Ana içeriğe atla

Torba yasa tartışması: Kıdem tazminatı ve emeklilik hakkı tehlikede

Meclis Genel Kurulu’na gelecek olan torba yasa teklifi, 25 yaş altı ve 50 yaş üstü çalışanlar için sözleşmeli çalışmanın önünü açıyor. Düzenleme, kadınlar için emeklilik hakkını iyice erişilmez hale getiriyor.



Geçen hafta Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen ve gelecek hafta Genel Kurul’a gelmesi beklenen "İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi", işverene önemli teşvikler sağlarken, işçiye sözleşmeli çalışmanın kapılarını açıyor.

İstihdamı teşvik amacıyla hazırlanan teklifle, işverenin maliyetini düşürmek için kıdem ve ihbar tazminatı ile emeklilik haklarının sınırlandırılması tartışmalı bulunuyor.

Yasa teklifi, 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçiler için belirli süreli sözleşmelerin iki yıl süreyle koşulsuz olarak yapılabilmesine olanak tanıyor. 

Sigorta başlangıcı 25 yaşa çekilecek

DW Türkçe’ye konuşan iş hukuku uzmanı avukat Dr. Murat Özveri, "Özellikle 25 yaş altı çalışanlarla 50 yaş ve üzeri çalışanlar için ciddi hak sınırlamaları getirdiğini görüyoruz. 25 yaş altı çalışanlar kısmi süreli iş sözleşmeleriyle birden fazla işverenin yanında aylık çalışma süreleri 10 günden az olursa, uzun dönemli sigorta kolları primleri yatmayacak. Diyelim ki ayda 20 gün, 25 gün, 27 gün de çalışmış olsanız, her bir işveren açısından 10 günden az çalışma söz konusu olduğunda bu çalışma süreleri emeklilikte dikkate alınmayacak. Yani emeklilik hakkından yararlanamayacaklar" diyor.

18 yaşından itibaren uzun dönemli sigorta kollarında yer almak mümkünken, teklif yasalaştığı taktirde, bu çalışan grubu açısından bu yaş sınırı 25 yaşa çekilmiş olacak. Özveri, bu durumun da ileride emeklilik dönemlerinde prim gün sayısı açısından ciddi sakıncalar doğuracağını vurguluyor. 

Murat Özveri, iki yıl süreyle sınırsızca yapılabilecek olan belirli süreli iş sözleşmelerinin, hem iş güvencesi hakkından yoksun kalacak hem de kıdem ve ihbar tazminatları sınırlandırılmış ya da ellerinden alınmış olan bir çalışan grubu yaratacağına işaret ediyor. Özveri’ye göre, işverenlerin isimlerini değiştirmesini halinde ise yasada getirilen iki yıllık sınırlamanın aşılması mümkün hale gelebilecek.

Genç İşsizler Platformu’na göre de teklifle, kronik hale gelen işsizliğe çare aranırken fedakarlığın çalışanlar tarafından yapılması bekleniyor.

DW Türkçe’ye konuşan Genç İşsizler Platformu Sözcüsü Dr. Murat Kubilay, normalde iş sözleşmelerinin sonsuz süreli olduğunu, işçisini işten çıkaran işverenin ihbar tazminatı ve aynı zamanda çalışılan süreye ilişkin de kıdem tazminatı ödediğini hatırlatıyor.

Kubilay, "Artık iki yıla kadar olanki çalışmalarda çok kez belirli süreli iş sözleşmesi imzalama imkanı tanınıyor. Bu da şu anlama geliyor: Siz aslında işverene karşı yeterince güçlü olmasanız bile sanki bir popüler futbolcu, sanatçıymışsınız gibi bu şekilde denkmiş varsayılarak bir sözleşme yapacaksınız. Fakat denk olmadığınız için bu süre esnasında ciddi kayıplar yaşayacaksınız" diyor.

Dr. Murat Özveri

Dr. Murat Özveri

Kadın işçiler daha fazla etkilenecek

Teklif, doğum yaptıklarında çalışma hayatından uzak kaldıkları için emeklilik süreci daha zor olan kadın işçiler için ise bu hakka erişimin daha da zorlaşacağı anlamına geliyor. 

Murat Özveri, "Özellikle çalışan kadınlar açısından, 25 yaş altı çalışan kadınlar açısından konuyu düşünecek olursak sık sık doğum nedeniyle prim gün sayılarının eksik olduğu da aklımıza geldiğinde, kadınlar bu durumdan daha fazla etkilenecek. Çalışmış olmalarına rağmen emeklilikte dikkate alınmayan bir süresi olan bir çalışma grubu yaratacaklar" diye konuşuyor. Yaşlılığın bir sosyal risk olduğunu belirten Özveri, bu sosyal riske karşı korunmanın da sosyal güvenlik sistemi içerisinde herkes için Anayasa ve uluslararası sözleşmelerden doğan bir hak olduğunu hatırlatıyor.

DİSK’in geçen hafta yayımladığı rapora göre toplumsal cinsiyet eşitsizliği emeklilikte de sürüyor. Rapora göre istihdam edilenlerin yüzde 32’si kadın olmasına rağmen emekli olan kadınların oranı sadece yüzde 19’da kalıyor.

Arzu Çerkezoğlu

Arzu Çerkezoğlu

DW Türkçe’ye konuşan DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, kadınların kayıt dışı çalışmaya da en fazla maruz kalan kesim olduğunu vurguluyor. Çerkezoğlu, "Hiç kuşkusuz bu esnek ve güvencesiz çalıştırma biçimlerinin hedefinde öncelikle kadınlar var. Dolayısıyla bu düzenlemeler kadın işçileri, genç ve 50 yaş üstündeki kadın işçileri daha fazla etkileyecektir. Çünkü hem kayıt dışı çalıştırma hem güvencesiz çalıştırma kadınlarda daha fazla. Geçtiğimiz hafta açıkladığımız emekliler raporunda da ifade ettiğimiz gibi kadınların emeklilik oranı çok düşük. Bu yasa bu haliye çıkarsa kadın işçiler daha da zor emeklilik hakkına ulaşabilecektir" ifadelerini kullanıyor.


Murat Kubilay’a göre ise teklif ile genç işsizliği için istatistiki çözüm yaratılmaya çalışılsa da gençler kısa süreli, güvencesiz ve cep harçlığı kazandıracak kadar iş bulacak. Kısa çalışmanın gelir vergisinden muaf tutularak teşvik edildiğini ifade eden Kubilay, şöyle devam ediyor: "Bu da şu anlama geliyor. Biz size tam zamanlı, sigortası yatan, en azından asgari ücret ödeyen iş bulamıyoruz. O zaman siz işlerinizi gönüllü olarak paylaşacaksınız. Bunun karşılığında gelir kaybına uğradığınız gibi bir de ek olarak bu çalışmış olduğunuz süreler emeklilikte de sayılmayacak, günü geldiği zaman, 60 yaşına vardığınız zaman, emeklilik talep ettiğiniz zaman da belki de prim ödeyememek, prim yetersiz kaldığı için ek prim ödemek gibi sorunlarla karşılaşacaksınız."

'Cep harçlığı kazandıracak kadar iş'

Murat Kubilay

Murat Kubilay

Kubilay, 50 yaş üstü için yapılan düzenlemenin ise emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) için bir çözüm olarak sunulduğuna işaret ederek, "Teklifle 50 yaş üstündekilerin güvencesiz kısa çalışmaları amaçlanıyor. Bu şekilde de sizleri emekli edemiyoruz. Emeklilik primi ikramiyesi veremiyoruz, sosyal güvenlik sistemimiz bu konuda zayıf, bir miktar daha çalışır gibi yapın, hak kaybına uğrasanız, daha düşük ücret alsanız dahi prim vermeye devam edin şeklinde ara bir çözüm bulunmuş" diyor.

Yasa teklifi, çalışanlarda hak kayıplarına yol açarken işverene prim ve vergi teşvikleri sunuyor.

'Benzer teşvikler işe yaramadı'

Benzer teşviklerin son beş yıldır uygulandığına dikkat çeken Kubilay, "Henüz pandemi Türkiye’de yokken dahi, 2015 yılı ilk çeyreğinden 2020 yılının ilk çeyreğine kadar verilen teşvikler, özel sektör istihdamını hiç artırmadı. Özetle kötü bir ekonomik sistem, kötü bir ekonomik model ve kötü bir ekonomi yönetiminin neticesinde iş gücü piyasasında artan sıkıntılar, artan işsizlik, düşen iş güvencesi, enflasyona kaybedilen ücretler seviyesine karşı yalnızca daha fazla teşvik verilerek durumun kötüleşmesi engellenmeye çalışılıyor. Ve bu esnada da çalışanların daha fazla fedakarlıkta bulunması bekleniyor" diyor.

Öte yandan teklif, kaçak işçi çalıştıranlara yönelik af da içeriyor. Teklifin 8. maddesine göre, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmeksizin çalıştırdığı işçileri kayıt altına alan işverene geçmiş döneme ilişkin cezai yaptırım uygulanmayacak. İşçi kayıtlı olduktan sonra ise işverene günlük 44 lira prim desteği verilecek. Ancak işçi, kaçak çalıştırıldığı dönemdeki ücret dışı haklarını alamayacak.

Murat Özveri yasa teklifinin istihdamı gerçekten artırmaktan uzak olduğunu şu sözlerle vurguluyor: "Bir kişinin istihdamda olabilmesi için çalışma yeteneklerine uygun bir işte, insan onuruna yakışır bir ücretle örgütlenme hakkını da kapsayacak şekilde çalışması gerekir. Bu unsurlar yoksa çalışıyor olsa da bu kişiye istihdamda diyemeyiz. Bu eksik istihdamdadır. Devletin görevi eksik istihdamı teşvik etmek değil, istihdamı artırmak, eksik istihdamı da sınırlandırmaktır."

Teklife karşı sendikalar da Türkiye genelinde eylem planı açıkladı. DİSK Başkanı Çerkezoğlu, yasa teklifinin geri çekilmesi için tüm Türkiye’de iş yerleri ve alanlarda düzenleyecekleri eylemlerle haklarına sahip çıkacaklarını belirtiyor. 

Torba yasa tartışması: Kıdem tazminatı ve emeklilik hakkı tehlikede - DW Türkçe












Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.