Ana içeriğe atla

Covid-19 vakaları: "Dördüncü pik daha erken gelebilir"

DW Türkçe'ye konuşan uzmanlara göre, Delta varyantının çok hızlı bulaşma özelliğiyle birlikte maske-mesafe kurallarına uyulmaması ve aşılamada yeterli seviyeye ulaşılmaması vaka artışlarını tetikliyor.


Türkiye'de Covid-19 vaka sayılarındaki hızlı yükseliş sürüyor. Sağlık Bakanlığı'nın Pazartesi günü açıkladığı verilere göre son 24 saate 16 bin 809 kişinin testi pozitif çıktı, 63 kişi vefat etti.

DW Türkçe'ye konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Covid-19 İzleme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, "Şu anda dördüncü tepe noktasına doğru hızlı bir yükseliş içerisindeyiz. Bu yükselişe karşı güçlü bir yanıt vermek için hem merkezi hükümetin hem yerel yönetimlerin hem yurttaşların hem de kamu ve özel sektörün birlikte tutum alması gerekir" diyor.

16 Temmuz akşamı başlayan bayram tatilinden önce günlük vaka sayısı 7 bin civarındaydı. Resmi veriler son 10 günde vakaların iki katından fazla arttığını gösteriyor.

Peki bu artış neden kaynaklanıyor?

Yurtdışından gelenler

Kayıhan Pala, vaka sayılarındaki artışın büyük bir olasılıkla Türkiye'de de etkisini göstermeye başlayan Delta ve Delta Plus gibi yeni endişe verici varyantlardan kaynaklandığını düşündüklerini belirtiyor.

"Dünyanın birçok ülkesinde, Brezilya'da, Rusya'da, Hindistan'da, Endonezya'da, ABD ve İngiltere'de olduğu gibi Türkiye'de de bunun olması bekleniyordu" diyen Pala, bu nedenle Türkiye'nin yaz aylarındaki artışı öngörerek buna göre adım atması gerektiği yönünde çağrılar yaptıklarını hatırlatıyor.

Pala'ya göre, maske-mesafe kurallarının yanı sıra yurtdışından Türkiye'ye girenlere ilişkin bir karantina sürecinin geniş kapsamlı uygulanmaması, vakaların beklenenden daha erken ve daha hızlı artmasına yol açtı. Pala, dün itibariyle Türkiye'deki her 100 doğrulanmış olgunun 84'ünün Delta ve Delta Plus varyantı olduğu bilgisini veriyor.

Kayıhan Pala, "Öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki haftalarda vaka sayılarımız epeyce yükselecek. Umuyorum ki vaka sayılarının yükselişine ölümler eşlik etmesin ama eğer önlemler alınmazsa, eğer güçlü bir sağlık iletişimi uygulanmazsa aynen ABD'de nüfus sayıları eşit iki eyalette aşılama oranı düşük olanlarda daha fazla ölümlerin görülmesi gibi Türkiye'de de daha fazla ölümler karşımıza çıkabilir" diyor.

Delta varyantının çok hızlı bulaşma özelliği olduğu biliniyor.


İstanbul'da turistler

DW Türkçe'ye konuşan İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Çamlı, bu varyantın bütün dünyada baskın olduğu dönemde normalleşme sürecine girilmesinin bir hata olduğu görüşünde.

Normalleşme süreci

Çamlı, normalleşmeyle birlikte daha önce uygulanan tedbirlerin tamamına yakının kaldırıldığını hatırlatıyor ve "Bunun vatandaştaki karşılığı, pandemi artık geçti, pandemi öncesi dönem gibi yaşamımıza devam edebiliriz şeklinde bir rehavet algısı oluşmasına sebep oldu. Ve artık fiziksel mesafeyi, maske kuralını neredeyse uygulamama durumuna geldik" görüşünü paylaşıyor.

Delta varyantının yoğun olduğu ülkelerden Türkiye'ye gelen turistlerin yurda girişlerinde birtakım tedbirler alınması konusundaki uyarılarının da dikkate alınmadığını vurgulayan Çamlı, "Örneğin Hindistan, Nepal ve Bangladeş'ten gelen insanlara uygulanan tedbirler İngiltere'den ya da Rusya'dan gelen turistlere uygulanmadı ve bunun sonucunda özellikle Antalya başta olmak üzere bu turistlerin yoğun giriş yaptığı yörelerde Delta varyantında ciddi artışlar ortaya çıktı" diyor.

Aşılama hızı düştü

Vakalardaki artışın bir diğer nedeni de aşılamanın halen düşük seviyelerde olması. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yaklaşık 23 milyon kişinin henüz aşı olmadığını açıkladı.

Son günlerde aşılama hızında ciddi bir düşüş olduğunu ifade eden Çamlı, tüm ülkede henüz iki doz aşı yapılmış kişi sayısının yüzde 27'lere ulaştığını, bunun da toplumsal bağışıklık oranı diye kabul edilen yüzde 70'lerden çok uzak bir oran olduğunu vurguluyor.

Bayramda toplumsal hareketliliğin artmasıyla da kontrolsüz kalabalıkların kafe ve restoranlarda bir araya geldiğine işaret eden Çamlı'ya göre, hızla artan vaka sayıları dördüncü pikin erken dönemine işaret ediyor.

Son 21 günde vaka sayısının üç katına çıktığını söyleyen Çamlı, "Daha önce Eylül başında dördüncü pikin böyle bir gidişte ortaya çıkabileceğini söylediysek de bayramda yaşanan kaygı verici görüntüler bunun daha erken de ortaya çıkabileceğini düşündürüyor" sözlerini kullanıyor.

Sağlık Bakanı Koca'nın verdiği bilgilere göre henüz aşı olmayanların sayısı 23 milyon

Aşılı vaka sayısı paylaşılmıyor

Türkiye'de vakaların ne kadarının aşılanmış kesimlerden olduğuna dair resmi bir veri ise paylaşılmıyor. Ancak yoğun bakıma giren ya da ölenlerin büyük bölümünün aşısız kesimler olduğu belirtiliyor.

Kayıhan Pala, son birkaç haftadır yoğun bakımda çalışan meslektaşlarından edindiği izlenimlere göre Türkiye'de de aynen Almanya'da, İngiltere'de, Amerika'da olduğu gibi ölenlerin büyük bir bölümünün aşısız kesimler olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Ancak bu konuyu derinlemesine araştırabilmek için Sağlık Bakanlığı'nın verilerini sunması gerekir. Neden sunmadığını ise gerçekten ben anlayamıyorum."

Lütfi Çamlı da diğer ülkelerin verilerine göre delta varyantı salgınında hastalanma ya da vefat etme oranının aşılanmış kesimlerde yok denecek kadar az olduğunu dile getiriyor. Aşı tereddüdü olanlar ve aşı karşıtlarının öncelikle bilimsel kanıta dayalı bilgiler ışığında tatmin edici ve doyurucu açıklamalarla ikna edilmesi gerektiğini ifade eden Çamlı, aşı olmamakta ısrarcı olanlara toplumu korumak adına belli kısıtlamalar, belli sınırlandırmalar getirilebileceğini söylüyor.

'Aşı karşıtları ikna edilmeli'

Pala ise aşı pasaportu ve benzeri uygulamaların şu anda Türkiye'nin sorununu çözmek için iyi bir adım olmadığı kanısında. Pala'ya göre bu koşullarda yapılması gereken ilk ve en önemli iş doğru düzgün bir sağlık iletişimi kurabilmek. Vatandaşların önemli bir bölümünün Bakanlığa güvenmediğini, diğer bir bölümünün ise aşı karşıtlarının propagandasından etkilendiğini gözlemlediklerini belirten Pala, "Bilgilendirmeyi gerekirse yalnızca sosyal medya ve geleneksel medya ile sınırlı olmayıp insanların ayaklarına giderek onlara anlatarak, onları ikna ederek yürütmek lazım" diyor.

Pandemiden çıkışta en önemli silahın aşı olduğunu düşünen uzmanlar, ayrıca vaka sayılarının yüksek olduğu ülkelerden Türkiye'ye gelenlere karantina süreci uygulanmasının da alınması gereken önlemlerden biri olduğunu belirtiyor.

Covid-19 vakaları: "Dördüncü pik daha erken gelebilir" - DW Türkçe










Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirtiliy

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu.