Ana içeriğe atla

Kaz Dağları’nda ağaçlar kaçak mı kesildi?

Kirazlı Maden Projesi maden sahası inşası için kesilen ağaçlara ait kütüklerin akıbeti belli değil. Alamos Gold, kaçak ağaç kesimi gerekçesiyle yaptırımla karşılaşabilir.


Kaz Dağları'nda doğa tahribatına yol açan Kirazlı altın madeni projesi yeni bir hukuksuzlukla gündemde. TEMA Vakfı, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna göre 45 bin 650 ağacın kesilmesi öngörülen proje için 195 bin ağaç kesildiğini belirlemiş, Tarım ve Orman Bakanlığı ise kesilen ağaç sayısını 13 bin 400 olarak açıklamıştı.
Ancak ne ÇED raporu ne Tarım ve Orman Bakanlığı ne de TEMA'nın belirttiği sayıda bir orman ürünü, Orman Genel Müdürlüğü'nün internet üzerinden ilan ettiği ihale kayıtlarında yer alıyor.
6831 sayılı Orman Kanunu'nun 27'inci maddesine göre devlet ormanları dahilinde kesilen ağaçların kütüklerinin önce damgalanması ardından da açık artırma yoluyla satılması gerekiyor. Aksi halde Orman Kanunu'na göre bu orman ürünleri kaçak sayılıyor. 
Yasal girişimlerde bulunulacak
Konuya dikkat çeken Avukat Gönenç Gürkaynak, yasal girişimlerde bulunmaya hazırlanıyor.
Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 2004'te yayınlanan Damga Yönetmeliği'nin 5'inci maddesi devlet ormanları dahilinde olup kesilen ağaçlar için uygulanacak damgalama usulünü düzenliyor. Kirazlı Maden Projesi alanında da kesilen bütün ağaçların kütüklerinin Damga Yönetmeliği uyarınca damgalanması gerekiyor.
Hapis ve para cezası var
Bu yapılmadığı takdirde Orman Kanunu'nda kaçak orman ürünlerine ilişkin yaptırımlar var. Yasanın ilgili maddesi "Orman mallarının bu Kanun hükümlerine aykırı olarak kesildiğini, taşındığını veya toplandığını bildiği halde; taşıyanlar, biçenler, işleyenler, kabul edenler, kullananlar, satanlar, satın alanlar veya bulunduranlar bir seneye kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır" diyor.
Bu ürünlerin işlenmesi halinde ise bir seneden yedi seneye kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası söz konusu. Bu durumda orman ürünlerine Türk Ceza Kanunu'na göre el koyuluyor.
Usulüne uygun olarak kesilerek damgalanmış orman ürünleri ise açık artırmayla satılmak zorunda. Bu satışlara ilişkin ilanlar, açık artırma sonucunda satılan ürünlerin kime ve ne kadara satıldığına ilişkin bilgiler Orman Genel Müdürlüğü'nün Hizmet Envanteri veritabanında ilan ediliyor.
Kirazlı Maden Projesi'nin Çanakkale Orman Genel Müdürlüğü sınırları dahilinde bulunduğu gözetilerek ilgili sitedeki ilanlar incelendiğinde dikkat çekici bir miktarda satışa ilişkin herhangi bir ilana rastlanmıyor.
5 milyon dolar ödedik demişti
DW Türkçe’ye konuşan Avukat Gönenç Gürkaynak, "Bilgi Edinme Kanunu uyarınca Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü'ne ve Tarım ve Orman ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlıklarına bilgi edinme başvurusunda bulunmak gerekecektir. Bu durum ise Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü yetkililerinden bilgi edinilmesini gerektiren bir durumdur" diyor.
Alamos Gold'un yöneticisi John McCluskey, Kaz Dağları için protesto gösterileri sürerken yaptığı açıklamada, "Parayı daha önceden ödedik. Bunu takdirle karşılamalısınız ki ormancılık izinleri kapsamında, bu izinlere 5 milyon dolar ödedik. Bu ücretin büyük kısmı ise yeniden ağaçlandırmak için ödendi" demişti. Gürkaynak, bu beyan da dikkate alınarak hem ödenen paranın gerekçesi hem de bu kütüklerin hangi yolla nereye satıldığının açıklanması gerektiğini söylüyor.
Dava devam ederken ihaleye çıktı
DW Türkçe’ye konuşan Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Pınar Bilir, Orman Bölge Müdürlüğü'nün dava süreci devam ederken kesim sahasını ihaleye çıkarıp ağaç kesimine başladığını söylüyor. İda Dayanışma Derneği olarak Orman Bölge Müdürlüğü'ne iki kez dilekçe yazdıklarını ifade eden Pınar Bilir, Tarım Orman İş Sendikası'nın da suç duyurusunda bulunduğunu belirtiyor.
Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Projesi'nin ÇED olumlu kararına karşı açılan dava sürerken, Çanakkale Valiliği tarafından şirkete gayrı sıhhi müessese izni verilince şirket, proje alanında çalışmalarına başladı.
Alamos Gold'a 2012'de verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu raporunda şirketin izni 26.7 hektardı. 2012'deki ÇED olumlu kararı Çanakkale İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Şubat 2013’te ise kapasite artışıyla ilgili yeni ÇED olumlu kararı alındı, izin verilen alan 613 hektara çıktı.
Danıştay 2015’te Çanakkale İdare Mahkemesi'nin 2012 ÇED olumlu raporuyla ilgili verdiği iptal kararını bozdu. Ancak buradaki izin 26.7 hektar olmasına rağmen şirket 613 hektarda faaliyetine başladı.
Çanakkale Belediye Başkanlığı, 2013'te Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme projesi için verilen ÇED olumlu kararı hakkında dava açtı. Yerel mahkeme davayı reddetti. 2018'de yerel mahkemenin kararı Danıştay tarafından bozuldu ve bilirkişi raporu istendi. Bilirkişi raporu da olumlu çıktı. Çanakkale Belediye Başkanlığı rapora itiraz etti.
Belediyenin açtığı dava Şubat 2019’da Çanakkale İdare Mahkemesi tarafından reddedildi ve belediyenin temyiz talebi de Danıştay 6. Dairesi’nin Haziran 2019’daki kararı ile reddedildi. Bilirkişi raporuna bu kez de sahte imzadan itiraz edildi. Dava sürüyor.
Projenin iptali talep ediliyor
Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Kirazlı ve Ağı Dağı ile ilgili 2012'de açılmış ve kesin hüküm teşkil eden davalar haricinde kapasite artırımına ilişkin dört davanın daha olduğunu söylüyor. Pınar Bilir, davalar devam ederken iznin 613 hektara çıkarılmasına itiraz ettiklerini belirtiyor. Talepleri projede bir iyileştirme değil, iptal.
Bilir, "Projeden dönmek elbette mümkün. Toplumsal hiçbir yönü olmayan, sömürü sistemine dayanan madenciliğin vahşetiyle yüz yüzeyiz. Kazdağı ve yöresi tarım ve turizm kentidir. Bölgenin ihtiyacı olan yatırımlar buna dayalı olmalıdır" diyor.
Projenin süresi altı yıl
Şubat 2013 tarihli Kirazlı Altın Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme Projesi Nihai ÇED Raporu’na göre ise proje altı yıl sürecek. Bu süre zarfında 495 bin ons altın ve 3 milyon 6 bin ons gümüş üretilecek.
Proje bedelinin 165,7 milyon dolar olduğu ifade edilen rapora göre, yıllık işletme maliyeti 50,2 milyon doları buluyor. Kimyasal madde kullanımı, maliyetler içinde yüzde 20 pay alıyor. Kullanılacak kimyasal maddeler içinde en maliyetli olanın siyanür ve çimento olacağı belirtiliyor. Projede günlük 9 ton, yıllık 3 bin 150 ton siyanür kullanılacak.
Net kazancı 472,5 milyon dolar
2013 tarihli ÇED raporunda, projenin fayda-maliyet analizinin teknik ve ekonomik gerekçelerle, Ağı Dağı Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme Projesi ile birlikte yapıldığı ifade ediliyor. Proje kapsamında esas alınacak altın fiyatı da ons başına 1150 ABD doları olarak belirlenmiş.
Buna göre madenlerin ömrü boyunca elde edilecek toplam gelir 1 milyar 854 milyon 826 bin dolar. Bu rakamdan yatırım ve işletme maliyeti ile devlete ödenecek bedeller düşünce Alamos'un net kazancı 472 milyon 495 bin dolar oluyor. Giderler arasında devlet hakkı için ödenen rakam 52 milyon 980 bin dolar iken kurumlar vergisi ödemesi de 22 milyon 287 bin dolar olarak hesaplanmış.
Maden Yasası'na göre devlet hakkı, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatına göre hesaplanıyor. Ons başına 1100-1200 arası olan altın üzerinden hesaplandığında devletin alacağı pay yüzde 5 ediyor.
Projenin üretim öncesi dönemdeki toplam yatırım maliyeti ise 156 milyon dolar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre