Ana içeriğe atla

Eşitsizliği Üreten Siyasi Kurumlar

Acemoğlu’na göre gelir eşitşizliğini esas yaratan, Piketty’nin hiç değinmediği kurumlar, kısacası siyasi güç


Dünyanın sayılı ekonomistlerinden Profesör Daron Acemoğlu, gelir ve servet eşitsizliğini sermaye getirisinin ekonomik büyüme hızından büyük olmasına bağlayan Piketty’nin popüler kitabı ‘21. Yüzyılda Kapital’in eksikliklerini ortaya koyan bir makale yayımladı. 


Kapitalizmin yarattığı servet ve gelir eşitsizliğinin 21. yüzyılda artık sürdürülemez boyutlara varması, günümüz iktisatçılarının ‘eşitsizliğin nedenleri’ni tartışan çalışmalarını da hızlandırdı. Fransız iktisatçı Thomas Piketty’nin büyük popülerlik kazanan kitabı “21. Yüzyılda Kapital”den sonra, dünyanın en çok alıntı yapılan 10 ekonomistinden biri olan Massachusetts Institute of Technology (MIT) Profesörü Daron Acemoğlu ve Harvard Üniversitesi Profesörü James A. RobinsonKapitalizmin Genel Kurallarının Yükselişi ve Çöküşü” adlı ortak makaleyle eşitsizlik sorununun nedenlerini irdelediler.

Acemoğlu ve Robinson tarafından bu ay yayımlanan makale, Piketty’nin eksikliklerini ortaya koyarken eşitsizliğin ortaya çıkmasında siyasi ve ekonomik kurumların rolüne dikkat çekiyor. Makale, Piketty’nin, eşitsizliğin dinamiklerini tanımlayan genel kuralları formülleştiren büyük klasik iktasatçılar Marx, Ricardo ve Malthus’un geleneksel çizgisini takip ettiğini vurguluyor. Geçmişi anlamak ve geleceği tahmin etmede bu genel kuralların faydalı olmadığını iddia eden makale, “Çünkü bu kurallar, bir toplumda kaynakların dağılımı ve teknolojinin gelişiminin şekillenmesinde siyasi ve ekonomik kurumların esas rolünü göz ardı ediyor” diyor.

Makalede İsveç ve Güney Afrika ekonomik ve siyasi tarihleri ele alınarak eşitsizliğin dinamiklerinin kurumsal faktörlerle bağlantısının önemi vurgulanıyor. Acemoğlu ve Robinson’a göre kurumsal faktörler ve bunların içsel gelişimi, eşitsizliğin oluşumunda, Piketty’nin kitabında vurguladığı ‘sermayenin getirisinin ekonominin büyüme hızından büyük olması’ faktöründen daha etkili.

Makale, Piketty’nin gelir ve servet eşitsizliğini ölçmede vergi beyannamelerini veri olarak kullanmasının iktisatçılar için yeni bir ufuk açtığını kabul ederken, klasik iktisatçılar ve hatta Marx’ın çok basit bir hata yaptığını öne sürüyor. Bu da “Bir toplumun siyasi dengeleri ve kurumlarının, teknolojinin ilerleyişini, piyasaların işleyişini ve farklı ekonomik düzenlemelerden elde edilen kazançları nasıl belirlediğini göz ardı etmek”. Makalede gelir ve servet eşitsizliğinin kurumsal nedenleri özetle şöyle açıklanıyor:

* 20. yüzyıl boyunca iki farklı eşitsizlik hikâyesi olan Güney Afrika ve İsveç ekonomileri, eşitsizliğin odak noktasının yüzde 1’lik üst gelir grubu olmadığını gösteriyor. İki ülkede eşitsizliğin dinamikleri toplumdaki farklı kurumsal ilişkilere bağlı.

* İsveç ve Afrika’da benzer bir şekilde yüzde 1’lik üst gelir grubunun yarattığı eşitsizlik 1980’lere kadar düşerken bu tarihten sonra yükselişe geçti.

* Ancak Güney Afrika’da 20. yüzyılın ilk yarısında siyah ve beyaz işçiler arasındaki gelir uçurumunun giderek büyüdüğü ve 1970’e gelindiğinde 14 kata çıktığı görünüyor.

* Fransız Devrimi, sosyal demokrasi ve Güney Afrika’da 1994’e kadar yasal olarak uygulanan ırk ayrımcılığı politikası (Apartheid) eşitsizlik üzerinde etkili.

* Apartheid yasasıyla 1910’da Güney Afrika’da arazilerin yüzde 93’ü beyazlara ayrılırken, nüfusun yüzde 80’ini oluşturan siyahlar yüzde 7’ye sahip olabildi ve sadece madenler ve çiftliklerde vasıfsız işçi olarak çalıştırıldılar. Bu da siyahların gelirlerinin düşmesine neden oldu. Yasanın kaldırılmasıyla siyahların gelirlerinde artış gözlendi. 

* İsveç’te ise 1965-2010 arasında yüzde 5’lik üst gelir grubuyla yüzde 1’in gelirleri aynı oranlarda büyüdü. 1980’lere kadar yüzde 1’in gelirlerindeki düşüş hükümet politikalarından kaynaklandı. İsveç demokrasisinin gelişimi, 1910’da yüzde 10 olan marjinal vergi oranlarının 1960’larda yüzde 40’a çıkarılması, işgücü piyasası kurumlarının ortaya çıkmasıyla ücret pazarlığının artması, eşitsizlik üzerinde aşağı yönlü baskı yarattı. 


Piketty ne demişti?

Yeni Karl Marx olarak adlandırılan, kitabı Amerika’da uzun süre bestseller olan Piketty, 30 ülkenin vergi kayıtlarını tek tek inceleyerek gelir ve servet dağılımı adaletsizliğini vergi kayıtlarına dayanan bir veritabanından ortaya koyuyor. Sermaye getiri oranlarının büyüme hızından yüksek olduğu dönemlerin (1910-1940 ve 1980 sonrası) eşitsizliğin derinleştiği; tersi olan dönemlerin ise (1950-1970’ler) eşitsizliğin azaldığı yıllar olduğunu öne süren Piketty, en zengin yüzde 1’lik kesimin gelir dağılımı eşitsizliğinde öne çıktığına dikkat çekiyor. Gelir ve servete küresel düzeyde uygulanacak artan oranlı vergi sistemiyle sermayenin dizginlenebileceğini savunuyor.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre