Ana içeriğe atla

Kuruluş ilkelerine gölge düşen RTÜK

Türkiye’de radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini düzenleyen ve denetleyen Anayasal bir kurum olan RTÜK, son dönemde aldığı kararların taraflı olduğu gerekçesiyle tartışmaların odağında

Görev ve yetkileri 6112 sayılı Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’a göre belirlenen Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), idari ve mali özerkliğe sahip, tarafsız ve kamu tüzel kişiliği niteliğinde bir kurum.
6112 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu kanunun amaçları arasında ifade ve haber alma özgürlüğünün sağlanması da yer alıyor. 34. maddede ise, RTÜK’ün “Kanun ve mevzuatta kendisine verilen görev ve yetkileri kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak” yerine getirip kullanacağı hükme bağlanıyor.
Peki yasaya göre belirlenen bu nitelikler geçerliliğini koruyor mu?
Son dönemde hem RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in açıklamaları, hem de Kurulun eleştirel yayınlara verdiği cezalar, RTÜK’ün tarafsız, özerk ve siyasetin etkisinden arındırılmış yapısına gölge düşürüyor.
Denetim kapsamı
25 yıllık köklü bir kurum olan RTÜK, 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un yürürlüğe girmesiyle 20 Nisan 1994’te kuruldu. Özel televizyon kanalları yayına başladıktan dört yıl sonra RTÜK denetimine tabi oldu. 2011 yılına gelindiğinde ise Anayasa Mahkemesinin bazı maddeleri iptal etmesi ve AB müktesebatına uyum çerçevesinde "AB Görsel-İşitsel Medya Hizmetleri Yönergesi" hükümleri esas alınarak yeniden bir düzenleme yapıldı. Bu amaçla hazırlanan 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun 3 Mart 2011’de yürürlüğe girdi. 1 Ağustos 2019 tarihinde yürürlüğe giren “Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik” ile ise internet ortamında RTÜK denetimi resmen başladı. Netflix, BluTV ve Puhutv gibi isteğe bağlı yayın platformlarıyla birlikte internet üzerinden yapılan radyo ve televizyon yayınları da RTÜK denetimi kapsamına girdi.
RTÜK’ün siyasetten bağının kopması için yasa koyucu, kuruluşundan itibaren belli önlemler almış durumda.
RTÜK üyelerini siyasi partiler atamıyor. Üyeler, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda yapılan oylamayla, Meclisteki partilerin milletvekili sayısına oranla parti kontenjanlarından seçiliyor. Siyasi parti grupları üye sayısı oranında belirlenecek üyeler için bu sayının ikişer katı kadar aday gösteriyor. Öyle ki bir partinin aday gösterdiği isme tüm partilerden milletvekilleri oy verebiliyor. Diğer yandan RTÜK üyelerinin görev süresi altı yıl olarak belirlenirken bu süre, dört yılda bir yapılan genel seçim süresinin üzerinde kalıyor. Böylece bir parti kontenjanından seçilen RTÜK üyesinin, üyeliğini devam ettirmek adına siyasi faaliyet yürütmesinin önüne geçilmiş oluyor.
Ancak üyelerin, halkın iradesiyle seçilmiş TBMM tarafından belirlenmesi demokratik olarak görünse de son dönemde Üst Kurulda, iktidar partisi AKP ve müttefiki MHP kontenjanlarından seçilen üyelerin çoğunluğu elinde bulundurmaları ve alınan her kararda birlikte hareket etmeleri nedeniyle özerklik, tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerinin kâğıt üzerinde kaldığı bir süreç yaşanıyor.
Üyelik yapısı
RTÜK Üst Kurulu dokuz üyeden oluşuyor. Şu anda kurulda, AKP kontenjanından seçilen dört, CHP ve MHP’den seçilen ikişer, HDP’den seçilen ise bir üye bulunuyor. Siyasetle ilişkili konularda AKP ve MHP üyeleri Meclis ile benzer tablo sergiliyor. Alınan kararlarda altı üye blok olarak hareket ediyor.
31 Ekim 2019’da RTÜK'ün CHP kontenjanından seçilen üyesi Faruk Bildirici’nin üyeliği Bildirici’nin RTÜK Başkanı Şahin’in RTÜK dışında iki kamu kuruluşunda Yönetim Kurulu üyesi olmasının yasaya aykırı olduğunu söyleyip Şahin’in istifasını istemesinden sonra RTÜK Başkanlığının talebi ve üyelerin 6’ya karşı 2 oyuyla düşürülmüştü. Kararda, Bildirici'nin hem siyasi tarafsızlığını hem de RTÜK'ün düzenleyip denetlemekle yükümlü olduğu medya hizmet sağlayıcılara karşı tarafsızlığını yitirdiği, Üst Kurul toplantılarının gizliliğini ihlal ettiği, yargı kararlarına muhalefet ettiği ve Üst Kurulu, Üst Kurul üyeleriyle çalışanlarını hedef aldığı iddia edilmişti. Bildirici üyeliğinin düşürülmesiyle ilgili "25 yıllık RTÜK tarihinde bir ilk ve demokrasi açısından tehlikeli bir yol açıldı" ifadesini kullanmıştı.
31 Ekim 2019’dan 11 Mart 2020’ye kadar geçen 4,5 aylık sürede RTÜK’te CHP kontenjanından seçilen tek üye yer aldı. 11 Mart’ta Meclis’te yapılan oylamada, Faruk Bildirici’nin yerine Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Okan Konuralp seçildi.
Talimatla karar alınıyor mu?
Bildirici’nin üyeliğinin düşürülmesi ifade ve basın özgürlüğü önünde bir engel olarak görülürken, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in, Üst Kurul’un aldığı kararları savunurken verdiği demeçler de RTÜK’ün özerkliğini tartışmalı hale getiriyor.
Şahin, 15 Mayıs 2020 tarihinde katıldığı “Salgınla Mücadele Sürecinde RTÜK” konulu video konferansta, RTÜK’ün talimatla karar almadığını belirtirken “Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından talimat ve telkin olmadı ama olursa devletimizin başıdır, onun talimatları ve telkinleri devletin bütün organlarını ilgilendirir. Talimat ve telkinlerini emir telakki eder, başımızın üstüne deriz” ifadelerini kullandı.
Şahin, ayrıca, haber bülteni sunucularına da yorum yasağı uyarısı yaptı: “Buradan uyarıyorum... Gerçekten bu işi iyi yapan arkadaşlarımızın yorumlarını engellemeyelim diye biz de diğerlerininkini engelleme adına karar almıyoruz. Eğer böyle devam ederse, kanunda yeri var, bu konuda yeni bir karar alırız. Haber bültenleri yorum yapmadan, haber bülteni şeklinde sunabilirler.”
Şahin’in açıklamaları RTÜK, Cumhurbaşkanı’ndan talimat alabilir mi sorusunu akıllara getiriyor. Ancak yasalara göre RTÜK Anayasal bir Üst Kurul olduğundan Cumhurbaşkanı’ndan talimat alması söz konusu değil. Yasalara göre Cumhurbaşkanı, RTÜK’ü ilgilendiren bir şikâyeti olan her vatandaş gibi dilekçe yoluyla başvurup hakkını arayabiliyor.
Diğer yandan Şahin’in, haber bültenlerinde yorum yapanlara ilişkin “işini iyi yapan ve yapmayan” ayrımını hangi kriterlere göre yaptığı da belirsiz.
“Sübjektif maddeler var”
RTÜK’ün CHP kontenjanından seçilen üyesi İlhan Taşçı, yayın hizmeti ilkelerinin birçok maddesinin de son derece geniş ve sübjektif içeriğe sahip olduğunu belirtiyor. Bu nedenle yasada değişiklik yapılarak objektif olarak yoruma gerek bırakmayacak somut kriterler belirlenmesi gerektiğini söylüyor.
Taşçı, son dönemde alınan kararların tartışmalı hale gelmesini ise AKP iktidarıyla birlikte partiye yakın isimlerin liyakat gözetilmeden üst düzey görevlere getirilmeleri ile tarafsız, deneyimli ve liyakat sahibi çalışanların işlevsiz bir birime geçirilmelerine bağlıyor.
Son dönemde iktidara yakın televizyon kanallarının yayınlarıyla ilgili tek bir değerlendirme raporunun RTÜK gündemine getirilmemesi de dikkat çekiyor.
RTÜK üyesi İlhan Taşçı, son 1,5 yılda RTÜK’ün televizyon kanallarına verdiği cezaları raporlaştırdı. Rapora göre bu dönemde iktidara yakın olarak bilinen A Haber, Kanal 7 ve TV Net’e hiç ceza verilmezken, ATV ve Ülke TV'ye birer uyarı cezası, TGRT Haber'e de bir idari para cezası kesildi. Aynı dönemde eleştirel habercilikleriyle tanınan Halk TV’ye 10 idari para cezası ile üç yayın durdurma, Tele 1’e sekiz idari para cezası ile üç yayın durdurma, Fox TV'ye yedi idari para cezası ve bir yayın durdurma, KRT’ye de üç idari para cezası ile bir yayın durdurma cezaları verildi.
Halk TV’ye verilen cezalar
Gazeteci Ayşenur Aslan’ın Halk TV’de yayınlanan Medya Mahallesi programında Ahmet Şık ile yaptığı yayından dolayı “Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı yayın” iddiasıyla beş kez yayın durdurma cezası verildi. Ceza, 6112 sayılı Kanun’un yayın hizmetlerinin “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına” aykırı olamayacağını belirten 8. Maddesinin 1. Fıkrasının (a) bendine dayandırıldı. Program yayını, RTÜK’ün itiraz süreci sona ermeden durduruldu.
Yine Halk TV’de moderatörlüğünü Şirin Payzın’ın yaptığı, gazeteci Levent Gültekin ve Murat Sabuncu’nun ise soru ve yorumlarıyla yer aldığı Sözüm Var programına beş kez yayın durdurma ve 29 bin lira idari para cezası verildi. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun katıldığı programla ilgili verilen ceza 6112 sayılı yasanın 8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine dayandırıldı.
Kaftancıoğlu’nun kullandığı “Şöyle bir gerçeklik var ki…. önümüzdeki seçimde bir erken seçimle veya başka bir şekilde bu ülkenin, gerçekten halkın artık gözü açıldı….. Şöyle söyleyeyim bir iktidar değişikliğine hatta ben size daha ileri bir şey söyleyeyim iktidar değişikliği değil bir sistem değişikliğine gidişatı görüyorum ve böyle olacağını da düşünüyorum. İşimiz kolay değil ama ancak böylesi bir yönetim anlayışı, iktidar değişimi ve yeniden bir sistem değişikliği ile bu yaralarımızı, bu hasarlarımızı tedavi edebileceğimizi görüyorum” cümlelerini inceleyen RTÜK, sözlere karşı program moderatörünün herhangi bir müdahalede bulunmamasını da ceza gerekçesi yaptı. Ankara 14. İdare Mahkemesi, RTÜK'ün savunma almadan yayın durdurma kararı almasını “telafi edilemez” olduğuna hükmederek cezanın yürütmesini durdurdu.
Cezaya konu olan 8/1/b maddesinde “Yayın hizmetleri ırk dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz” deniyor.
Aynı maddeden dolayı FOX TV de ceza aldı. FOX TV Ana Haber’e, haber sunucusu Fatih Portakal’ın 30, 31 Mart ve 1 Nisan 2020 tarihlerindeki Covid-19 salgını gündemiyle ilgili yaptığı yorumlarının, 6112 sayılı Kanun’un 8/1/b maddesine aykırı olduğu iddiasıyla üç kez program durdurma cezası verildi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in yayın konuğu olduğu "Teke Tek" programında Fatih Altaylı'nın "it ürür, kervan yürür" sözleri nedeniyle Habertürk de ceza aldı. Kurul, Habertürk’e üst sınırdan idari para cezası uygulanmasına karar verdi.
Diyalog TV uydudan çıkarıldı
RTÜK, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) yayın yapan Diyalog TV’nin Türksat uydusu üzerinden yaptığı yayınını da durdurdu. Üst Kurul, kanalda yayınlanan Dünyaya Bakış programında, Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) kurucu genel başkanı Besim Tibuk’un bazı ifadelerinin “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret niteliği taşıdığına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına ve bölünmez bütünlüğüne zarar verdiğine” hükmetti. Yapılan açıklamada 6112 Sayılı Kanun’un 29’uncu maddesinin 3’üncü fıkrasına aykırı şekilde izinsiz ve lisanssız şekilde Türkiye aleyhinde yapılan programlar nedeniyle yayın hizmetleri iletimini durdurulduğu belirtildi.
Diyalog TV’yi bünyesinde barındıran Diyalog Medya’nın genel yayın yönetmeni Reşat Akar ise Diyalog TV’nin lisansının KKTC Yayın Yüksek Kurulu (YYK) tarafından verildiğini, bu lisansın iptal edilmediğini ve halen geçerli olduğunu açıkladı. Akar, RTÜK’ün KKTC Yayın Yüksek Kurulunu tamamen devre dışı bırakarak Diyalog TV’nin uydu yayınlarını durdurma kararı aldığını söylüyor.
Dijital denetim
Öte yandan 1 Ağustos 2019’da yürürlüğe giren yönetmelikle birlikte RTÜK, 3 Eylül 2019’dan itibaren dijital yayın içeriklerini de denetlemeye başladı. Yasanın temel hedeflerinden bir tanesi de yurt içi ve yurt dışından internet üzerinden yayın yapan bağımsız haber platformları. Yönetmeliğe göre yayıncı kuruluşlar artık RTÜK'ten lisans almadan bu hizmetleri veremiyor. İnternet üzerinden radyo lisansı için 10 bin TL, internet üzerinden televizyon yayını için 100 bin TL ve internet üzerinden isteğe bağlı yayın hizmeti yayını için de 100 bin TL lisans ücreti alınıyor.
Bu durum, televizyon kanallarından internet yayınlarına kaymak zorunda kalan eleştirel haberciliğe yönelik yeni bir tehdit olarak görülüyor. Alınan lisans ücreti, bağımsız mecralar için oldukça zorlayıcı nitelikte. Maddi koşullar nedeniyle küçük ve bağımsız haber platformlarının sektörde tutunamaması ve konvansiyonel medyadakine benzer bir tekelleşme süreci yaşanmasından endişe ediliyor.
Yeni dönemle birlikte lisans başvurusu yapan Netflix, BluTV ve Puhutv Türkiye’deki yayınlarını sürdürüyor. Ancak Netflix dizileri son dönemde RTÜK’ün hedefinde.
RTÜK Başkanı Şahin, nisan ayında Netflix’in yeni yerli yapım dizisi Aşk 101 hakkında şirketi uyardı. Aşk 101, daha yayına girmeden sosyal medyadaki bir sahte hesaptan yapılan paylaşım ile tartışmaların odak noktası haline gelmişti. Dizi, henüz yayınlanmadan, eşcinsel bir karakteri konu ettiğine dönük söylentiler nedeniyle Yeni Akit gibi hükümet yanlısı yayınların hedefi olmuştu.
Tartışmalara dahil olan RTÜK Başkanı, Aşk101 dizisi için "Kırmızı çizgilerimiz bellidir. Gerekli hallerde uyarıyoruz, gözümüz üzerlerinde. RTÜK yönetimi olarak toplumumuzu rahatsız edecek her türlü yayın içeriğine geçit vermemekte kararlıyız" açıklaması yaptı.
RTÜK, Netflix bir başka dizisi için de yasaklama kararı aldı. Amerika Birleşik Devletleri’nde yayın yapan haber sitesi Variety ve Deadline, Netflix’in RTÜK'ün talebi üzerine Designated Survivor dizisinin Türkiye'de yayınlanan bir bölümünü platformundan kaldırdığını yazdı. Kaldırılması istenen bölümde Türkiye ile ilgili sahneler yer alıyordu.
İşlem yapılmayan yayınlar
RTÜK’ün aldığı kararlar kadar hakkında işlem yapmadığı yayınlar da tartışma konusu. Eleştirel yayınlara verilen cezalar hızlı bir şekilde uygulanırken, Akit TV'de Prof. Dr. Muttalip Kutluk Özgüven'in 12-17 yaşındaki kız çocuklarına yönelik olarak “ilk çocuğu doğurmak için ideal bir yaşta” olduklarına dair sözlerine henüz bir yaptırım uygulanmadı.
Ülke TV'de 3 Mayıs’ta yayınlanan Esra Elönü'nün Arafta Sorular programında yazar Sevda Noyan'ın “15 Temmuz kursağımızda kaldı, istediklerimizi yapamadık. Bizim aile 50 kişiyi götürür. Biz bu konuda çok donanımlıyız maddi ve manevi olarak… Benim listem hazır” sözlerini RTÜK üyesi İlhan Taşçı, Kurul gündemine taşıdı. Taşçı, sosyal medya hesabından, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in “mazeret” bildirerek Üst Kurul Toplantısı'na katılmadığını, programın toplantıda gündeme getirilmediğini duyurdu.
Başkanı olduğu kurulun son toplantısına katılmadığı ve başkansız toplantıda “Sevda Noyan'ın ölüm listesi” gündeme gelmediği için eleştirilen RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, katıldığı canlı yayında Ülke TV ve Sevda Noyan için “Darbeyi övenlerin karşısında söylenenleri biz cezalandırmak gibi bir pozisyonda değiliz. Çok büyütülecek bir konu değil” ifadelerini kullandı.
Bu sözlerine gelen tepkiler üzerine geri adım atan Şahin, yeni bir açıklama yaparak, Sevda Noyan'ın söylemleri RTÜK ilkeleri bakımından asla kabul edilemeyeceğini ve ilk kurul toplantısında gereğinin yapılacağını söyledi.
Üst Kurul, program yayın tarihinden tam 20 gün sonra, Sevda Noyan’ın sözlerini değerlendirmek için 22 Mayıs Cuma günü toplanma kararı aldı. İzleme Dairesi raporunda, programa “yayınlar toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz” denilen 8/1/b maddesinin ihlalinden ceza istedi. Kurul bu kez oy birliği ile Ülke TV'ye üç kez program durdurma cezası verdi.
RTÜK, kuruluşundan bu yana tarafsızlığı konusunda en fazla eleştirildiği dönemi yaşıyor. Şimdiye dek aldığı kararlar ve Başkan Ebubekir Şahin’in açıklamaları dikkate alınırsa bu tartışmalar bir süre daha devam edeceğe benziyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre