Ana içeriğe atla

Pandemide tazminatsız işten çıkarmalar arttı

İşten çıkarmalar pandemide yasaklandı. Ancak "ahlaka aykırı davranış" gerekçesiyle tazminatsız işten çıkarılanların sayısı artıyor. Yerli şirketlerin başvurduğu bu yönteme yabancı şirketler de katıldı.


Koronavirüs salgınının ekonomik etkilerini azaltmak için ilk olarak 17 Nisan 2020'de ilan edilen işten çıkarma yasağı, 17 Ocak 2021'den itibaren iki ay daha uzatıldı. Ancak yasakta istisna kapsamında tutulan İş Kanunu'nun "ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri" başlıklı maddesi, son dönemde işverenin işçileri işten çıkarma yöntemi haline geldi.

İşçi haklarını kaybediyor

Çorum, Gebze, Manisa, İzmir, Karaman… Yasağa rağmen Türkiye'nin dört bir tarafından işten çıkarma haberleri geliyor.

İşten çıkarmanın gerekçesi çoğunlukla İş Kanunu'nun 25/2 maddesine dayandırılıyor. Söz konusu madde, işverene, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirme hakkı tanıyor. Bu maddede belirtilen fiiller dahilinde işçinin, işten ayrılış kodlarına göre 29 kodu ile çıkışı yapılıyor. Bu fesih sonucunda işçi tazminata hak kazanamazken iş güvencesi hükümlerinden ve işsizlik ödeneğinden de yararlanamıyor.

2020'nin Aralık ayında Çorum'da Ekmekçioğulları Grubuna ait Ekmekçioğulları Metal Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ fabrikasında çalışan 90 işçi, DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasına üye oldukları için işten çıkarıldı. İşçilerin 70'e yakınının 25/2 maddesi kapsamında iş sözleşmesi feshedildi.

"200'e yakın kişi çıkarıldı"

DW Türkçe'ye konuşan Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, "Şu anda işverenlere verilmiş iki silah var. Ücretsiz izin ve kod 29'dan tazminatsız çıkışlar… Her iki silahı da işveren pandemi dönemi içerisinde çok vahşice kullanıyor” diyor. Serdaroğlu, üyelerinin bulunduğu işyerlerinde 200'e yakın işçinin 25/2 maddesi kapsamında tazminatsız işten çıkarıldıklarını dile getiriyor.

25/2 maddesinde belirtilen ahlaka aykırı fiiller arasında işyerinde çalışan bir işçiye cinsel tacizde bulunmak, işyerine sarhoş ya da uyuşturucu madde alarak gelmek, hırsızlık yapmak gibi yüz kızartıcı suçlar bulunuyor.

Serdaroğlu, tazminatsız olarak çıkarılanların büyük bir bölümünün sendikalaşma nedeniyle çıkarılan işçiler olduğunu söylüyor ve işçilerin haksız yere işten çıkarıldığını ispat etmek için uzun bir dönem mahkemelerde uğraştıklarını dile getiriyor.

28 Nisan 2020'de Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde ısıtma, soğutma ve klima sistemleri yapan Termokar fabrikasında çalışan 9 işçi de Birleşik Metal-İş sendikasına üye oldukları için İş Kanunu'nun 25/2 maddesi kapsamında işten çıkarılmıştı. Serdaroğlu, Birleşik Metal İş’in örgütlü olduğu Gebze'de bulunan üç işyerinde de yine tazminatsız işten çıkarmaların olduğunu belirtiyor.

Ekim 2020'de de İzmir Torbalı’da bulunan Oral Ambalaj Fabrikası'nda çalışan Selüloz-İş Sendikası’na üye beş işçi, aynı madde kapsamında işten çıkarıldı.

"Baskıyla istifa ettiriyorlar"

DW Türkçe'ye konuşan Dev Turizm İş Genel Başkanı Mustafa Saffet Yahyaoğlu ise turizm sektöründe 25/2 maddesinden işten çıkarmaların çok fazla yaşanmadığını, çünkü işverenin elinde başka kozlar olduğunu söylüyor. Çok sayıda işçinin sezonluk işçi oldukları gerekçesiyle iş akdinin askıya alındığını ifade eden Yahyaoğlu, "İşçilerin bir kısmını istifa ettirdiler, bu işçiler tazminat alma ve işsizlik ödeneği alma haklarını kaybettiler. Eylül ayında iş akdi askıya alınan turizm işçileri de 2020 senesini hiç iş başı yapmadan geçirdi, ne kısa çalışma ödeneği ne işsizlik sigortasından faydalanabildi. Bu işçilerin kısa çalışma ödeneğinden faydalanabilmesi için sezon başına işe çağrılmaları gerekiyordu” diyor. Turizm sektöründe 100 binlerce işçinin mağdur edildiğini dile getiren Yahyaoğlu, sigortasız ve part time çalışan da milyonlarca işçi olduğunu, işini kaybeden bu işçilerin de haklarından mahrum olduğunu belirtiyor.

İşten çıkarma yasağının işçiyi korumak yerine yeni mağduriyetlere yol açtığını savunan Yahyaoğlu, "İşveren, işçiyi 25/2'den Kod 29 ile işten çıkarmakla tehdit ediyor. Bu maddeden işten çıkarıldığında işçinin referansı gitmiş olacak. Diğer yandan işçinin içeride alacakları da olabiliyor, bunlar işçi üzerinde büyük bir baskı yaratıyor. Mahkeme bir, bir buçuk seneden aşağı sonuç vermez diye düşünen işçi korkuyor. Kendisi istifa ediyor” diye konuşuyor.

SGK ve İşkur veri paylaşmıyor

İşçilerin genel ahlak kurallarına uymadığı için çıkarılma uygulamalarının son derece fazlalaştığını belirten Adnan Serdaroğlu da Sosyal Güvenlik Kurumu ve İşkur'un kaç kişinin bu şekilde işten çıkarıldığına dair bilgi paylaşımı yapmadığını vurguluyor.

Uygulamanın hem sendikalaşmanın önünü kesme hem de işçileri cezalandırma biçimi olarak kullanıldığını ifade eden Serdaroğlu, "Bunun sayısının önümüzdeki günlerde daha da artacağını biz biliyoruz. Çünkü işverenler birbirinden görerek bu işi daha da fazlalaştırdılar. Hükümetin tazminatsız çıkışlara yönelik bir müdahalede bulunmaması da işverenleri fırsattan istifade ederek daha saldırgan bir tutum içerisine sokmuş durumda” ifadelerini kullanıyor.

CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır ise işten çıkarma yasağına rağmen son günlerde işten atmaların arttığına dikkat çekerek, Bakan Zümrüt Selçuk'a İş Kanununun 25/2 maddesi ile işten çıkarılan işçileri sordu. Sındır, Bakan Selçuk'a, pandemi döneminde 25/2 maddesi kapsamında işten çıkarılanların sayısı, bu konuda işçilerin taraflarına itiraz bildirip bildirmediği, usülsüz şekilde işçi çıkaran işletmelere cezai müeyyide uygulanıp uygulanmadığı ve işten çıkarılan işçilerin toplamda kıdem tazminatı tutarının ne olduğuna ilişkin sorular yöneltti.

Alman Döhler de 12 işçiyi işten çıkardı 

Öte yandan Türkiye'de yerli sermayeli şirketlerin son dönemde sıklıkla başvurduğu bu uygulamaya Almanya merkezli Döhler de katıldı.

Tekgıda-İş Sendikası’na üye oldukları oldukları gerekçesiyle 25/2 maddesi kapsamında işten çıkarılan 12 Döhler işçisi, 14 Ocak'ta direniş kararı aldı.

Döhler çalışanları işten çıkarmalara tepkili

Döhler çalışanları işten çıkarmalara tepkili

DW Türkçe'ye konuşan Tekgıda İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Suat Karlıkaya, "Döhler işçisi istiyor ki çocuklarıma daha güzel, daha güvenceli bir gelecek sunayım. Ancak bu hakkını, Anayasal hakkını kullandığı zaman da maalesef ki işinden oluyor, baskıya maruz kalıyor. Artık Türkiye'de yabancı sermayeli şirketler maalesef ki yerli sermayeli şirketler gibi hareket ediyor. İşçilerin uluslararası sözleşmelerden, ILO sözleşmelerinden doğan yasal haklarına saygı duymuyorlar” diyor. Karlıkaya da son dönemde ‘ahlak' maddesiyle işten çıkarmaların arttığına işaret ediyor.

Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirketlerden biri olan ABD Merkezli Cargill’de çalışan 14 işçi ise 1008 gündür eylemlerini sürdürüyor. Aralık 2019 ve Şubat 2020'de Bursa Bölge Mahkemesi, 12 işçinin işe iade edilmesine hükmetti. Ancak işten çıkarılan hiçbir işçi işine geri başlatılmadı. Cargill Türkiye, "Mahkemenin emirlerinin gerektirdiği tazminatların tümünü ödemiştir. Eski çalışanlar ödemeyi kabul etmiş ve tüm sorunlar hukuken çözüme kavuşturulmuştur" diyor.

Cargill çalışanları

Cargill çalışanları

Peki yabancı sermayeli şirketler, işçilere neden sendika hakkını tanımıyor?

"Yabancılar avantaj olarak görüyor"

DW Türkçe'ye konuşan iş hukuku uzmanı Avukat Dr. Murat Özveri'ye göre, yabancı sermayeli şirketler, Türkiye'deki yasal boşluklardan faydalanırken, bunu da yatırım avantajlarından biri olarak görüyor.

Avukat Murat Özveri

Avukat Murat Özveri

Özveri, yabancı yatırımcıların Türkiye'de iş yasasına ya da sendikalar yasasına aykırı bir şekilde işçi çalıştırmaları durumunda başlarına gelecek yaptırımın maliyetiyle yasaya aykırı işçi çalıştırmanın avantajları üzerinden elde ettikleri karı karşılaştırdığını ifade ediyor. Türkiye iş yasasında en ağır yaptırımın sendikal örgütlenme nedeniyle işten çıkarmak olduğunu, bunun da bir yıllık ücreti tutarında bir tazminat olduğunu belirten Özveri, "Dolayısıyla yabancı yatırımcı da bir yıllık ücret tutarında işçi başına tazminat ödemeyi göze aldığında çok rahatlıkla sendikalar yasasını ya da iş yasasını bertaraf edebildiğini öğrenmektedir. Kendi ülkesindeki yasalara uyma duyarlılıkları hatırlatıldığında ise ben yasalar çerçevesinde ve bu maliyetin üzerinde bir üretim yapacaksam niye bu ülkeye geldim demek pişkinliğini gösterebilmektedirler” diye konuşuyor.

Pandemide tazminatsız işten çıkarmalar arttı - DW Türkçe











Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre