Ana içeriğe atla

Reformlar unutuldu not negatife döndü

OHAL ve referandum nedeniyle reformlar ikinci plana itilince kredi notu üzerindeki baskı da arttı. Moody’s  iç siyasi gerginliğe dikkat çekerek Türkiye’nin notunu negatife çevirdi.


Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, önceki gece Türkiye’nin kredi notu görünümünü ‘durağan’dan ‘negatif’e çevirdi. Türkiye ile ilgili olası değerlendirme takvimini daha önceden duyurmayan kuruluşun kararı sürpriz oldu. Moody’s’in, kararını açıklarken ‘iç siyasi gerilim’e vurgu yapması ise dikkat çekti. En son geçen yıl eylül ayında yapılan değerlendirmeden bu yana Türkiye’nin kredi notu üzerindeki baskıların somut olarak arttığını ifade eden Moody’s, negatif not görünümünün nedenlerini şöyle sıraladı:

1. Türkiye’nin kurumsal gücünde yaşanan bozulmanın devamı: 

Temmuz ayındaki darbe girişiminin ardından ortaya çıkan gergin siyasi ortam tahminlerden daha uzun sürdü. 16 Nisan’daki anayasa referandumu sonrası hafiflemesi öngörülmüyor. Temmuzdan bu yana hükümete muhalefetin çeşitli tiplerini azaltmak için atılan adımlar ülkenin yönetme kapasitesinin gücünü azalttı ve özel sektör güvenini zedeledi.

2. Zayıflayan büyüme görünümü: 

Yurtiçi güveni etkileyen devam etmekte olan siyasi ve jeopolitik gerilimin yanı sıra, TL’deki keskin değer kaybı ile yüksek enflasyona yol açan ve güçlenen dış baskılar büyümenin kısa vadede geçen yılki beklentilere kıyasla baskı altında kalmasına yol açacak. Hükümetin kısa vadeli canlanma yaratmaya odaklı önlemleri, temel yapısal sorunlara karşılık vermede başarısız.

3. Kamu ve dış hesap dengeleri üzerinde artan baskılar: 

Türkiye’nin kredi notuna temel desteği oluşturan güçlü kamu maliyesi yavaşlayan büyümeden olumsuz etkileniyor. Sosyal güvenlik ve vergi ödemeleri ertelemesi ile maaş desteği gibi adımlar yapısal sorunları ortadan kaldırmıyor. Hükümet bu destekleri kaldırmakta zorlanabilir. Kamu harcamalarındaki artışın Türkiye’nin borç göstergelerinde olumsuz etkileri olacağını tahmin ediyoruz.

4. Artan kredi şoku riski:

Türkiye’nin kredi notunun uzun zamandır değişmeyen zayıf noktası dış kırılganlıklar ise son aylarda arttı. Lira keskin bir şekilde zayıfladı. Sermaye girişleri ise aralıklarla cari açığı finanse etmekte yetersiz kalıyor.  Türkiye’nin dış kırılganlığı benzer gelişen ülkelerin birkaç kat üzerinde. 

Moody’s, yatırım yapılabilir derecenin bir kademe altı olan Ba1 seviyesindeki notta ise değişiklik yapmadı. Ancak negatif görünüm, kredi notunun indirilebileceği anlamına geliyor. 

Moody’s açıklamasına göre eğer ödemeler dengesi krizi ihtimalinde bir artış gözlenirse yeni bir not indirimi gelebilir. Türkiye’nin kredi notu görünümünü ‘durağan’da tutan Fitch de bir sonraki gözden geçirme tarihini 21 Temmuz olarak belirlemişti. Notu negatifte tutan diğer kuruluş S&P ise ilk not değerlendirmesini 5 Mayıs’ta yapacak.

İki üç ay içinde indirebilir
Kapital FX Araştırma Müdürü Enver Erkan, Türkiye’nin kredi notunun negatife çevrilmesinin ‘notu tekrar indirme uyarısı’ olduğunu belirterek “Moody’s’in takvimi yok ama iki üç ay içinde notu indirebilir. Moody’s ve Fitch genel olarak S&P’nin kararlarından çok ayrışmıyor. S&P, Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyenin iki, diğerleri bir basamak altında tutuyor. Dolayısıyla notun daha da indirilme olasılığı var. Fitch de bir sonraki toplantısında benzer bir açıklama yapabilir” dedi.

Erkan, Moody’s’in açıklamasında yer alan “Temmuzdaki başarısız darbe girişiminin ardından iç siyasi ortamdaki gerginlik beklenenden uzun sürdü” ifadesine dikkat çekerek “Darbe girişiminden bu yana olumlu bir yatırım ortamı söz konusu değil. Referandum da işin içine girince bir istikrarsızlık, bir belirsizlik durumu söz konusu. Diğer yandan OHAL üç ay daha sürecek. Bu da yatırımlar için olumsuz. Yapısal reformlar çok konuşuldu ancak siyasi sistem tartışmaları bunun önüne geçti. Dolayısıyla bu da Türkiye’nin notunu olumsuz etkiledi” ifadelerini kullandı.

Referandumdan hangi sonuç çıkarsa çıksın gerilimin süreceğini vurgulayan Erkan, her iki sonucun yansımalarının da ekonomiyi olumsuz etkileyeceğini söyledi. Erkan yatırımların ikinci planda kalmaya devam edeceğine işaret etti. Bu hafta ABD Merkez Bankası ve TCMB kararlarıyla dolar hareketinin yavaşladığını ifade eden Erkan, “Eğer Moody’s kararı olmasaydı 3.55-3.50 seviyeleri görülebilirdi ancak şu anda eğilim yukarı yönlü” dedi.

‘Siyasi belirsizlik ortadan kalkmalı’
Işık FX Başanalisti Gizmen Nalbantlı ise kredi derecelendirme kuruluşlarından geçer not almak için ülke içindeki siyasi belirsizliğin ortadan kalkması gerektiği söyledi. Gazetemize konuşan Nalbantlı “Darbe girişimini yaşadığımız 2016 yılında siyasi belirsizlik ve ülkenin kurumsal gücündeki aşınma sebebiyle not indiren Moody’s, büyüme görünümündeki zayıflama ve kredi şoku riskinin artığını öne sürerek görünümü negatife çekti.  Ülke içindeki siyasi belirsizliğin ortadan kalkması ve yapısal reformların hayata geçirilmesi kredi derecelendirme kuruluşlarından geçer not almanın temelini oluşturuyor. Karar sonrası Türk Lirası değer kaybederken kurda 3.55-3.60 bölgesinin üzerinde yukarı trendin devam ettiğini söyleyebilirim” yorumunu yaptı.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre