Ana içeriğe atla

Cezaevlerinde korona ölümleri: Süreç şeffaf yönetiliyor mu?

Adalet Bakanı Gül ile Yardımcısı Kuş’un cezaevlerindeki ölüm sayılarına ilişkin yaptığı farklı açıklamalar tartışma konusu oldu. İnsan hakları savunucuları, ölümlerin sayısının gizlendiğini öne sürüyor.


Türkiye’de cezaevlerinde Covid-19 kaynaklı ölümlerin sayısı belirsizliğini koruyor. Adalet Bakanlığı’ndan bu konuda iki farklı açıklamanın gelmesi sürecin şeffaf yönetilip yönetilmediğine dair soru işaretlerine neden oldu.
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, en son 13 Nisan’da açık cezaevinde bulunan üç hükümlünün Covid-19 nedeniyle hayatını kaybettiğini açıklamıştı.
Adalet Bakanı Yardımcısı Uğurhan Kuş ise TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun 11 Haziran’daki toplantısında, ceza infaz kurumlarında ölüm vakası olmadığını söyledi. CHP’li vekillerin ölümlerin sayısına ilişkin sorduğu sorulara “Bizim ceza infaz kurumlarımızda ölüm vakası olduğunu söylemiyoruz. Niye söylemiyoruz? Çünkü yok. Ancak hiç olmadığını da söylemiyoruz” yanıtını veren Kuş, ölen mahpusların kronik hastalıkları olduğunu, hastanede bulundukları süre içinde virüsü kaptıklarını, bu nedenle cezaevinde Covid-19’a yakalandıkları değerlendirilmesinin yapılamayacağını savundu.
"Ölümlerin gizlendiğinin işareti"
DW Türkçe’ye konuşan TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun HDP’li üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, bu açıklamayı, cezaevlerinde Covid-19 kaynaklı ölümlerin gizlendiğinin bir işareti olarak görüyor.
Gergerlioğlu “Bakan Yardımcısı en son olarak sayın Bakan’ı yalanlayarak bir belirsiz açıklama yaptı. Trajikomik bir açıklamaydı bu. Bu açıklama aslında salgının başlangıcından beri Adalet Bakanlığı’nın vakaları gizlemeye çalıştığını gösteren, en baştan beri bizim söylediğimiz cezaevlerinde vaka gizlendiği ve açıklamaların gerçeği yansıtmadığı gerçeğine dair çarpıcı bir bulguydu” diye konuşuyor.
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün şeffaf bir yönetim sergilemediğini savunan Gergerlioğlu, “Adalet Bakanlığı salgın süresince cezaevlerinde kaç vaka olduğu ve kaç ölüm olduğu konusunda bilgi vermemekte ısrar etti. Baskılar sonrası Bakan açıklama yaptı. Ama verdiği vaka ve ölüm sayıları gerçeğin çok çok altındaydı” diyor.
Konuyu yakından takip eden birisi olarak cezaevlerinden birçok vaka ve ölüm sayısı geldiğini tespit ettiğini söyleyen Gergerlioğlu, kendisine gelen bilgileri şu şekilde aktarıyor: “Mesela Sincan Cezaevi’nden bana ulaşan bir mahpusun hastaneye yatışını kamuoyuna bildirdiğim için hakkımda soruşturma açıldı. Bu soruşturma sonrasında hastanın korona tedavisi altında iken vefat ettiği bilgisine ulaştım. Çakran Açık Cezaevi’nde İsmet Nice yine koronadan vefat etmişti. Bafra Cezaevi’nde Mehmet Yeter koronadan vefat etmişti ve bunun gibi birçok vaka var.”
TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun HDP’li üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu
TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun HDP’li üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu
"Genelgeler uygulanmıyor"
İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) göre de ölümlerin virüs kaynaklı olduğu açıklanmıyor. DW Türkçe'ye konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü Avukat İlhan Öngör, “Covid-19 nedeniyle yaşamını yitiren mahpusların sayısı konusunda Adalet Bakanlığı kamuoyunu aydınlatıcı açıklamalarda bulunmadı. Özellikle aileler büyük bir endişe ve tedirginlik yaşamalarına rağmen, bu endişeyi gidermeye yönelik bakanlığın herhangi bir çabası olmadı. Klasik söylemlerle ‘gerekeni yapıyoruz’ denilerek gerçeği öğrenme ve kamuoyu ile paylaşma taleplerimize cevap verilmedi. Bu yönüyle Adalet Bakanı Yardımcısının ciddiyetten uzak bu söylemi maalesef bizleri ve kamuoyunu daha çok endişelendiriyor” diyor.
Öngör'e göre, Bakan Yardımcısı Kuş’un beyanları, "gerçeği örtbas etme" çabasının yanı sıra salgına gösterilen hassasiyetin derecesini ortaya koyuyor. Salgın boyunca cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini yakından takip ettiklerini söyleyen Öngör, önlemlerle ilgili açıklanan genelgelerin uygulamada geçerliliğini korumadığı görüşünde.
Cezaevi ziyaretlerinde buna ilişkin pek çok örnek tespit ettiklerini söyleyen Öngör, “Örneğin koğuşların her gün dezenfekte edildiği belirtilse de koğuşların sadece kapı diplerinin dezenfekte edildiği, dezenfekte temizlik malzemelerinin mahpuslara verildiği iddia edilse de gerçekte bu malzemelerin çok pahalı olarak mahpuslara satıldığı, infaz koruma memurlarının korunması amacıyla etkili önlemlerin alınmadığı gibi pek çok hususu tespit edip raporlaştırdık” diye konuşuyor.
Adalet Bakanlığı’ndan yanıt yok
Ölüm vakalarının gizlendiği iddialarını sorduğumuz Adalet Bakanlığı, cezaevlerinde Covid-19 kaynaklı kaç ölüm ve vaka olduğu, Bakanlıktan gelen farklı açıklamaların neden kaynaklandığı ve cezaevlerinde vaka artışına karşı hangi önlemlerin alındığına ilişkin sorularımızı yanıtlamadı. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun AKP’li Başkanı Hakan Çavuşoğlu da konunun muhatabının Adalet Bakanlığı olduğunu belirterek yorum yapmaktan kaçındı.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne (CİSST) göre ise sürecin şeffaf bir şekilde yönetilmemesi paniğe yol açıyor.
DW Türkçe’ye konuşan CİSST’e bağlı Hapiste Sağlık ekibinden Berivan Korkut, sivil toplum kuruluşlarının, pandemi başladığından bu yana Adalet Bakanlığı’na ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne sürecin şeffaf yürütülmesi konusunda çeşitli çağrılarda bulunduğunu hatırlatıyor.
"Açıklamalar yeterli değil
İletişimin sınırlı olduğu cezaevlerinde doğru bilgiye erişimin önemine dikkat çeken Korkut "Eğer Adalet Bakanlığı’nın amacı ortamda panik yaratmamaksa aslında çıkabilecek yanlış bir haber o paniği zaten yaratacaktır. Bu sebepten Adalet Bakanlığı’nın da tıpkı Sağlık Bakanlığı gibi belirli periyodlarla hapishaneler konusunda bilgi vermesi gerçekten önemliydi. Kaç kişinin hasta olduğu, hangi hapishanelerde ne tür sağlık hizmetleri alındığı, kimlere test yapıldığına ilişkin çok daha şeffaf bilgiler vermesi süreci yönetmesi açısından olumlu olurdu” diyor.
Adalet Bakanlığı konuyla ilgili dönemsel açıklamalar yapsa da bunun yeterli olmadığını söyleyen Korkut, şöyle devam ediyor: “Özellikle en son Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nda Bakan Yardımcısı’nın verdiği ya da veremediği bilgiler daha ciddi bir kafa karışıklığına yol açtı. Bu kafa karışıklığının yaşanmaması için aileler, bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşları ve kamuoyuyla bu sürecin açık, şeffaf ve birlikte yürütülmesi çok önemli.”
"Cezaevleri dışarıdan daha güvenli"
DW Türkçe’ye konuşan İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun MHP’li üyesi Mehmet Bülent Karataş ise cezaevlerinin dışarıdan daha güvenli olduğu görüşünde. “Cezaevlerinde koronavirüs var ama hayatın her alanında var. Virüs ayrım gözetmiyor, sınıf gözetmiyor. Siyasilerde, futbolcularda, sanatçılarda olduğu gibi mahkumlarda da olabilir” diyen Karataş, cezaevlerindeki üç ölüm vakasının Türkiye geneliyle kıyaslandığında düşük bir oran olduğunu belirtiyor.
Adalet Bakanlığı 13 Mart’ta cezaevlerine ilişkin bir dizi tedbir açıkladı. Bakanlık, 13 Nisan’da ise cezaevinde ilk Covid-19 vakasının görüldüğünü duyurdu. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, en son 28 Nisan’da cezaevlerinde 120 tutuklu ve hükümlünün koronavirüse yakalandığını açıklamıştı. Silivri Cezaevi’nde ise vaka sayısının resmi açıklamalardan daha fazla olduğuna dair iddialar gündeme gelmişti.
TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nda yapılan açıklamaya göre 10 Haziran 2020 itibarıyla 27. yasama döneminde cezaevi şikayetleriyle ilgili 4 bin 380 konuda dilekçe başvurusu oldu.
İnsan hakları savunucuları, cezaevleriyle ilgili düzenli ve şeffaf bilgi paylaşımı için Adalet Bakanlığı’na çağrı yapıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre