Ana içeriğe atla

Alpu Termik Santrali’nin sağlığa etkileri ne olacak?

Enerji projelerinin sağlık maliyetinin mevzuata eklenmesini isteyen sivil toplum kuruluşları Alpu Termik Santrali için rapor hazırladı. Bilanço ağır: 24 ilde hava kirliliği, 3200 erken ölüm, yıllık 146 milyon euro kayıp.


Eskişehir’in verimli tarım arazisi Alpu Ovası’nda yapılmak istenen kömürlü termik santral projesine karşı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve sivil toplum kuruluşlarının mücadelesi sürüyor.

Danıştay, ağustos ayında özelleştirme kararını iptal etse de yerel mahkeme kararı hâlâ uygulamadı. Projenin ÇED Olumlu Kararı henüz iptal edilmiş değil.
TEMA Vakfı, Greenpeace Akdeniz, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) ve Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) de aralarında olduğu 16 çevre ve sağlık örgütünün oluşturduğu Temiz Hava Hakkı Platformu, Türkiye’de ilk kez Alpu Kömürlü Termik Santral Projesi için Sağlık Etki Değerlendirmesi (SED) raporu hazırladı.

Raporda, santralin hayata geçmesi halinde, çalışacağı tahmini 35 yıl boyunca, hava, toprak ve su kirliliği kaynaklı sağlık maliyetinin ne olacağı, iş güvenliği sebebiyle oluşabilecek kazalar ya da ölümler ve istihdam kaybı hesaplamaları yer alıyor.

24 ili etkileyecek 

DW Türkçe’ye konuşan Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı, "Türkiye’de maalesef herhangi bir proje yapılırken, bu bir spor tesisi de olabilir veya bir enerji projesi olabilir, bunların izin süreçlerinde sağlık etkisi yeterli şekilde değerlendirilmiyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği metotları kullanarak santral yapılırsa ne olacağını gözler önüne sermeye çalıştık. Tablo oldukça çarpıcı. Santralin sadece Eskişehir’i değil, 24 ili etkileyeceği sonucuna vardık" diyor.

Atlı, projenin 24 ili etkileyeceğine dikkat çekiyor

Atlı, projenin 24 ili etkileyeceğine dikkat çekiyor

Rapora göre santralde kömür yakılmasından kaynaklanacak kanserojen ince partikül madde kirleticisi (PM2.5), Eskişehir dahil 24 ilde etkili olacak ve 35 yıl boyunca bu illerde yaşayan 11 milyonu aşkın insanın sağlığını olumsuz etkileyecek. Santralin yaratacağı hava kirliliğinin, rüzgarın etkisiyle Ankara, Afyonkarahisar, Aksaray, Bartın, Bilecik, Bolu, Bursa, Çankırı, Çorum, Denizli, Düzce, Isparta, Karabük, Kastamonu, Kırıkkale, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Kütahya, Sakarya, Uşak, Yozgat ve Zonguldak’a yayılması bekleniyor. Bu durumun 35 yılda toplam 3200 erken ölüme neden olacağı öngörülüyor.

"Akciğer hastalıkları artacak" 

DW Türkçe’ye konuşan Eskişehir Tabip Odası Başkanı Dr. Mehmet Akif Karadağ, raporu hazırlarken, projenin önemli sağlık maliyetlerine yol açacağını ortaya koymayı amaçladıklarını söylüyor. Bunun için bir mevzuat oluşturulması gerekliliğinin altını çizen Karadağ, şöyle devam ediyor: "Çünkü eğer bu sağlık etki değerlendirmesini yapmazsanız, 3200 insanın erken öleceğini, çevreye vereceği zararı, yüzlerce çocuğun erken doğumunu ya da ölü doğumunu, binlerce insanın kronik obstrüktif akciğer hastalığı nedeniyle hastanelere başvuracağını, bunların sonucu olarak da yaklaşık her yıl 146 milyon, 35 yılı sayarsanız 6-7 milyar euroluk bir sağlık etki maliyeti olacağını öğrenemezsiniz."

Karadağ projenin maliyetine dikkat çekiyor

Karadağ projenin maliyetine dikkat çekiyor

 

Sağlık ve Çevre Birliği’nin (HEAL) raporuna göre, Türkiye’de elektrik üretimi için kömür kullanımının sağlık üzerindeki etkileri yıllık olarak 2,9 ile 3,6 milyar euro arasında ekonomik maliyete neden oluyor. Alpu Kömürlü Termik Santrali’nin ise toplum sağlığı harcamaları nedeniyle yıllık 146 milyon euro ve 35 yıl boyunca 6 milyar 411 milyon euro sağlık maliyetine yol açması bekleniyor. Bacadan çıkacak kükürt ve azot bileşiklerinin yaratacağı asitler ile cıvanın, gıda zincirine geçerek akut ve kronik zehirlenmeler, kanserler, nörolojik sorunlar ve beslenme dengesizliği gibi faktörlerle toplum sağlığını tehdit edeceği öngörülüyor.

Tarım arazilerine etkisi 

SED raporuna göre ayrıca, santralden kaynaklı kirlilik nedeniyle 419,9 hektar yani 575 futbol sahası büyüklüğündeki tarım arazisi yok olacak. Bitkisel ürün ekili olan ve 2019 yılı içerisinde 135 milyon 472 bin TL gelir getiren 125 bin 770 dekarlık tarımsal alan da projeden olumsuz etkilenecek. Kömür külünde bulunan arsenik, kurşun, cıva, kadmiyum, krom ve selenyum gibi zehirli metallerin su ve gıdalara bulaşması söz konusu olacak.

Bu da sağlık etkilerinin yanı sıra ağırlıklı olarak tarımsal üretim yapan bölgede iktisadi faaliyeti tamamen değiştirmiş olacak.

Temiz Hava Hakkı Platformu temsilcisi ve TTB Halk Sağlığı Kolu Başkanı Prof. Dr. Nilay Etiler, projeyle birlikte, tarımsal üretimde pek çok ili besleyen Alpu Ovası’nda tarımdan madencilik sektörüne geçiş olacağını vurguluyor.

Etiler, projeyle birlikte tarımcılıktan madenciliğe geçileceğini belirtiyor

Etiler, projeyle birlikte tarımcılıktan madenciliğe geçileceğini belirtiyor

Etiler, "Tabii bunun pek çok sağlık boyutu etkisi var. Bunların başında da işçi sağlığı geliyor. Bölgede çiftçi kayıt belgesine sahip olan yaklaşık 25 bin çiftçi var. Onların bir kısmı işini kaybedecek. Projeyle üç bin civarındaki kişiye de istihdam sağlanacak. Ama bu istihdam aynı zamanda madencilik sektörünün sahip olduğu meslek hastalığı, iş kazası ve ne yazık ki ölümleri de beraberinde getirebilir. Buna da özellikle dikkat çekmek isteriz" diye konuşuyor.

İş kazaları hesaplandı 

SED raporunda, işsizliğin yanı sıra, santralin planlanan minimum faaliyet süresi olan 35 yılda 17 bin 852 iş kazası meydana geleceği ve bunlardan 290’ının ölümle sonuçlanacağı öngörüldü.

Projenin, su kaynakları üzerinde de ciddi olumsuz etkiler yaratması bekleniyor. Rapora göre santralin yakacağı kömürden ortaya çıkacak cıva, yeraltı tatlı su kaynakları ve buradan dolaşımla Porsuk Çayı ve Sakarya Nehri’ne ulaşacak. Bunun, avlanan balıklar ve tarımda sulama amaçlı kullanılan akarsular aracılığıyla besin zincirine geçerek sadece bölgeye değil, 35 yıllık zaman zarfında tüm Türkiye’ye dağılma riski bulunuyor.

Türkiye’de bugün faaliyette olan 29, proje aşamasında ise 40’tan fazla kömürlü termik santral bulunuyor. Türkiye bu rakamlarla dünyada Çin’in ardından ikinci sırada yer alıyor.

Projenin, su kaynakları üzerinde de ciddi olumsuz etkiler yaratması bekleniyor.

"Onarılamaz etkileri var"

HASUDER Çevre Sağlığı Grubu Yürütücüsü Dr. Ahmet Soysal, Türkiye’nin neresinde olursa olsun kömürlü termik santrallere karşı çıktıklarını vurguluyor. Soysal, bunun nedenlerini şöyle açıklıyor: "Kömür yakımı sonucunda ortaya kükürt dioksit, azot oksit gibi gazlarla, partikül maddeler özellikle de 2,5 mikrondan daha küçük partikül maddeler insan sağlığı üzerinde onarılmaz etkiler yapıyor. Özellikle 2,5 mikron ve altındaki partikül maddeler sadece solunum sistemi hastalıklarına, yani kronik obstrüktif akciğer hastalığına, bronşite, astıma ve akciğer kanserlerine neden olmuyor, çocukların bilişsel gelişiminde durmalara, otizm gelişmesine yol açıyor. Çeşitli organ kanserlerinin görülmesine neden oluyor."

Soysal, kömür yakımının sağlığa etkilerine dikkat çekti

Soysal, kömür yakımının sağlığa etkilerine dikkat çekti

SED raporunda, Alpu Kömürlü Termik Santrali’nin işletme alanından kaynaklanan gürültü düzeyinin de Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği limitlerini aştığına dikkat çekilerek, tesisin 24 saat kesintisiz çalışacağı düşünüldüğünde, sürekli olarak gürültüye maruz kalmanın insanlarda kaygı, uyku bozuklukları, stres bozukluğu gibi sorunlara yol açacağı da vurgulandı.

Sivil toplum kuruluşları, ABD, Almanya, İngiltere, İspanya, İsveç, Litvanya, Tayland gibi pek çok ülkede uygulanan Sağlık Etki Değerlendirmesi sürecinin Türkiye’de de mevzuata ve izin süreçlerine alınmasını talep ediyor.















Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre