Ana içeriğe atla

Komşudan son manevra

Kemer sıkma paketi karşıtı söylemleriyle iktidara gelen Syriza, verdikleri tavizlerden de sonuç çıkmayınca son bir manevra yaparak referandum kararı aldı.
Yunanistan, Avrupa Birliği (AB) ile yapılan müzakereler tıkanma noktasına gidince referandum kararı aldı. Avrupa Birliği ile yapılan müzakereler tıkanma noktasına gidince Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, olağanüstü topladığı bakanlar kurulundan sonra yaptığı açıklamada, referandum kararı aldıklarını söyledi. Referandum 5 Temmuz’da gerçekleştirilecek. Çipras, referandum sonucu ne şekilde olursa olsun buna uyacağını söyledi. Avro Grubu Başkanı Jeroen Dijsselbloem, Brüksel’de düzenledikleri toplantı öncesi, Yunan hükümetinin kararından şaşkınlık duyduğunu söyledi.
  Atina, çarşamba günü uluslararası kreditörlerin borç krizini aşabilmek için sunduğu karşı önerileri reddetmişti. Referandum kararına nasıl gelindiğini New York Üniversitesi Öğretim Üyesi Ekonomist Dr. Ümit Akçay Cumhuriyet için değerlendirdi:

Karara nasıl gelindi?
Referandum kararında üç nokta etkili. İlki, Yunan tarafının verdiği onca tavize rağmen borç silmesi yolunda herhangi bir garanti almamış olması. Geçen hafta Yunan tarafının sunduğu taslak, Syriza’nın başlangıçtaki pozisyonu açısından önemli tavizler içeriyordu. Özelleştirme, KDV artışı, emekli maaşında kesintiler gibi önlemleri içeren taslak, kemer sıkmaya devam etmeyi taahhüt etmesi bakımından Syriza’nın “havlu atması” anlamına geliyordu. Ancak kreditörler bu tavizleri görmezden geldiler. Teknik olarak kreditörlerin isteklerine çok yakın bir metin ortaya çıkmıştı ancak daha fazlası talep edildi. Yunan tarafı, tavizleri borçların kısmi olarak da olsa silinmesi karşılığında vereceğini ima ediyordu ancak kreditörler borç silmenin gündeme getirilmesine şiddetle karşı çıktı. İkincisi, kreditörlerin Yunan önerisi üzerinde yaptıkları düzeltmeleri, Yunan tarafını aşağılarcasına basına sızırmaları. Görüşmeler sürerken kreditörler sürecin her aşamasında değişiklik önerilerini basına sızdırarak Yunan tarafını baskı altına almak istediler. Sonuçta bu taktik ters tepti.

Üçüncüsü, Çipras’ın, ekibinin önerdiği bu taslağı Syriza’ya kabul ettirebilse ve parlamentodan geçirebilse dahi, siyasi geleceğinin sonlanacağının neredeyse kesin olması. Referandum kararını, Syriza’nın baştan itibaren aklında olan bir stratejinin parçası değil, son anda yapılan bir manevra olarak görüyorum. Geç de olsa alınan karar doğru.

Taraflar ne istiyordu?
Yunanistan’da 2008’den itibaren çok büyük bir ekonomik daralma yaşanıyor. Gerek 2010’daki gerekse 2012’deki Troyka planları eksiksiz uygulanmasına rağmen bu gidişi durduramadı. Milli gelir 2009’a göre neredeyse yüzde 25 daraldı.
Bunun temel nedeni, başını Almanya’nın çektiği kemer sıkma koalisyonunun önerdiği politikalar. Görüşmelerde kreditörlerin önerileri bu çizginin devamı niteliğindeydi. Harcama daraltıcı önerilerle kamu maliyesinin disipline edilmesi istendi. Buna karşılık Syriza önerisi, harcama daraltıcı önlemleri de içerse de esas olarak gelir artırıcı önlemleri içeriyordu. Kilitlenme, memur ve emekli maaşları ile şirketlere konulması önerilen vergilerde yaşandı.

Tüm kozlar oynanacak
Referanduma kadar taraflar tüm kozlarını oynayacak. İlk olarak Yunan tarafı 30 Haziran’daki son borç ödeme tarihinin referandum sonrasına ertelenmesini talep edecektir. Gelecek bir hafta boyunca Troyka’nın Yunanistan’da bankalara hücum etmeyi tetikleyecek hamleler yaparak bir panik havası yaratması ve seçmen üzerinde bir baskı yapması çok muhtemel. Zaten görüşmeler sırasında hatırı sayılır miktarda para çıkışı oldu. Bunun sürmesini bekleyebiliriz. Syriza’nın referandumda “hayır” kampanyası yapacağı belli gibi. Ancak “hayır” kampanyası, sonrasında neler yapılabileceğine dair bir programla desteklenmeli.

Olası bir “hayır” kararı kabus senaryosu değil. Kabus, 2008’den beri milli gelirin dörtte birinin daralmasıyla ve çığrından çıkmış işsizlikle yaşanıyor zaten. Avro’dan çıkışı da içerecek bir alternatif programın uygulanması halindeki sosyal maliyet, Troyka programının sürdürülmesine göre rahatlıkla tercih edilebilir düzeyde.

Şimdi ne olacak?

1- Anlaşma sağlanamadığı için Yunanistan’da sermaye kontrolleri uygulamasının yarın başlama olasılığı yüksek. Bu da piyasalarda satışlara neden olacak.

2- 7.2 milyar Avro’luk yardım verilmediği için Atina, 30 Haziran’da IMF’ye 1.6 milyar Avro’luk borcunu ödeyemeyecek, ödeme tarihinin ertelenmesini isteyecek.

3- Bakanlar Kurulu referandum kararı aldı. Şimdi parlamentoda yapılacak oylamada 151 milletvekilinin onayı gerek. Referandumun geçerli sayılması için halkın yüzde 40’ının sandığa gitmesi şart.

4- Referandum kararı Syriza hükümetinin de geleceğini belirleyecek. Karara muhalefetten tepki yağarken, PASOK Partisi erken seçim talep etti.

Yunan halkı ATM'lere koştu
Yunanistan’da referandum kararı, Yunan bankalarına ilişkin sermaye kontrolleri gerçekleşeceği endişesini de beraberinde getirdi. Kararın açıklanmasıyla Yunan halkı bankalara akın etti. ATM’ler önünde uzun kuyruklar oluştu. Yunanistan’ın temerrüde düşme riskinin artması ile bankalarda yüksek düzeyde mevduat çıkışları yaşanıyor. Yunanistan Merkez Bankası mevduatların mayıs sonu itibarıyla 3.8 milyar Avro düşüşle 129.9 milyar Avro’ya gerilediğini açıkladı. Bu miktar, 11 yılın en düşük seviyesi. Mevduatlar Kasım 2014’ten bu yana yüzde 21 oranında eridi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/308431/Komsudan_son_manevra.html


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre