motorlarından çıkarılacak. Tamamıyla geçmiş temizlenecek. İçerik tamamen çıkarılacağı için de VPN gibi DNS ayarları gibi farklı yol ve yöntemleri kullanmanın da bir anlamı kalmayacak, bir daha o habere ulaşılamayacak” diyor.
Yasada boşluk var mı?
Hukukçu Kerem Altıparmak ise yasada bir boşluk olduğu görüşünde. Altıparmak, Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Yasa ancak eğer bir temsilci bulundurulmazsa bant daraltmaya kadar varan yaptırımlar öngörüyor. Yani temsilciyi atayıp diğer yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde verilecek şey para cezası. Bu durumda, Twitter Türkiye'ye temsilci atasa ama ilkelerinden vazgeçmese ve verileri de Türkiye'ye getirmese bu yasa çalışmasına engel değil” diyor. Altıparmak, içerik çıkarma kararı ifade özgürlüğüne aykırı olduğu için uygulanmadığında açılan dava kazanılsa da şirket borçlarının temsilciye yıkılamayacağı görüşünü savunuyor.
Ancak Yaman Akdeniz Altıparmak ile aynı görüşte değil. Yasada boşluk varsa da kısa süre içinde yeni bir düzenleme ile kapatılabileceğini savunan Akdeniz, “Türkiye, bir hafta gibi kısa bir sürede bu yasa teklifini kanunlaştırarak amacını ve rengini belli etti. Hukuk kuralları işlemiyor ki yasada bir boşluktan söz edelim. Amaç sosyal ağ sağlayıcılarını dize getirmek. Sadece para cezalarıyla yüzleşmeyecekler, haklarında ceza davaları açılacak. Temsilcilik sandalyesinde oturan kişi yargılanacak, hakkında soruşturma açılacak” yorumunu yapıyor.
Sosyal ağ sağlayıcılarına ilişkin düzenlemenin Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından üç ay içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor. 
Ana muhalefet partisi CHP, yasayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacağını açıkladı. Bilişim dernekleri de yasanın iptali için gerekli başvuruları yapacağını belirtiyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre