Ana içeriğe atla

Türkiye’ye ağır suçlama


- Amerika’da yerleşik Demokrasileri Koruma Vakfı tarafından yayımlanan raporda Türkiye uluslararası terörü finanse etmekle suçlandı.


- Jonathan Schanzer imzalı 25 sayfalık raporda Türkiye’nin teröre destek faaliyetleri İran ile altın-gaz alışverişi, Suriye’deki cihatçılar, Yasin el Kadı, Saleh al Aruri, Hamas bağlantıları, İnsani Yardım Vakfı ve Çin ile füze anlaşmasını içeren 8 ayrı başlıkta ele alındı.


- Türkiye’deki seçkin siyasi çevrelerin İran ile ilişkilerinin boyutunu 17 Aralık büyük yolsuzluk operasyonu ile açıklayan rapor daha sonra tartışmaya açıldı. Türkiye Büyükelçiliği temsilcisi “Türkiye El Kaide terörizminin hedefi” diyerek iddiaları reddetti. Bazı uzmanlar da “çok ağır” buldu.  



Washington merkezli Demokrasileri Koruma Vakfı’nın (Foundation of Defense for Democracies-FDD) 21 Şubat Cuma günü yayımladığı “Türkiye’de Terörizmin Finansmanı-Giderek Artan Bir Endişe” adlı rapora göre Türkiye büyük terör gruplarının finansmanında anahtar rol oynuyor. Ülke, küresel terörizmin finansmanı ve yasa dışı faaliyetlerin aktarım merkezi durumunda. 
ABD Hazinesi eski çalışanlarından olan söz konusu vakfın Başkan Yardımcısı Jonathan Schanzer imzalı raporda Türkiye’nin teröre destek faaliyetleri 8 ayrı başlıkta toplanıyor. Bunlar; İran ile altın-gaz alışverişi, Suriye’deki cihatçılar, Yasin el Kadı, Saleh al Aruri, Hamas bağlantıları, İnsani Yardım Vakfı (İHH) ve Çin ile yapılan savunma füzesi anlaşması.
Raporda Türkiye’nin terör gruplarını desteklediği şu örneklerle ifade ediliyor:

* FATF şubat 2014’te Paris’te toplandığında toplantıdan birkaç gün önce Türkiye’nin kara listeye gireceği endişeleriyle TL zayıflamış ve borsalar düşmüştü. Bunun bir nedeni de 17 Aralık 2013’te patlak veren yolsuzluk skandalıydı. Sonuç olarak bu skandal FATF’nin kararını etkilemedi. Türkiye gri listede kalmayı sürdürdü.


İran rejimine 13 milyar dolar


* Ancak FATF raporunda Suriye’deki sivil savaşla beraber Türkiye’nin doğu sınırında El Kaide’yi de içeren tehlikeli Cihatçı gruplara silah ve para akışına kayıtsız kaldığı belirtildi.

* Ankara bir yandan Suriye Devlet Başkanı Esad’ın zayıflaması için mücadele ederken diğer yandan bir NATO üyesi olmasına ve nükleer programı nedeniyle İran’a yaptırımlara rağmen altın karşılığı gaz ticareti adı altında İran Rejimine 13 milyar dolar kazandırdı.

* 2000’den fazla İran menşeili şirket Türkiye’de kayıtlı. 

* Halkbank’ın İran rejimine yardım ettiği konusunda hala soru işaretleri bulunuyor. Üstelik Halkbank, üçüncü kişilere sattığı ürünlerin ödemelerini tahsil edebilmek için İran’ın çalıştığı bankalardan sadece biri. Bu Şubat 2012 tarihli Wall Street Journal haberinde de ifade ediliyor.

* Türkiye ayrıca İran bankası Bank Mellat’ın Türkiye’de faaliyet göstermesine izin veriyor. AB ve ABD bu bankaya yaptırım uyguluyor. Diğer İran bankaları da Türkiye’de faaliyet izni alabilmek için başvuru yapmaya devam ediyor.


17 Aralık tanık sandalyesinde


* Türkiye’deki seçkin siyasi çevrelerin İran ile ilişkilerinin boyutunu 17 Aralık 2013 büyük yolsuzluk operasyonu da ortaya koyuyor. Örneğin iş adamı İran Azerisi Reza Zarrab’ın büyük kısmı İran’dan olmak üzere 87 milyar Avro’yu bulan para transferi söz konusu. Zerrab son 1-1.5 yılda neredeyse 1 metrik ton altını her gün İran’a taşımış. Bu 28 milyar dolar gibi bir rakamı ifade ediyor. Zerrab’ın bunun karşılığında bakanlara ve bakan ailelerine milyonlarca dolarlık nakit ve hediye verdiği iddia ediliyor.

* İranlı milyarder Babak Zanjani başka bir figür. Zanjani’nin yönettiği Sorinet Grup Türkiye’de faaliyet gösteriyor.

* Mart 2011’de Suriye’de sivil savaş başladığından beri Türkiye hükümeti muhalifleri destekliyor. Türkiye’nin 2013’ün altı ayında Esad karşıtlarına 47 ton silah yolladığı ifade ediliyor.

*  Hamas’ın önde gelen liderlerinden Saleh al Aruri de Türkiye hükümetinin desteklediği isimlerden biri. İsrail Gizli Servisi’ne göre Aruri dışardaki faaliyetlerini Türkiye üzerinden yürütüyor. Aruri, Türkiye toprakları üzerinde finansal kaynak sağlayıp bunu terör gruplarına aktarıyor. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ekim 2013’te Hamas Siyasi Büro Şefi Halid Meşal ile görüşmesine de katılması, Aruri’nin Türkiye’deki varlığının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. 

* Hamas, Türkiye’de bir terör grubu olarak adlandırılmıyor. Türkiye Gazze’deki Hamas yönetimine finansal ve metaryel destek sağlıyor. Hastane okul, cami ve yiyecek tedarikinde bulunuyor.

* İnsani Yardım Vakfı’nın (İHH) el Kaide’ye destek sağladığı iddia ediliyor. Sırp haber ajanslarına göre ise İHH, Ocak 2014’te Suriye cihatçılarına silah ihracatı için Bosna Hersek’te inceleme altında.

* Erdoğan’ın ayrıca, El Kaide, Usame bin Ladin ve diğer terörist gruplarla yaptığı mali bağları için yaptırımlar karşılaşan Suudi Arabistanlı işadamı Yasin El-Kadı ile yakın bir dostluk var.

* Türkiye İran’a yasak füze teknolojisini sattığı için ABD tarafından “birden çok kez” yaptırımlara maruz kalmış bir Çinli füze firması ile 4 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladı.


Amerika’nın Sesi’ne yorumlar


Schanzer’in kaleme aldığı FDD raporu ve daha sonra Türkiye Büyükelçiliği temsilcisinin de katıldığı rapor üzerine yapılan tartışmalı bir toplantıya ilişkin değerlendirmeler “Amerika’nın Sesi” tarafından dün servise kondu. Yayınlanan habere göre raporun Şubat ayı ortasında Paris’te yapılan ve Türkiye’yi “gri liste”de bırakan FATF toplantısından hemen sonra yayınlanması dikkat çekiyor. FATF toplantısında Türkiye’nin kara listeye girmekten “kıl payı kurtulduğunu” iddia eden raporun yazarı Schanzer’in, “Ankara’nın kara para aklama ve terörle mücadele çabalarını samimi bulmadığı” belirtiliyor.

Schanzer, ABD Maliye Bakanlığı’nın elinde bu suçlamaları destekleyecek çok sayıda bilgi bulunduğunu ve bunların kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini dsavundu.

Toplantıyı Washington’daki Türk Büyükelçiliği adına izleyen Can Oğuz da Türkiye’nin el Kaide terörizminin hedefi olduğunu ve rapordaki iddiaların kabul edilemeyeceğini söylüyor. Toplantıyı izleyen bazı uzmanlar da raporu Türkiye’ye yönelik “ağır ifadeler” kullandığı için eleştiriyor. İzleyiciler arasında bulunan Türkiye uzmanı Alan Makovski de raporu “Türkiye gibi bir müttefik hakkında sunulan bir iddianame” diye yorumladı.



FDD nedir?


FDD, 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra özgür ulusların terörizme karşı kendilerini savunmalarına yardımcı olmak amacıyla kuruldu. Ulusal güvenlik ve dış politika üzerine çalışan vakıf, terörle mücadele ve demokrasilerin geliştirilmesi için raporlar hazırlıyor.
Türkiye ile ilgili raporu yazan Dr. Jonathan Schanzer, daha önce ABD Hazinesi’nin İstihbarat ve Analiz Dairesi’nde terörle mücadele analisti olarak çalışıyordu. Schanzer, meslek hayatına Ortadoğu Forumu’nda araştırmacı olarak başlamış. Washington Enstütüsü’nde de Yakın Doğu uzmanı olarak çalışan Schanzer’in Hamas, el Kaide, Taliban ve Müslüman Kardeşler hakkında yayımlanmış araştırmaları bulunuyor. 







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre