Ana içeriğe atla

Twitter’ın hamlesi siyasi mesaj mı?

Twitter’in Türkiye’den çok sayıda hesabı kapatması devletlerin dezenformasyon kampanyalarına karşı başlattığı mücadelenin parçası olarak görülüyor. AKP ise bu hamleyi yine Twitter üzerinden sert bir dille eleştirdi.



Sosyal medya platformu Twitter, Türkiye'den 7 bin 340 hesabı "devlet bağlantılı bilgi yayma operasyonlarına" karıştığı gerekçesiyle kapattığını duyurdu.
Twitter, yaptığı açıklamada, "Platformumuzun teknik altyapısı ve hesap davranışlarından yola çıkan analizimiz, bu sahte ve ele geçirilmiş hesapların AKP lehine siyasi bir anlatım yaratmaya çalıştığını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a güçlü bir destek verdiğini gösterdi. Teknik işaretler, partinin gençlik kollarıyla bağlantılı ve merkezi bir ağın ele geçirilmiş birçok hesapla ilişkili olduğunu gösteriyor" dedi.
Hesaplara ilişkin analizler, ABD'deki Stanford Üniversitesi'ne bağlı İnternet Gözlemevi (SIO) tarafından yapıldı. Hesaplara dair arşiv de Twitter tarafından erişime açıldı.
'Hedef gösterme değil analiz'
Raporu hazırlayan akademisyenler, yaptıklarının 'hedef gösterme' değil 'analiz' olduğunun altını çiziyor.
Projeyi yöneten akademisyen Dr. Shelby Grossman, DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada "Raporun amacı, AKP'nin gençlik kanadıyla bağlantılı yapay bilgi yayma operasyonunda kullanılan  sosyal algı oluşturma amaçlı anlatımları ve taktikleri anlamaktı. Twitter ağı tanımladı ve Stanford İnternet Gözlemevi ekibi bu ağı ​​analiz etmeye yardımcı oldu" diyor.
Grossman, yaptıkları analize göre söz konusu yapay bilgi yayma operasyonunun 2013/2014'te aktif hale geldiğini söylüyor. Bu tarihten 2008'e kadar oluşturulmuş bazı hesaplar olsa da, bunların çoğunun bu ağdaki aktörler tarafından ele geçirilen gerçek hesaplar olduğuna dikkat çekiyor. Grossman, "Yani bu hesaplar normal hesaplar olsa da birkaç yıl sonrasında AKP'nin amigo mesajlarını iletmek için kullanıldılar" diye konuşuyor.
SIO'nun yaptığı analizler sonucu hazırladığı rapora göre, tek görevi AKP adına retweet yapmak olan hesaplar ağı bulunuyor. Bu ağlar, aynı anda aynı etiketleri kullanarak gündem olmayan içerikleri daha popüler yapmaya çalışıyor.
‘AKP'yi öven tweetler'
Yine rapora göre, aynı gün açılmış, benzer kullanıcı adı olan, gerçek olmayan kişiler adına açılan çok sayıda hesap bulunuyor. Raporda hacklenen çok sayıda hesabın AKP'yi öven tweetler attığı ya da CHP ve HDP gibi muhalefet partilerini hedef aldığı belirtiliyor. Kapatılan hesapların, AKP'nin 2017 referandumu kampanyasını desteklemek veya Türkiye'nin Suriye ve Libya'daki askeri operasyonlarına kamuoyu desteği oluşturmak için kullanıldığına işaret ediliyor. SIO'ya göre kapatılan hesapların oluşturduğu ağ yaklaşık 37 milyon paylaşım yaptı.
Twitter'in platform suistimal kurallarının başında Twitter'ın yapay olarak bilgi yaymak veya bastırmak amacıyla veya kullanıcıların Twitter deneyimlerini suistimal eden veya bozan davranışlarda bulunanların Twitter servislerinin kullanılamayacağı belirtiliyor.
Ekip olarak Twitter için dezenformasyon kampanyalarının analizini yapmaya devam etmeyi umduklarını dile getiren Shelby Grossman, Türkiye ile ilgili yeni bir çalışma olup olmayacağı konusunda henüz bir bilgisi olmadığını belirtiyor.
Raporda ise Türkiye'deki kullanıcıları hedef alan dezenformasyon kampanyasının ilk olmadığı belirtilerek, "AKP 2013 yazındaki hükümet karşıtı eylemler sırasında da sosyal medya üzerinden kamuoyunu şekillendirmek ve sosyal medyadaki eleştirilere karşı atağa geçmek için 6 bin kişiyi işe aldı. AK troller adlı bu grup sıklıkla gazetecileri, politikacıları ve muhalifleri hedef aldı" ifadeleri kullanılıyor.
Yaman Akdeniz
Yaman Akdeniz
"Devletlere önemli mesaj"

DW Türkçe'ye konuşan bilişim hukuku uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz, Twitter'in hamlesinin teknik anlamda uygulamada bir şey değiştirmese de siyaseten önemli bir mesaj olduğu görüşünde.
Akdeniz "Twitter artık devletlere ‘buna daha fazla tahammül etmeyeceğim kendi çöplüğümü temizleyeceğim' mesajı veriyor. Yaklaşık iki hafta Trump'la girdiği mücadele de bunun bir göstergesi. Şimdi de hesapların silindiği üç ülke olan Türkiye, Rusya ve Çin'in demokratikleşme adımları attığını düşündüğümüzde bu siyasi bir mesaj olarak algılanıyor" diye konuşuyor.
Twitter, 29 Mayıs'ta ABD Başkanı Donald Trump'ın Minneapolis'teki olaylarla ilgili attığı tweete "şiddeti yüceltme" uyarısı koydu. Twitter'ın kullanıcılara yönelik uyarı notunda "Bu Tweet, şiddeti yüceltme hakkındaki Twitter Kuralları'nı ihlal etti" denildi.
Öte yandan Akdeniz, analizin tarihsel olarak çok geriden gelmesi nedeniyle şu anki mevcut durum açısından çok etkili olmayacağı görüşünde. Akdeniz, kapatılan hesapların diğer troll ağı olabilecek ağlarla bağlantısının ve siyaseten hangi gruplara bağlı olduklarının da şimdilik bilinmediğini vurguluyor. Akdeniz "Twitter kime bot kime troll diyor onu da iyi analiz etmek lazım. Bir parti sempatizanı olup da tweet atanları troll diye belirlemek çok da doğru değil diye düşünüyorum" yorumunu yapıyor.
Türkiye'de habere erişim için sosyal medyanın diğer ülkelerden daha fazla kullanıldığına işaret eden Akdeniz, Twitter'in bu hamlesinin ardından daha önce torba yasa ile gündeme gelen sosyal ağ sağlayıcılarına Türkiye'de temsilcilik açma ve temsilci bulundurma zorunluluğu teklifinin yeniden gündeme getirilebileceğini belirtiyor.
Sarphan Uzunoğlu
Sarphan Uzunoğlu
"Kısıtlamalarla karşılaşabiliriz"

DW Türkçe'ye konuşan Kadir Has Üniversitesi'nden Dr. Sarphan Uzunoğlu da Akdeniz ile aynı görüşü paylaşıyor. Uzunoğlu, "Elbette, bu kararın her ülkede Twitter için farklı çıktıları olur. Türkiye yakın zamanda sosyal ağ şirketlerinin finansal ve siyasal anlamda bir tür büyükelçi işlevi görecek bir temsilci barındırmasını gerektirecek bir yasa taslağını tartışıyordu. Bu yeni durumda yasanın tekrar masanın üstüne konulmasını bekleyebiliriz. Ya da yasa olmasa da yönetmelikler ve farklı hukuki kısıtlamalarla karşılaşabiliriz” diyor.
Uzunoğlu, Twitter'ın ‘troll' olarak adlandırılan kullanıcılara operasyon yapmadığının, yapılan işlemin birbiriyle koordine hareket ettiği tespit edilen devletle ilişkili Twitter hesaplarının kapatılması işlemi olduğunun altını çiziyor: "Basit bir şekilde bu hesaplara kampanyacı demek mümkün. Ücretli sponsorlukla bir mesajın yayılmasına örgütlü bir şekilde katkı sağlayan hesaplardan bahsediyoruz. 'AKP'yi savunan herkes troll' yanılgısı da var. Zaten trollük dediğimiz şey, bir siyasi görüşün para karşılığı savunusunu yapmak anlamına da gelmiyor. Burada ise, yeni medya çalışmalarında kullandığımız troll çerçevesini fazlasıyla aşan ve yeni nesil bir ikna ve propaganda çalışmasının özneleri olan hesaplar söz konusu.”
‘Uzun zamandır biliniyor'
Türkiye'de devlet ajanslarının ve belediyelerin altındaki medya birimlerine bağlı olarak çalışan kampanya hesapları olduğunun çok uzun süredir bilindiğini söyleyen Uzunoğlu "Ayrıca Gezi protestoları döneminden bu yana Türkiye'de hükümet yanlısı sosyal ağ kullanımını yöneten kimi anahtar kullanıcılar, farklı akademik çalışmalarca defalarca ortaya çıkarıldılar. Bu kişilerin bir kısmı, bugün devlet içerisinde önemli koltuklarda oturur hâle geldi” diye konuşuyor.
Uzunoğlu'na göre de Twitter'in bu hamlesi polarize olmuş medya ortamında çok şeyi değiştirmeyecek. Uzunoğlu "Değişebilecek tek şey, botnet ve botlar gibi yazılımlar aracılığıyla gündem değiştirme gibi kitlesel hareketleri yapan suni öznelerin Twitter'da etkisiz hâle getirilmesi olabilir; ancak Twitter'ın bu kadar hızlı kullanıcı kabul ettiği ve dezenformatif içeriğin filtrelenmediği bir alan olduğu düşünüldüğünde eski dezenformasyon hesaplarının yerlerini yenilerine bırakması çok zaman almayacaktır” diyor.
Twitter'ın hesap kapatma işlemine AKP kanadından ise yine Twitter üzerinden tepkiler geldi.
AKP Twitter'dan yalanladı

İletişim Başkanı Fahrettin Altun Twitter hesabı üzerinden, "Twitter'ın yaptığı açıklamada kapatılan hesapların Sayın Cumhurbaşkanımıza destek amacıyla açılan 'sahte' hesaplar olduğu ve bu hesapların tek bir merkezden yönetildiği iddiası gerçek dışıdır” açıklaması yaptı.
AKP Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal ise paylaştığı tweette "Twitter, objektiflikten uzak, bütünüyle ideolojik saiklerle kaleme alındığı belli olan bir raporu hukuksuz uygulamasına bahane olarak öne sürerken nasıl güvenilmez bir platform olduğunu da bir kez daha ortaya koymuştur. AK Parti'nin bahsi geçen rapordaki suçlamalarla ilgisinin olmadığı, tam tersi Türkiye ve çıkarlarını savunmakla suçlandığı açıktır. Yalan ve iftiralarla bu mecraları kullanılamaz hale getiren çevreler için eşsiz bir fırsat sunan, teröristlerin kara propaganlarına kol kanat geren Twitter'in bu taraflı tutumununa karşı bizler dijital farkındalık için çalışmayı, ilkeli duruşumuzu korumayı sürdüreceğiz” dedi.
Mahir Ünal 1 Mayıs'ta partisinin sosyal medya için 12 etik kuralını açıklamıştı. AKP 11 Haziran'da ise yeni bir sosyal medya hamlesi yaparak AKP Genel Merkezi'nde "Dijital Takip Merkezi” kurdu. İletişim Başkanlığı’nın hazırladığı, sosyal medya kullanımına ilişkin öneriler içeren Sosyal Medya Kılavuzu ise sosyal medyada tek sesliliği hedeflediği yönünde eleştiriliyor.

Twitter’ın hamlesi siyasi mesaj mı? - DW Türkçe

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre