Ana içeriğe atla

İmamoğlu bir yılının bilançosunu çıkardı

Göreve gelişinin birinci yılını değerlendiren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’a ilişkin partizan uygulamalar olduğunu belirterek salgın boyunca hükümetle ilişki kurma taleplerine yanıt alamadıklarını söyledi.


İstanbul'da belediye başkanlığının 25 yıl sonra AKP'den CHP'ye geçmesiyle sonuçlyanan 23 Haziran seçimlerinin üzerinden tam bir yıl geçti. Aslında Mart 2019'da ayında gerçekleştirilen seçim, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) kararıyla 23 Haziran’da tekrar yapılmış, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 806 bin oy farkla ikinci kez başkan seçilmişti. İmamoğlu bugün Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlediği toplantıda 365 günün değerlendirmesini yaptı.
Konuşmasına 23 Haziran’da tekrarlanan seçimden önceki süreci hatırlatarak başlayan İmamoğlu, “23 Haziran seçimleri öncesi bu ülkeye yaşatılanlar asla unutulmamalı. Kendi israf düzenlerini sürdürebilmek adına hesap vermekten tümden uzaklaşmış olanların yaşattığı karanlık günler unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.
"Zihniyet dönüşümünü başlattık"
İmamoğlu, kendi dönemlerinde yeni bir yönetim anlayışı başlattıklarını, en önemli hizmetlerinin israfa son vermek olduğu belirtti. Yönetim anlayışlarının eşitlik, dayanışma, üretim ve özgürlük ilkelerinden oluştuğunu belirten İmamoğlu, bu süreçte önemli bir zihniyet dönüşümünü başlatmayı başardıklarını söyledi.
İmamoğlu, şöyle devam etti:  "Eşitlik derken kadın erkek eşitliği, eğitimde fırsat eşitliği, belediyelerin kamusal kaynaklarının adil bir şekilde dağıtılması ve farklı inançlara eşit muameleyi kastediyorum. Dayanışma derken ihtiyaç sahibi çocuklara ücretsiz süt dağıtımı, 1 milyon aileye yaklaşan ayni ve nakti yardımları, istihdam ofislerini, çiftçinin desteklenmesini, liyakata uygun işe alımı kastediyorum. Özgürlük derken 24 saat kesintisiz ulaşım hizmeti, hatta Adalar’da atlara bile sağladığımız özgürlükten bahsediyorum.”
İmamoğlu, İBB yönetiminde kadın temsiliyetini iki kat artırdıklarını, 30 bin üniversiteliye burs verdiklerini, 115 bin çocuğa her ay süt dağıttıklarını, 95 bin çocuğa eğitim desteği sağladıklarını, Silivri ve Çatalca'da tarımsal üretimi desteklediklerini, 3 milyon 591 bin fide dağıtımı yaptıklarını da anlattı.
"Partizan uygulamalar var"
İstanbul’a karşı partizan uygulamalar olduğunu savunan İmamoğlu, pek çok simgesel yapıyı halkın kullanımına sunma çabalarının engellendiğine işaret etti. Salgının başlangıcında başlattıkları yardım kampanyalarının yasaklanmasına da değinen İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Salgın boyunca tek taraflı ısrar ve çabalarımıza rağmen hükümetimizle normal ilişki kurma talebimize ne yazık ki olumlu cevap alamadık. Toplumsal dayanışmayı harekete geçirmek istediğimiz kampanyamız yasaklandı. Vatandaşlarımızın paraları burada bloke edildi. Yanlış yaptınız, o paraları serbest bırakın. Hala ihtiyacı olan vatandaşlarımıza, yardımlar vesilesiyle bize ulaşan hesabımızda duran, hukuksuz bir şekilde bloke ettiğiniz o paraları serbest bırakın. Bir ekmeğe bile muhtaç olan insanlarımıza o parayı derhal ulaştıralım.”
Belediyeyi devraldıkları dönemdeki mali tabloya da değinen İmamoğlu, “Resmen iş başı yaptığımızda kasamızda maaşları ödeyecek paramız yoktu. Bizi en çok zorlayan ise geçmiş belediye yönetiminin kredi borçları ve iktidar blokunun yaklaşımı oldu. Kredi alımımız engellendi. Şimdi aldığımız tasarruf tedbirleriyle neredeyse denk bütçe durumuna geldik. Her türlü engellemelere ve Covid-19'a rağmen ciddi bir başarı ortaya koyduk” dedi.


"Covid-19 derinden etkiledi"
Covid-19 sürecinin yerel yönetimleri derinden etkilediğini ifade eden İmamoğlu, ikinci salgın olursa bunun belediyeye maliyetinin 6.5 milyar lira olacağını, salgının ikincisi olmazsa maliyeti 5 milyar lira olarak hesapladıklarını söyledi. İmamoğlu, salgın nedeniyle İBB iştiraklerinin gelirlerinin yüzde 10'un altına kadar gerilediğine işaret etti.
İstanbul’a ilişkin üç önemli tehdit olduğunu söyleyen İmamoğlu, bu tehditleri “Birincisi depreme karşı hazırlık, ikincisi mülteci sorunu, üçüncüsü Kanal İstanbul” diye sıraladı. Deprem felaketinin tek başına ne büyükşehir belediyesi ne de hükümet tarafından çözülebileceğini belirten İmamoğlu, bu soruna ilişkin siyasetin bir kenara bırakılıp partiler üstü bir konsensüs oluşturulması çağrısı yaptı.
Mülteci sorunuyla ilgili ise İmamoğlu, bir mülteci masası kurduklarını ifade ederek, istikrara kavuşturulan Suriye’de mültecilerin kendi hayatlarına dönmesinin
önemli olduğunu söyledi.
Kanal İstanbul projesine de değinen  İmamoğlu “Tüm otoriteler, bilim insanları uyarıyor. Böyle bir ihtiyaç söz konusu değil. Birileri ve onların yakınları para kazanacak diye doğanın yok olmasına asla müsaade etmeyeceğiz” diye konuştu.
"Bedeli ağır olur"
“Artık ne İstanbul ne de Türkiye 23 Haziran'dan önceki Türkiye değildir. Bunu aklınıza sokun. İstanbul’a fatura ödetmenin bedeli ağır olur” diyen İmamoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “İlk yılımızda çok başarılı olduk. Çok daha başarılı olacağız. Hep birlikte başarmaya devam edeceğiz. Gerçekten enerjimizi var, gençliğimiz var, yolumuz uzun başarmaya mecburuz ve asla vazgeçmeyeceğiz.”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre