Ana içeriğe atla

Türkiye’de salgın kontrol altında mı?

Sağlık Bakanı Koca’nın Covid-19 bulaştırıcılık katsayısının 1.56 olduğunu açıklamasının ardından TTB, salgının kontrol altında olmadığı ve normalleşme yerine daha güçlü önlemler gerektiği uyarısı yaptı.



Sağlık Bakanlığı dün Türkiye’de Covid-19 için bulaştırıcılık yani reprodüksiyon (R0) katsayısının 1.56 olduğunu açıkladı.

Bir virüs taşıyıcısının o virüsü bulaştırdığı kişi sayısını gösteren R0 katsayısının 1’in üzerinde olması enfeksiyon zincirinin kırılmadığı anlamına geliyor. Bu nedenle R0 katsayısı, salgının kontrol altına alınmasında önemli göstergelerden biri olarak kabul ediliyor.

Peki Türkiye’de bu katsayı 1’in üzerinde olmasına rağmen normalleşme sürecine girmek doğru mu?

"Daha güçlü tedbirler gerek"

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Covid-19 İzleme Grubu üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, “Eğer R0 değeri sayın Bakan’ın açıkladığı gibi 1.56 ise salgın kontrol altına alınamamıştır demektir” diyor. 

DW Türkçe’ye konuşan Pala, bu koşullarda "yeniden açılma"yı tartışmak bir yana, alınan önlemlerin gözden geçirilerek daha güçlü tedbirlerin alınması gerektiği görüşünde. 

Kayıhan Pala “Özellikle her gün milyonlarca insanın ziyaret ettiği bilinen AVM’lerin tekrar açılması bu bulaştırıcılık katsayısını daha da fazla artırma potansiyeline sahiptir. Türkiye’nin bu koşullarda yeniden açılmayı değil, bir an önce R0 değerini 1’in altına indirmek için çok ciddi önlemler almayı ivedilikle gündemine alması gerekir” diye konuşuyor.

Türk Tabipleri Birliği Covid–19 İzleme Grubu Türkiye’de salgının ilk görüldüğü 11 Mart’tan bu yana geçen iki aylık süreçte pandemi yönetimi, hastalığın seyri, ülke kıyaslamaları ve önerilerini içeren bir rapor yayınladı.

Pandemi sürecini kim yönetiyor?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, salgının başlangıcından bu yana izlediği strateji, tedavideki yenilikçiliği ve tedbirleriyle Türkiye'nin dünyaya örnek olduğunu belirtiyor.

TTB’nin ise pandemi sürecinin yönetimi konusunda eleştiri ve uyarıları sürüyor. Birliğin en önemli eleştirisi, süreci Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun yürütüp yürütmediğine dair belirsizlikler.

Bugün kamuoyuna açıklanan raporla ilgili konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, "Sağlık Bakanlığı’nın kendi bilimsel danışma kurulunun mu, bakanlık bürokrasisinin mi ya da bir başka yetkili kurulun mu verdiğini tam olarak bilemediğimiz, ülkemizdeki 81 milyon yurttaşımızla birlikte sahada olan hekim ve sağlık çalışanlarını doğrudan etkileyen ve bazılarının sonuçlarından kaygı duyduğumuz kararlarla salgın yönetimine devam ediliyor" diyor.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman

"Kararları kimin aldığı açıklanmalı"

Prof. Dr Kayıhan Pala da pandemi nedeniyle bir karar alınacaksa bu kararın bilimsel ölçütlere göre verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Pandemi yönetiminin bir bütün olduğunu ve bu süreçte Bilim Kurulu üyelerinin önerilerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Pala, “Ancak Sağlık Bakanı ve Bilim Kurulu üyeleri ilk 10 Nisan’da sokağa çıkma yasağının iki saat öncesinden açıklanması yüzünden yüz binlerce insanın ihtiyaçlarını karşılamak için sokağa çıkmak zorunda kalması, sonrasında da futbol maçlarıyla ilgili düzenleme ve 11 Mayıs’ta AVM’lerin açılması konularında bir karar verici olmadıklarını söylüyorlar. Bu durum gerçekten karmaşık bir karar verme sürecini karşımıza getiriyor. Eğer Sağlık Bakanı ve Bilim Kurulu bu kararları almakta herhangi bir etkinliğe sahip değillerse bu kararları kimler alıyor? Bunun açıklanması gerekiyor” diye konuşuyor.

"Önlemlerin etkinliği belirsiz"

Rapora göre Covid-19 ile mücadelede 65 yaş üstü vatandaşların evlerinde tecrit edilmesi gibi önlemlerin sonuçlarının paylaşılmaması, salgının bütüncül etkilerinin kontrol edilmesiyle ilgili değerlendirme yapılamamasına yol açıyor.

Prof. Dr. Kayıhan Pala, 65 yaşın üstündeki yurttaşların uzun süredir evde kalmalarının yarattığı bir olumluluk varsa bunun olgu ve ölüm sayılarında yaş, cinsiyet ve yerleşim yeri dağılımlarıyla açık olarak ortaya konması gerektiğini söylüyor. Bugüne dek böyle bir bilginin paylaşılmadığının altını çizen Pala, “Alınan önlemlerin ne kadar etkin olduğu konusunda da bir belirsizlik var. Salgınlarla mücadele sırasında önlem almak kadar önlemin ne kadar etkili olduğunun izlenmesi, değerlendirilmesi ve gerekiyorsa yeniden önlemlere biçim verilmesi büyük önem taşır. Ancak ülkemizde böyle bir sistematik yaklaşım maalesef söz konusu değil” diyor.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Covid-19 İzleme Grubu üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Covid-19 İzleme Grubu üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala

"Test sayısının azaltılması doğru değil"

TTB, hastalıkta sönümlenme var diye test sayısının azaltılması stratejisini de doğru bulmadıklarını belirtiyor. Rapora göre Türkiye OECD ülkeleri içerisinde bin kişi başına düşen en düşük hekim ve hemşire sayısına sahip. Bu durumun sağlık çalışanları için çok daha özverili bir çalışma süreci gerektirdiğine işaret eden TTB, en başta sağlık çalışanları ve diğer risk grubundaki çalışanlara test yapılması uygulanmasının da benimsenmediğine dikkat çekiyor.

Öte yandan raporda, pandemi sürecinin başında Sağlık Bakanlığı COVID-19 vakalarının hangi ilçelerde ve semtlerde yoğunlaştığı, karantina, temaslı kişiler, test yapılan, yatan ve ayaktan tedavi gören hastalar konusunda şeffaf olmadığı için aile hekimlerinin hizmet verdikleri nüfusa dair yeterince bilgi sahibi olamadığı vurgulanıyor. TTB’ye göre sürecin toplum ve meslek örgütlerinin katılımına açık olmaması da büyük bir eksiklik.

Şeffaflık talebi

Türkiye’de pandemi yönetiminin şeffaflıktan uzak olduğunu belirten Prof. Dr. Kayıhan Pala, Sağlık Bakanlığı, klinik ve epidemiyolojik olarak COVID-19 tanısı konulan, ancak laboratuvar testi ile kesinleştirilmemiş olası/kuşkulu olgular ve ölümlerin sayısını açıklamadığı için de meslek örgütleri ve bağımsız bilim insanları tarafından pandeminin gerçek etkisinin değerlendirilemediğine dikkat çekiyor.

Türkiye’de pandemi yönetimi stratejisinin salgının baskılanması değil etkisinin azaltılması yönünde olduğunu vurgulayan TTB, test sayısının artırılması, doğrulanmış olgular için tek başına PCR testi ile yetinilmemesi, başta sağlık çalışanları olmak üzere risk grubundakilere test yapılması ve salgının etkisini ortaya koyabilmek için hastalığın toplumsal dağılımına ilişkin verilerin şeffaf bir şekilde açıklanması çağrısını yineliyor.

Türkiye’de salgın kontrol altında mı? - DW Türkçe

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre