Ana içeriğe atla

Gazeteciler 'ekonomik darbe girişimi'nden yargılanıyor

Bloomberg muhabirleri ile aralarında Merdan Yanardağ ve Sedef Kabaş’ın da yer aldığı toplam 38 kişi 'ekonomik darbe girişimi' soruşturması kapsamında 2 ila 5 yıl arasında hapis cezası istemiyle yargılanıyor.

Türk Lirası'ndaki değer kaybı ile ilgili haber yapan ABD merkezli medya kuruluşu Bloomberg'in iki Türkiye muhabiri hakkında açılan davanın görülmesine bugün İstanbul'da başlandı.
10 Ağustos 2018 tarihinde Kerim Karakaya ve Fercan Yalınkılıç'ın ekonomik kriz ve dövizdeki dalgalanmalarla ilgili Bloomberg'te yer alan haberleri, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından mahkemeye taşındı. Soruşturma dosyası daha sonra Sermeye Piyasası Kanunu'na muhalefet ettikleri iddiasıyla dövizdeki artış, bankalar ve Türkiye ekonomisine yönelik sosyal medya paylaşımlarında bulunan 36 kişinin dosyasıyla birleştirildi.
2-5 yıl arasında hapis istemi
Sosyal medya paylaşım platformu Twitter üzerinde paylaşım yaptığı için yargılananlar arasında gazeteci Merdan Yanardağ, Sedef Kabaş ve ekonomist-yazar Mustafa Sönmez de bulunuyor.
"Ekonomik darbe girişimi" adı verilen soruşturma kapsamında Bloomberg muhabirleri Kerim Karakaya ve Fercan Yalınkılıç ile birlikte toplam 38 kişi için 2 ila 5 yıl arasında hapis cezası ve beş bin güne kadar adli para cezası talep ediliyor. Duruşmaya 17 Ocak 2020'de devam edilecek.
İddia ekonomik istikrarı zayıflatmak
BDDK'nın şikayeti üzerine hazırlanan iddianamede, Bloomberg muhabirlerinin "Türkiye ekonomisinin istikrarını zayıflatmaya çalıştıkları" ileri sürülüyor. Söz konusu haberde 10 Ağustos tarihinde dolardaki yükseliş sonrası bankaların döviz taleplerini karşılamadığı, bu talepte bulunanlara, bunu bir sonraki iş günü olan pazartesi günü yapabileceklerinin belirtildiği ve BDDK'nın bankaların üst düzey yöneticileriyle hafta sonu bir toplantı düzenleyeceği ifadeleri yer alıyordu.
Haberde imzası bulunan muhabirlerden Kerim Karakaya, savunmasında, BDDK'nın söz konusu haberle ilgili sadece toplantı yapılacağı hususunu yalanladığını, buna da ertesi gün güncelledikleri haberde yer verdiklerini vurguladı. Ancak iddianamede güncellenen haberin yer almadığını ifade eden Karakaya, "Bloomberg bütün dünyada 100 ülkede ekonomi haberciliğiyle uğraşan bir medya şirketi. 10 Ağustos günü de piyasalar ve ekonomi için önemli bir gündü. O gün dolar yüzde 24 yükseldi. Yaşananları okuyuculara ilettik, yapmamız gereken işimizi yaptık. Haberle ilgili bir maddi menfaat söz konusu olmadığı gibi sermaye aracılığıyla ilgili de bir husus yoktur. 15 yıldır gazetecilik yapıyorum. Çok kez kriz konusunda yazdım. İlk defa yargılanıyorum" dedi.
Muhabirlerden Fercan Yalınkılıç ise Bloomberg yönetiminin şirket kuralları gereği hesaplarını düzenli olarak kontrol ettiğini belirterek, "Sermaye piyasasında işlem yaptığımız tespit edilirse bu iş akdinin feshi nedenidir. Haberi kendi gözlemlerimizle yaptık. Banka yetkilileri bize döviz veremediklerini, bir sonraki iş gününe çağırdıklarını beyan ettiler" diye konuştu.
"Haber tamamen doğru"
Bloomberg muhabirlerinin avukatı Köksal Bayraktar da "Bir gazeteci kamu yararı varsa, güncel ve doğru ise haber verir. Haber tamamen doğrudur. Dolar 5.60 TL iken 6.80 TL olmuş. Bir günde 1.5 lira değer kazanan parayı yayınlamayacak da ne yapacak" diye sordu. "Twitter mesajlaşmalarından sonra dolar karşısında lirada bırakın değer kaybı olsun dolar gerilemiştir" diyen Bayraktar, sanıkların beraatini talep etti.
Twitter üzerinden paylaşımda bulunan sanıklar da söz konusu dönemde Türkiye ekonomisi ve paranın değeri hakkında endişe duyduklarını, bu nedenle bu paylaşımlarda bulunduklarını belirttiler.
Savunmalarda ayrıca sanıkların herhangi bir menfaat elde etmesinin söz konusu olmadığı, aksine zarar göreceği endişenin taşındığı belirtildi.
Sanıklardan Halil Tokkuş, doların yükselişi sonrası zamların geleceğini dile getirdiği tweeti ile ilgili, "Zaman haklı olduğumu gösterdi. İnsanlar 4-5 derece sıcakta tanzim kuyruklarında bekledi. Buradaki insanların birkaç tweeti ile ekonomi yıkılıyorsa bu ülke yansın" dedi.
Twitter üzerinden yaptığı paylaşımlar nedeniyle yargılanan gazeteci Merdan Yanardağ Twitter'daki görüşlerine tamamen katıldığını söyledi. Yanardağ, "BDDK'nın işi batık kredilerle, yolsuzluklarla, spekülasyonlarla ilgilenmektir. Ben işimi yapıyorum dövizdeki yükselişin sorumlusunun gazeteciler ve bu konuda yorum yapan insanlar olduğu bir süreç yaşıyoruz. Ekonomik darbe yapmakla suçlanıyoruz. SPK ve BDDK hakkında buradan suç duyurusunda bulunuyorum. Ortada bir ekonomik kriz var ve bundan benim bir çıkar elde etmem mümkün değil" diye konuştu.
"İfade özgürlüğü kapsamında"
Gazeteci Sedef Kabaş da Twitter'daki paylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu vurgulayarak bu paylaşımların yalnızca ekonomik krize eleştirileri olduğunu ve hiçbir kişisel menfaat elde etmesinin söz konusu olmadığını söyledi.
Ekonomist yazar Mustafa Sönmez ise savunmasında bu davanın ekonomik değil politik bir dava olduğunu vurguladı. Sosyal medyayı Anayasa'da yer alan ifade özgürlüğü kapsamında etkin bir mecra olarak kullandığını ifade eden Sönmez, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve BDDK hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
Sönmez, DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada da "Ne benim ne başkasının twitleriyle Türkiye bankacılık sistemi acze düşer. Düşüyorsa vah o sistemin haline. Bu dava ile yapılmak istenen ifade özgürlüğünün kısıtlanmak istenmesi, korku ve yılgınlık yaratılmaktır" ifadelerini kullandı.
Savunma avukatları sanıkların derhal beraatini talep etti. Sanıklar ve sanık müdafilerinin savunmaları tamamlandıktan sonra SPK ve BBDK avukatları söz aldı. SPK avukatı, sanıkların söz konusu suçlardan yargılanmaları taleplerini yineledi. BDDK ise dosyaya suçtan zarar gördüğü gerekçesiyle müdahil olma talebini iletti.
38 sanıktan 19'u mahkemede hazır bulunurken, mahkeme başkanı, hem tüm sanık ifadelerinin alınmaması hem de dosyanın geldiği aşama nedeniyle sanıklar ve sanık müdafilerinin beraat taleplerini reddetti. BDDK’nın suçtan zarar görme ihtimaline binaen davaya müdahil olma talebi ise kabul edildi. Duruşma 17 Ocak 2020 tarihine ertelendi.
Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF), Foreign Media Assocation, Punto24 ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'ndan yetkililer de izledi.
"Ekonomi haberciliği hedef alınıyor"
RSF'den Erol Önderoğlu, DW Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede, "Bloomberg muhabirlerine Sermaye Piyasası Kanunu’ndan açılan dava, Evrensel gazetesi yetkililerine Asliye Ceza'da açılıp Ticaret Mahkemesi'ne kaydırılan davalar, gazeteci Cengiz Erdinç'e Yurt gazetesinde Ziraat Bankası'nı eleştirdiği için Bankacılık Kanunu'ndan ceza verilmesi, son dönemde ekonomi haberciliğini hedef alan endişe verici yeni bir sürece işaret ediyor. RSF olarak, ağır hapis cezalarıyla ekonomi ve finansa dair düşüncelerin bastırılmasına son verilmesini talep ediyoruz" diye konuştu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre